11. Ceza Dairesi, kamu kurumu kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçunda bir sanık hakkındaki mahkumiyet kararını onarken, diğer sanık hakkında taksirli suçun tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle hükmü düzelterek onadı.
Özet: Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık suçundan iki sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını inceleyen Yargıtay, sanıklardan birinin hükmünü yargılama sürecini ve tespitleri hukuka uygun bularak onarken; diğer sanığın ise, cezaevinde bulunmasına rağmen tebligat eksikliğine rağmen süresinde yaptığı temyiz başvurusu üzerine, taksirli suça dayalı ilamın tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin tekerrür hükümlerinin yanlış uygulandığını tespit ederek, bu hatayı yeniden yargılamayı gerektirmeksizin bizzat düzelterek hükmün diğer yönlerini onamıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/1150 E., 2019/767 K.SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanık ...'ın temyiz isteminin süresinde olduğu,17.06.2019 tarihli mahkumiyet hükmünün başka suçtan cezaevinde bulunan sanık ...'e SEGBİS yoluyla tefhim edildiği; ancak Mahkemece hüküm fıkrasına, 5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezaevinde bulunan hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceği hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması karşısında sanık ...'nın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:A.Sanık ... yönünden yapılan incelemede;Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla,sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ... yönünden yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, öne sürülen diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Tekerrüre esas alınan ilamın taksirli suç olması nedeniyle tekerrüre esas alınmayacağının gözetilmemesi, sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınabilecek başkaca kayıt bulunmadığı halde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması,Yasaya aykırı, sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.01.2026 tarihinde karar verildi.