Boşanma davasında ilk derece mahkemesince tam kusurlu bulunan erkeğe yönelik, bölge adliye mahkemesince hatalı istinaf sınırlamasıyla verilen manevi tazminat talebi reddi kararı Yargıtay tarafından bozulmuştur.
Özet: Yüksek Mahkeme, boşanma davasında, istinaf mahkemesinin davalı erkeğin açıkça itiraz etmediği bir kusuru kendiliğinden kusur belirlemesinden çıkararak hatalı istinaf incelemesi yaptığını ve bu sebeple kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki eylemlerden kaynaklanan manevi tazminat talebini haksız yere reddettiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kesinleşen tam kusur belirlemesi ve erkeğin eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi nedeniyle, davacı kadın lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini vurgulayarak istinaf kararını bozmuştur.
2. Hukuk Dairesi         2025/1974 E.  ,  2025/9079 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1859 E., 2024/1523 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma- Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/113 E., 2022/301 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından manevî tazminat talebinin reddi, kusur belirlemesi, ortak çocuk ...... velâyeti ile tedbir ve iştirak nafakasının kaldırılması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabul, kısmen esastan reddi ile kabul edilen yönlerden İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiş, hüküm davacı kadın vekili tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden esas hakkında hüküm kurduğu yönlerden temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında tarafların ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin gösterileceği; aynı Kanun'un 355 inci maddesinin birinci fıkrasında incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı yapılacağı ve 359 uncu maddesinin ikinci fıkrasında hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, süphe ve tereddüt uyandırmayacak sekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğe kusur olarak yüklenen ''baban size s...s... bakacak " vakıasına davacı kadın tarafından dilekçeler aşamasında usulüne uygun olarak dayanılmadığı gibi bu vakıaya yönelik tanık beyanının da duyuma dayalı olduğu belirtilerek bu vakıa erkeğin kusurlarından çıkarılmış ve erkeğin kalan kusurlarının da kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesi ile kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de dosyanın yapılan incelemesinde erkeğin istinaf dilekçesinde Bölge Adliye Mahkemesince kendisinin kusurlarından çıkarılan vakıaya yönelik açık bir istinaf itirazında bulunmadığı gibi kusur belirlemesine yönelik bir istinaf itirazında da bulunmamıştır. Bu hale göre istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince hatalı istinaf sınırlaması yapılarak kusur belirlemesinin de istinaf edildiği gerekçesi ile davalı erkeğe kusur olarak yüklenen davacı kadına hitaben söylediği "baban size s... s...bakacak" söylemine yönelik vakıanın erkeğin kusurları arasından çıkarılması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3. Boşanma sebebiyle manevî tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın, kusursuz veya diğer tarafa göre az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir (TMK md. 174/2). Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince erkekten çıkarılan kusur dikkate alındığında TMK md. 174/2'nin yasal koşullarının somut olayda davacı kadın yararına oluşmayacağı kabul edilerek davacı kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen ve erkek tarafından da istinaf edilmeyerek kesinleşen kusur belirlemesine göre davalı erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu ve bu kusurlu eylemlerinin aynı zamanda kadının kişilik haklarına da saldırı teşkil eder nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının "kusur belirlemesine esas vakıa ve reddedilen manevî tazminat talebi" yönünden davacı kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.