Kıyı kenar tahdidi kapsamında kalan taşınmazın uğradığı zarar nedeniyle Türk Medeni Kanunu 1007. maddeye göre hazine aleyhine açılan tazminat davasında istinaf sonrası temyiz incelemesi.
Özet: Bir taşınmazın kıyı kenar tahdidi içinde kalması nedeniyle oluşan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007 nci maddesi uyarınca hazineden tazmini istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne ve tazminata hükmedilmesi üzerine davalı hazinenin istinaf başvurusu, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve değer tespitinin doğru olduğu gerekçeleriyle kısmen kabul edilerek, dava dışı paydaşın payını da kapsayan tapu terkin hükmü yönünden düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmiş ve tazminat talebi kabul edilmiş olup, bu karar davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/3681 E.  ,  2025/17402 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1327 Esas, 2024/640 Karar
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adilcevaz Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/99 Esas, 2023/423 Karar
Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kıyı kenar tahdidi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu .. ili, .. ilçesi, .. köyü 1 36... parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle taşınmaz üzerinde tasarruf imkanı kalmadığını ileri sürerek uğramış olduğu zararın davalı ..den tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet nedeniyle reddi gerektiğini, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını, davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ..den tahsili ile davacıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tapu sicilinden "kıyı "olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıyıların özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, taşınmazın değerinin gerçek değerinin çok üzerinde belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, tazminat hesaplamasının hatalı yapıldığını, davacının taşınmazı edinim şeklinin, iyiniyetli olup olmadığının araştırılmadığını, nitekim davacının kötüniyetinin sorumluluğu ortadan kaldıracağını, davalı ... aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği gibi aleyhine vekâlet ücreti takdir edilmemesi, en azından maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden sorulduğu, idarece verilen cevabi yazı ile dava konusu taşınmazı kapsayan önceden oluşturulmuş kıyı kenar çizgisine ait karar ve dayanağı olan belgeler ile kroki ve haritasının gönderildiği, taşınmaz mahallinde yapılan keşif sonucu krokinin araziye uygulanması suretiyle kıyı kenar çizgisinin belirlendiği, kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza o yörede mutat olarak ekilen yonca, buğday ürünleri münavebeye esas alınarak olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilerek taşınmazın metrekare birim fiyatının 20,56 TL olarak hesaplanmasında, kapitalizasyon faiz oranının % 5 olarak alınmasında, istinaf edenin sıfatı dikkate alındığında net gelir hesabında üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağının gözetilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak, dava konusu taşınmazda davacının payı 1/2 oranında olduğu halde, dava dışı paydaşın da payını kapsar şekilde terkin hükmü kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için ... aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının dava konusu taşınmaza 06.06.2016 tarihli satış yoluyla malik olduğu, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 17.12.2022 tarihli ve .. yevmiye numaralı işlemle "51.284, 44... lik kısımı kıyı kenar çizgisi içinde kalmaktadır" şeklinde şerh düşüldüğü ve davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır.
6. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.