İşçinin emeklilik vaadiyle yapılan ikale anlaşmasını takiben rakip firmaya geçişinin iş sözleşmesi feshine etkisi ve çeşitli alacak talepleri davası.
Özet: Davacı, davalı şirketle yaptığı ikale (karşılıklı anlaşma ile fesih) sözleşmesinin koşullarına dayanarak, işten ayrılma sürecinin uzaması nedeniyle kararlaştırılan ek prim, hak kazandığını düşündüğü yıllık teşvik primi, pozisyonunun kapatılması sebebiyle oluşan hizmet sonu tazminatı ve bakiye yıllık ücretli izin alacaklarını talep ederken; davalı ise davacının rakip bir firmayla anlaştığını gizleyerek sadakat borcunu ihlal ettiğini, ikale sözleşmesinin irade sakatlığı nedeniyle geçersiz olduğunu, davacının tüm prim alacaklarını aldığını ve hizmet sonu tazminatı veya bakiye izin alacağı hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1968 E., 2025/336 K.DAVA TARİHİ : 05.02.2020İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 1. İş MahkemesiSAYISI : 2020/56 E., 2022/130 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat A.... geldiler.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin uluslararası alanda faaliyet gösteren teknoloji Şirketi ... grubuna dâhil olması ve davacının da ... Afrika Bölgesinin Satış Liderliği gibi önemli ve etkin bir görevde çalışması nedeniyle davacının iş ilişkisini emeklilik yazısıyla sonlandırmadığını, Şirketin zarar görmemesi için işten ayrılma sürecini uzattığını, bu duruma istinaden de ikale yapıldığını, sürecin uzaması nedeniyle ikalede “ek prim tutarı” olarak üç aylık ücretine tekabül edecek şekilde net 117.899,07 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, fesih bildiriminde ikalenin davacının başka bir Şirket bünyesinde çalışmayacağı düşünülerek yapıldığını ve bu bağlamda iş sözleşmesinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranış sebebiyle haklı feshedildiğine ilişkin beyanlarının yersiz olduğunu, iş ilişkisi sona erdikten sonra sadakat borcunun da ortadan kalkacağını, nitekim iş sözleşmesinde ve/veya ikalede de davacının iş ilişkisi sona erdikten sonra başka bir iş yerinde çalışmayacağına ilişkin yasak ya da bu yönde davacının herhangi bir taahhüdü bulunmadığını, davalı Şirketin teşvik primi uygulamasında iş sözleşmesinde yıllık brüt ücretin %35’i oranında kararlaştırılan teşvik primine zam yapılabildiğini, 2019 yılı için %35 oranından daha fazla prim alacağının ortada olduğunu, fesih şeklinden bağımsız olarak davacının her hâlükarda üst düzey yöneticinin yıllık teşvik primine hak kazandığını, davacının görev aldığı Bölge Ticaret Müdürlüğü pozisyonunun Şirket tarafından bir üstteki yöneticinin (Region CEO) görev tanımına dâhil edilerek kapatılması sebebiyle Şirket politikasına göre davacının 10 aylık ücreti tutarında hizmet sonu tazminatına hak kazandığını, Şirketin kadro kapatarak küçülmeye gitmesi nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirdiğini, diğer çalışanlara hizmet sonu tazminatı verildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, prim alacağı, hizmet sonu tazminatı ve bakiye yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının fesih öncesinde Şirkette çalışırken davalı Şirketin ticari rakiplerinden ... Elektromekanik Sanayi Tesisleri AŞ ile görüştüğü ve iş sözleşmesi yapılması konusunda anlaştığını, davacının sadakat borcuna aykırı davrandığını, davacının 13.11.2019 tarihinde yapılan ikale ile Şirket yetkililerinin iradesini fesada uğratarak, kendisine menfaat sağlamak amacıyla hazırlandığını, davacının emekli olacağını ve artık çalışmayacağına dair beyanı üzerine normalde uygulaması olmayan ve hak edilmeyen bir ücret ödenmesi konusunda müvekkili Şirketin iradesinin sakatlanması sonucunda anlaşma gerçekleştiğini, ancak davacının haksız ve kötüniyetli eylemlerinin öğrenildiğini ve davacının bu eylemleri nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, her ne kadar ikalenin akdedildiği 13.11.2019 tarihinde iş sözleşmesinin 30.11.2019 tarihinde sona ereceği hususunda anlaşılmış olsa da 14.11.2019 tarihinde rakip şirket Yönetim Kurulu Başkanı tarafından davacının genel müdür olarak göreve başlayacağı ilan edilmekle, ikalenin hükmü kalmadığını, davacı da dâhil olmak