Cezayirdeki işyerinde çalışan işçinin fazla çalışma ve tatil alacakları davasında, Yargıtayın ücret ve faiz hesaplamasındaki hatalar nedeniyle bozma kararı sonrası uyularak verilen kararın davalı vekilince temyizi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının Cezayirdeki işyerinde çalıştığı dönemdeki eksik ödenen fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına dair işçi alacağı davasını ele almaktadır. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, istinaf bu kararı onamış ancak Yargıtay önceki kararında ücret seviyesinin ve uygulanacak faiz oranının yanlış hesaplandığı gerekçesiyle bozma kararı vermiştir. Bozma sonrası ilk derece mahkemesi, Yargıtayın direktifleri doğrultusunda yeniden kısmi kabul kararı vermiş, bu karara karşı davalı tarafça menfaat birliği içindeki tanık beyanları ve çalışma süreleri gibi noktalara itiraz edilerek ikinci kez temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Duruşmalı yapılan bu temyiz incelemesi, dosyadaki belgelerin incelenmesinin ardından karara bağlanacaktır.
9. Hukuk Dairesi         2025/4894 E.  ,  2025/7126 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/231 E., 2025/223 K.
DAVA TARİHİ : 23.03.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat ... duruşmaya geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Cezayir'de bulunan işyerinde çalıştığını, davacıya çalıştığı süre boyunca işçilik alacaklarının eksik ödendiğini iddia ederek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ödenmemiş hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli tarihli kararı ile davacının fazla çalışma yaptığı ve karşılığının ödenmediği, yine hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı ve ücretinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekillince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 03.01.2024 tarihli kararı ile; davacının davalı işverenin Cezayir’de yer alan iki farklı projesinde makine mühendisi/atölye şefi olarak çalıştığının anlaşıldığı, kabul edilen çalışma süresinin tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde isabetli olduğu, davalı tarafça davacının üst düzey yönetici olduğu ve kendi çalışma düzenini belirlediği ileri sürülse de gerek bordrolarda mevcut ödeme ve bilgiler gerekse de davalı tanıklarının ifadelerinden davacının üzerinde çalışma saatlerini belirleyen amirlerin bulunduğunun anlaşılması karşısında söz konusu savunmaya itibar edilmediği, davacının tanık olarak verdiği ifadelerin mevcut kabul ve hesaba etkisinin bulunmadığı, kabul edilen çalışma düzenine göre hak edildiği anlaşılan işçilik alacaklarının ödendiğinin davalı tarafça ispatının gerektiği, davacıya yapılan tüm ödemeler sonucu oluşan ödeme tutarının süreklilik gösterecek şekilde benzer miktara tamamlanması karşısında bordrolarda sonuç tutar olarak davacıya ödenen miktarın davacının gerçek ücreti olduğu sonucuna varıldığı, Mahkemece yapılan indirimin yerleşik uygulama ile örtüştüğü, Mahkemenin davalı tarafa yemin delilini hatırlatma yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.01.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davacının ücret seviyesinin 7.000,00 USD kabul edildiği, ancak dosya kapsamında mevcut, davacı vekili tarafından ibraz edilmiş 14.09.2017 tarihli beyan dilekçesinde davacının 04.09.2015 tarihinde ücretinin 6.800,00 USD olduğunun iddia edildiği ve dilekçe ekinde davacının ücretinin 6.800,00 USD olduğunu gösterir işverenden alınmış belge sunulduğu, davacı vekilinin bu iddiası ve sunduğu belge karşısında, 01.04.2013 tarihinden 04.09.2015 tarihine kadar davacının ücretinin 6.800,00 USD kabul edilerek talep konusu alacakların hesaplanması gerektiği, hüküm altına alınan alacaklara 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına hükmedilmesi gerekirken bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda bozma kararı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Menfaat birliği içindeki davacı tanıklarının anlatımlarına itibar edilemeyeceğini ve tanıkların 10.08.2014 tarihinden sonra davacı ile birlikte çalışmadıklarını, davacı tanık beyanlarının iddia ile çeliştiğini, davacı tanıklarının kendi çalışma saatlerine dair beyanlarının dahi birbiriyle uyuşmadığını, davacı tanıklarının anlatımlarının da davacının kendi çalışma saatlerini belirlediğini ortaya koyduğunu, davacının çalışmasını belirlediği işçilerden daha fazla çalıştığının kabul edilmesinin hayat tecrübelerine ters olduğunu,
2. Davacıya Türkiye'de çalışma karşılığı olmaksızın geçirilen günlere karşılık ödenen bedelin dava konusu alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; aylık ücret miktarı ve faiz yönünden yapılan bozmaya uygun şekilde karar verilip verilmediği hususundadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücreti ile aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.