Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Liberyada çalışan işçinin haksız fesih sonrası fazla çalışma, tatil ve izin alacakları talepleri ile Türkiyedeki izin ödemelerinin mahsubu hususundaki istinaf kararını inceledi.
Özet: Bir işçinin yurt dışında çalışırken iş sözleşmesinin haksız feshi iddiasıyla açtığı kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin alacakları davasında; ilk derece mahkemesi holding şirketi aleyhindeki husumet itirazını kabul ederek, işçinin Türkiyede geçirdiği sürelerin yıllık izin olarak değerlendirilmesi ve bu dönemde ödenen ücretlerin diğer alacaklardan mahsup edilmesi gerektiği sonucuna vararak davanın reddine karar vermiş, bu karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da davalılardan biri yönünden husumet ve yıllık izin ile mahsup konularında uygun bulunarak onanmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/3926 E.  ,  2025/7125 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/79 E., 2025/502 K.
DAVA TARİHİ : 07.06.2021
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/207 E., 2023/434 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı ve davalılar ... ... Madencilik AŞ ve (Tasfiye Hâlinde) ... Madencilik Hiz. AŞ vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Holding AŞ'ye bağlı diğer davalı Şirketlerin oluşturduğu iş organizasyonu kapsamında Liberya'da çalıştığını, davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak feshedildiğini, davacının hafta tatili ve yıllık izinlerini kullanmadığını, haftanın 7 günü günde 12 saat çalıştığını, ayrıca haftada 3-4 günde 16-18 saat çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirketlere husumet yöneltilemeyeceğini, davacının yabancı Şirket iştiraki personeli olduğunu, davalı ... ... Mad. AŞ ile bağlantısının olmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, hak etmiş olduğu tüm işçilik alacaklarının banka hesabına yatırıldığını, davacının Türkiye'de izinli olarak geçirdiği günleri yıllık izinli olarak geçirdiğinden yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını, pozisyonu itibarıyla 6 hafta çalışma sonrası 2 hafta Türkiye'ye gelerek izin kullanma şeklinde çalıştığını, yıllık izin süresinden bakiye kalan kısmın toplu hafta tatili kullanımı niteliğinde olduğunu, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, belli dönemlerde yapıldığında serbest zaman olarak kullandırıldığını, bu nedenle fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını, işyerinde 3 vardiya çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Holding AŞ aleyhindeki dava bakımından davanın husumetten reddi gerektiği, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiği, davacının Türkiye'de bulunduğu dönemde yıllık izinlerini kullandığı, yıllık izin hakkının bulunmadığı, usulüne uygun kullandırılmadığı kabul edilen hafta tatillerinde yapılan çalışma karşılığı ücretin %50 zamlı olarak hesaplanması gerektiği, bununla birlikte işyerinin konumu ve işçinin isteğiyle gerçekleşen böyle bir uygulamada, hafta tatili olarak değerlendirilmeyen süreler için ödenen ücretin mahsup edilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği, bu itibarla davacının Türkiye'de bulunduğu dönem için ödenen ücretten hafta tatili alacağının mahsubu sonrası kalan miktarın davaya konu alacaklardan mahsup edilince bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... AŞ yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının Türkiye'de bulunduğu dönemde yıllık izinlerini kullanmış olduğu anlaşıldığından Mahkemece yıllık ücretli izinalacağı talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, Mahkemece sunulan iş sözleşmesi, 01.04.2021 tarihli çalışma şartları duyurusu ve dinlenen davacı tanıklarının beyanları dikkate alınarak davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tespit edildiği, Mahkemenin çalışma gün ve saatlerine dair kabulünün ve sözü edilen alacaklardan yapılan indirim oranının dosya kapsamına uygun olduğu, davalı tarafın takas mahsup def'inde bulunması nedeniyle davalı tarafın alacağına karşılık, davacının Türkiye'de bulunduğu dönem için ödenen ücretten, hafta tatili alacağının mahsubu sonrası kalan miktar davaya konu alacaklardan mahsup edilince bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti kalmadığından, Mahkeme tarafından davacının davasının davalılar ... ... Mad. AŞ ile ... Mad. Hiz. AŞ yönünden reddine karar verilmesinde bir hatanın bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının kullandığı izinlerin yıllık ücretli izin olduğunu, emsal dava dosyalarında da bu şekilde kabul edildiğini,
2. Fazla çalışma süresinin hatalı olarak belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise, işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
4857 sayılı İş Kanun'u (4857 sayılı Kanun); fazla çalışma yapıldığında, işçiye isterse ücreti yerine serbest zaman kullanma hakkı tanımıştır. Bu süre her saat karşılığı, fazla çalışma için bir saat otuz dakika, fazla süreli çalışma için bir saat on beş dakika olarak belirlenmiştir. Bu sürelerin sözleşmelerle artırılması mümkündür. Günlük çalışma süresinin on bir saati aşamayacağı 4857 sayılı Kanun'da emredici şekilde düzenlendiğine göre bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tâbi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Ancak hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri dinlenme hakkı kapsamında kaldığından, tatilde yapılan çalışma karşılığı serbest zaman kullandırılması 4857 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil eder. Serbest zaman ancak fazla çalışma karşılığı verilebilir. Tatilde yapılan çalışma karşılığında izin verilmişse bu ancak mazeret izni olarak kabul edilebilir.
Somut uyuşmazlıkta davalı taraf; davacının, 6 hafta çalışmadan sonra 2 hafta Türkiye'de ücretini alacak şekilde serbest zaman geçirdiğini savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince davacıya Türkiye'de bulunduğu dönemde ödenen ücret dava konusu alacaklardan mahsup edilmiştir.
Davacının davalı işyerinde Rotasyon Planı çerçevesinde çalıştığı, dosya kapsamında bulunan sözleşmede ve davalı tarafında beyanına göre 6 haftalık çalışma süresinden sonra 2 hafta izne hak kazanacağının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Davalılar tarafından davacının fazla çalışması karşılığı serbest zaman kullanmak istediğine ilişkin yazılı başvurusu bulunduğu da ispatlanamamıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, iş sözleşmesi, tanık beyanları ve Dairemizin emsal kararları hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın, davacının serbest zaman kullanma kapsamında Türkiye'de olduğunu belirttiği sürelerde, davacının Rotasyon Planı kapsamında yıllık ücretli izinde olduğu kabul edilerek bu süreler için ödenen ücretler mahsup edilmeksizin dava konusu alacakların hüküm altına alınması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.