Kamulaştırma bedeli tespiti ve taşınmaz tescili davasında idare ile malik arasındaki taşınmaz vasfı anlaşmazlığına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve ilgili idare adına tescili davasına dair temyiz incelemesini içermektedir. İlk derece mahkemesi, kamulaştırma bedelini belirleyerek davanın kabulüne karar vermiş; hem davacı idare hem de taşınmaz sahipleri bu kararı istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, her iki tarafın istinaf başvurusunu da esastan reddedince, davacı idare belirlenen bedelin yüksek olduğunu ve taşınmazın yanlışlıkla arsa vasfında değerlendirildiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Davalılar ise bedel tespitinde tarla vasfında emsal kullanılarak değerin düşük hesaplandığı iddiasıyla istinaf dilekçesi sunmuşlardır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1971 Esas, 2025/863 KararKARAR : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/181 Esas, 2023/279 KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ... ilçesi, .. orman köyü, .. .. mevkii, 21 55... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;davalı idarece teklif edilen bedelin düşük olması sebebiyle kabulünün mümkün olmadığını, taşınmazın vasfının tapuda tarla gözükmesine rağmen arsa vasıflı olduğunu, taşınmazın ... Bölgesine 250m, D-100 Karayoluna 500 m uzaklıkta olduğunu, taşınmazın tamamının kamulaştırılması gerektiğini beyan ederek taşınmazın arsa vasfıyla gerçek değerinin tespitini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hükmettiği bedelin yüksek olduğunu, müvekkil idarenin oluşturmuş olduğu kıymet takdir komisyonu tarafından davalı tarafa teklif edilen bedel ile sayın bilirkişilerce tespit edilerek yerel mahkemece hükmedilen kamulaştırma bedelleri arasında ciddi bir fark bulunduğunu, müvekkil idarece dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin üzerindeki değer tespitinin tarafların kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın tarla vasfındayken mahkemece arsa vasfında değerlendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, esasen tarla olduğu yapılan keşif esnasında görülen ve bilirkişilerce de malum olan ulaşımın mümkün olmadığı alanların belediyenin cevabı yazısına istinaden arsa olarak değerlendirilmesinin müvekkilin telafisi mümkün olmayacak şekilde mağduriyetine neden olduğunu, emsal nitelikteki Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın belediyenin hizmetlerinden faydalanmıyor oluşuna ek olarak çevresinin meskun bulunmaması, bu ve bunun gibi hususlar sebebiyle tarla niteliğinde değerlendirilmesi gerekirken arsa vasfında değerlendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kamulaştırma davalarında değer tespiti yapılırken vatandaşın mülkiyet hakkına riayet edilirken kamu imkanlarını kullanan idarelerin gereksiz kamulaştırma yükü altına girmelerinin de önlenmesinin amaçlandığını, müvekkil idarenin kamunun asla öngörülmeyen ve öngörülemeyecek olan kamulaştırma yükü altında kalmasına engel olunarak, vatandaş devlet dengesinin gözetilmesini talep ettiklerini beyan ederek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde talepleri doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.2. Davalı vekili istinaf asıl ve ek beyan dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini bedel tespitinde kullanılan verilerin bilimsellikten uzak hazırlandığını, dava konusu taşınmazın yerel mahkeme tarafından arsa vasfında kabul edilmişse de raporda tek esas alınan 12 nolu emsal satışın incelenmesi halinde satış konusu gayrimenkulün tarla vasfında olduğunun görüldüğünü, bu halde hem dava konusu taşınmazı arsa olarak kabul eden yerel mahkemenin bunun devamında emsal olarak uygun bulduğu satış içeriğindeki gayrimenkulün tarla niteliğinde olmasının açıkça dava konusu taşınmazın değerinin çok daha düşük ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğinin ortada olduğunu, dosyaya başkaca sunulan emsal satışlar dururken arsa niteliğinde dahi olmayan bir gayrimenkule ilişkin satışın raporda baz alınarak yapılan hesap üzerinden yerel mahkemenin hüküm kurmasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, dava konusu gayrimenkul üzerindeki ağaçların hiçbir şekilde raporlar konusu edilmeyerek kıymet takdirinin yapılmadığını, müvekkillerine ilişkin verilen faiz kararlarının enflasyona oranla çok düşük kaldığı açıkken buna rağmen iyileştirme yapılmaksızın karar verilmesinin açıkça müvekkillerin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,yapılan yeni düzenleme ile müvekkiller açısından devletin kamu gücü ile mülkiyet hakkının ortadan kaldırıldığı kamulaştırma işlemi dolayısı ile içinde bulundukları enflasyonist dönem itibariyle kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı oldunu, kamulaştırma bedeline yasal faiz yerine, mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen kararın esas ve usule aykırı hususlarının belirttikleri sebep ve gerekçelerle müvekkilleri lehine kaldırılmasına, söz konusu araziler için bedel tespitinin hakkaniyete uygun bir şekilde belirlenip taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.