Yurt dışında çalışan işçinin iş sözleşmesi feshinden kaynaklanan kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları davasında bozma sonrası temyiz incelemesi.
Özet: Bir işçinin haksız fesih iddiasıyla kıdem, ihbar, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi kısmen kabul kararı vermiş, bu karar istinafta onanmış; ancak Yargıtayın yurtdışı çalışması ve vergi kesintisi yapılmaması sebebiyle asgari geçim indirimi talebinin reddi gerektiği yönündeki bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesi bu doğrultuda yargılama yaparak asgari geçim indirimi alacağını reddederek davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir; davalı işveren ise somut uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanması, ilk dönem çalışmanın istifa ile sonlanması, ücretin hatalı tespiti ve tanık beyanlarına dayalı hafta tatili ile ulusal bayram alacaklarına hükmedilmesinin yanlış olduğu gerekçeleriyle bu son kararı temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/4307 E.  ,  2025/6443 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/556 E., 2024/810 K.
DAVA TARİHİ : 01.07.2015
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı adına vekili Avukat ... ile davacı adına vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde forekazık makine operatörü olarak 11.06.2011 tarihi itibarıyla çalışmaya başladığını, 22.10.2014 tarihinde davalı işveren tarafından haksız ve sebepsiz olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının görevine ek olarak vinç ve diğer makineleri de kullandığını, son aylık ücretinin net 2.900,00 USD olduğunu, davacının davalı Şirketin başta ... olmak üzene yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını, davacının haftanın 7 günü 08.00-22.30 saatleri arasında çalıştığını, davacının alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirkette belirli süreli iş sözleşmesi ile inşaat kalfası olarak çalışmaya başladığını, şantiyedeki işin bitimi nedeniyle işten ayrıldığını, davacının tüm hak ve alacaklarının imzası karşılığı ödendiğini, davacının izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli kararı ile; taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin baştan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğu, davacının fesih tarihindeki aylık ücretinin net 1.650,00 USD olduğu, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, davacının bakiye 2 gün yıllık izin hakkının olduğu, tanık beyanlarına göre davacının 12 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramların birinci günü dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, tanık beyanlarından işyerinde haftada 6 gün çalışma olduğu, bu nedenle hafta tatilinde çalıştığı iddiasının ispatlanamadığı, yasal düzenlemeye göre 01.01.2008 tarihinden itibaren asgari geçim indirimi uygulaması olduğu, bunun ödendiğinin ispatının işverene ait olduğu, davalı tarafça asgari geçim indirimi ödemesi yapıldığı konusunda somut delil olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 16.02.2024 tarihli kararı ile; davacının ilk dönem çalışmasının istifa ile sonlandığının ispatlanamadığı, iki dönemin birleştirilerek hizmet süresinin hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun ikinci seçeneğinden yapılan tespit ve hesaplamaların dosyadaki delil durumuna uygun olduğu gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile davacı işçinin yurt dışında çalıştığı ve ücretinden vergi kesintisi yapılmadığına göre davacının muaf tutulması gereken bir kısım da bulunmadığı, şu hâlde davacının asgari geçim indirimi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma doğrultusunda asgari geçim indirimi alacağı reddedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Somut uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Davacının ilk dönem çalışmasının istifa ile sonlandığını, bu nedenle kıdem tazminatı hesaplamasına dâhil edilmemesi gerektiğini, davacının ikinci dönem çalışması yaklaşık 10 ay olduğundan kıdem ve ihbar tazminatının reddi gerektiğini,
3. Aylık ücretin hatalı tespit edildiğini,
4. Tanık beyanları ile hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
5. Yıllık ücretli izin alacağı ve asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının asgari geçim indirimi alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.