Sağlık Bakanlığında muvazaalı alt işverenlik iddialarıyla fark ücret, ikramiye ve döner sermaye payı alacaklarını talep eden laboratuvar teknikerinin, Yargıtayın bozma kararı sonrası davasının reddedilmesi üzerine adil yargılanma ve muvazaanın yeniden değerlendirilmesi temyiz başvurusu.
Özet: Bir laboratuvar teknikerinin, davalı bakanlık bünyesinde alt işverenler aracılığıyla muvazaalı şekilde çalıştırıldığı iddiasıyla açtığı fark ücret, ikramiye ve diğer sosyal hak alacakları davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin muvazaa tespitine rağmen, Yargıtayın laboratuvar hizmetlerinin yasal olarak dışarıdan alınabileceği ve sendika üyesi olmayan davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağı gerekçesiyle bozma kararı vermesi üzerine, ilk derece mahkemesi davayı tamamen reddetmiş; davacı vekili ise muvazaa iddiasının devam ettiğini, kadrolu işçilerle ücret eşitsizliğinin anayasaya aykırı olduğunu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararı yeniden temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/5979 E.  ,  2025/7141 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2025/20 E., 2025/80 K.
DAVA TARİHİ : 21.10.2021
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde laboratuvar teknikeri olarak çalıştığını, kesintisiz şekilde aynı hastanede çalışmasına karşılık Bakanlığın alt işverenlik ilişkisi kurduğu şirketler üzerinden çalıştırıldığını, davalı işverenin talimatları doğrultusunda iş gördüğünü, davacının yaptığı işin niteliği gereği alt işverene verilebilecek işlerden olmadığını, davalı Bakanlık ile alt işveren şirketler arasında kurulan ilişkinin muvazaalı olduğunu, kadrolu işçilere tanınan haklardan ve Bakanlığın taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinden davacının yararlanamadığını ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye ücretleri ile döner sermaye payı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının Bakanlığın çalışanı olmadığını, İdare ile alt işveren şirketler arasında imzalanan laboratuvar hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştığını, davacının herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 34. İş Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararı ile; toplanan deliller, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının bağlı görüldüğü alt işverenler değiştiği hâlde sürekli davalı Bakanlık bünyesinde asıl işlerde davalının emir ve talimatı altında muvazaalı bir şekilde çalıştığı, toplu iş sözleşmesi hükümleri ve tanık beyanlarına göre davacının ilave tediye, ikramiye ile döner sermaye payı alacağına hak kazandığı ancak davacının ücret bordrosu ile emsal işçi ücret bordrosu karşılaştırıldığında davacının fark ücret alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesininin 24.11.2023 tarihli kararı ile; davacının davalı ... Bakanlığına bağlı hastanelerde, Sağlık Bakanlığından ihaleyle iş alan şirketler işçisi olarak çalıştığı, dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında yaptığı işin tıbbi laboratuvar teknikerliği olduğu ve muvazaalı olarak çalıştırıldığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların delil durumuna uygun olduğu, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; laboratuvar hizmetlerine yönelik verilen ve bu kapsamda davacı tarafından yapılan işlerin hizmet alımı yoluyla gördürülmesinin yasal olarak mümkün olduğu, davacının belirtilen hizmet alım sözleşmeleri kapsamında işe alındığı ve fiilen yaptığı işin hizmet alımı kapsamında olduğu, bu durumda davalı Bakanlık ile dava dışı işverenler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun kabulünün hatalı olduğu, kabule göre ise sendika üyesi olamayan davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağı açık olup toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ikramiye alacağını hesaplayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının isabetsiz olduğu gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulduğu açıklanarak davacının muvazaalı olarak çalıştırılmadığının anlaşıldığı, bu itibarla muvazaa iddiasına dayalı taleplerin reddi gerektiği; ayrıca davacı sendika üyesi olmadığından toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ikramiye alacağınında reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının muvazaalı olarak davalı işyerinde çalıştırıldığını, davacının alt işveren Şirketin değil davalı işverenin organizasyonu dâhilinde çalıştığını,
2. Davacı ile aynı işi yapan işçiler arasında ücret farkı bulunduğunu, kadrolu işçilere nazaran davacının ücretinin düşük olduğunu ve bu durumunda 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olduğunu,
3. Davada uygulanacak mevzuatın tespit edilmesi gerektiğini,
4. Adil yargılanma hakkının yerine getirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı ile hizmet alım sözleşmesi imzalayan dava dışı işverenler arasında muvazaalı ilişki olup olmadığı, buna bağlı olarak davacının davalının işçisi sayılıp sayılamayacağı ile dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.