üzere çalışanların prim alacaklarının alacağın muaccel olması ile ödendiğini, primlerin Şirket üst yönetimi tarafından kararlaştırıldığını, çalışılan her yıl prim ödemesi yapılmadığını, davacının çalıştığı süre içerisinde tüm prim alacaklarını aldığını, çalışanın bir önceki yıl primini alabilmesi için Nisan ayında çalışıyor olmasının ön şart olduğunu, Nisan ayı öncesinde yapılan çıkış işlemlerinde hiçbir zaman prim ödemesi olmadığının yapılacak incelemelerde tespit olunacağını, davacının teşvik primi alacağı bulunmadığını, davalı Şirkette hizmet sonu tazminatı adı altında bir uygulama ve tazminat çeşidi bulunmadığını, davacının izin ücreti alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 03.01.1994-19.11.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, iş sözleşmesinin feshinin emeklilik nedeniyle olmadığını, davacıyla ikale yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, davacının günümüz ekonomik şartlarında başka bir işyerinde çalışmak için hazırlık yapması hususunun dürüstlük kuralına uygun bir davranış olduğunu, bu nedenle davalı tarafın haklı fesih iddiasının kabul edilmediğini, davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde haklı feshe dayanmadan sona erdirildiği, işyerinde prim ödemesi hak edilebilmesi için işyerinde fiilen çalışma şartının bulunmadığı, zira işyerinden 2019 yılı Kasım ayında ayrılmış olmasına rağmen 2020 yılı Nisan ayında prim ödemelerinin mevcut bulunduğu, davacının işyerinde çalışan diğer personellere yapılan ödemelere istinaden prim alacağının bulunduğu, davacının iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona ermediği, iş sözleşmesi davalı işverence haklı fesih gerekçesiyle sona erdirilmeseydi, iş sözleşmesinin taraflar arasındaki ikale gereği 30.11.2019 tarihinde sona erecek olduğu, buna göre davacının hizmet sonu tazminatı talebinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinden ayrıldıktan sonra çalışmak üzere anlaşmaya vardığı dava dışı Şirketin belirtilen bölgede olmadığı, davacının rekabet yasağına aykırı iş ve işlem yaptığına dair dosyaya yansıyan somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, dolayısıyla davalı işverence sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğinin ispat edilemediği, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, tanık beyanlarından prim ödemesinin işyeri uygulaması hâline geldiği anlaşılmakla sözleşme maddesi gereği üst düzey yönetici görevinde çalışan davacının 2019 yılı çalışma günüyle orantılı olarak %35 teşvik primine hak kazanacağı, davacının iş sözleşmesinin ikale ile sona ermediği, davalı işveren tarafından 15.11.2019 tarihli fesih bildirimi ile sona erdirildiği tespit edildiğinden davacının hizmet sonu tazminatı alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, dava ve ıslah dilekçesinde davacının prim alacağına mevduat faizi işletilmesini talep ettiği hâlde Mahkemece yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile davalı Şirket tarafından hizmet sonu tazminatı ödemesi yapıldığının kanıtladığını, b. Davalı Şirketin, şirket politikası olarak işçilerin iş sözleşmesini ikale ile sona erdirdiği durumlarda söz konusu işçilere hizmet sonu ödemesi yaptığını açıkça ortaya koyduğunu, c. Bu durumda Şirkette yaklaşık 26 yıl kıdemi olan ve görev aldığı Bölge Ticaret Müdürlüğü pozisyonu Şirket tarafından bir üstteki yöneticinin (Region CEO) görev tanımına dâhil edilerek kapatılan davacının hizmet sonu tazminatını belirleyen maaş skalası uyarınca 10 aylık ücreti tutarında hizmet sonu ödemesine hak kazandığını, d. Davalı Şirketin, ikale kapsamında üzerine düşen hak ve yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla kötüniyetli olarak davacının iş sözleşmesinin feshedilmesi yoluna gittiğini ileri sürmüştür.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının fesih öncesi istifa dilekçesi verdiğini, b. Davacının prim alacağı bulunmadığını,c. Hizmet sonu tazminatı adı altında ödeme bulunmadığını, d. Yıllık ücretli izin alacağı talebinin reddi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; dava konusu alacaklarının ispatı, ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.