Yargıtay, hakaret suçundan sanıkların beraat kararını, yeterli delil bulunmaması ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği temyiz başvurusunu reddederek onamıştır.
Özet: Yüksek Mahkeme, hakaret suçundan sanıkların beraat kararlarının hukuka uygun olduğuna hükmetmiştir; zira ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümlerine karşı yapılan istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince esastan reddi sonrasında, yapılan temyiz incelemesinde, sanıkların aşamalardaki savunmaları, katılanın beyanları, dinlenen tanıkların iddiayı doğrulamaması ve bilirkişi raporu içeriği dikkate alındığında, atılı suçu işlediğine dair kesin ve şüpheden uzak bir ispat bulunmadığı, aksine eylemin suç teşkil edip etmediğinin şüphe boyutunda kaldığı, bu nedenle "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca beraat hükmünün yerinde olduğu ve kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle katılan vekilinin temyiz istemini oy birliğiyle reddederek, hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
4. Ceza Dairesi         2024/363 E.  ,  2026/3043 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2438 E., 2023/2200 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hakaret suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; suça konu eylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların eylemlerinin katılanın onur, şeref ve saygınlığını zedeler nitelikte olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların aşamalarda suçlamayı kabul etmemeleri, katılanın aşamalardaki beyanları, dinlenen tanıkların iddiayı doğrulamaması ile bilirkişi raporu içeriği karşısında, atılı suçu işlediği şüphe boyutunda kalan sanıklar hakkında beraat hükümleri kurulmasına yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca Kütahya 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.02.2025 tarihinde karar verildi.