İstanbul Ticaret Mahkemesinde, ticari alacaktan kaynaklanan icra takibine itirazın iptali davası; ödenmeyen sulh protokolü taksitleri ve davalı takas talebi ekseninde inceleniyor.
Özet: Davacı şirket, davalı aleyhine ticari alacaklarından dolayı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiş, davalının arabuluculuk süreci sonunda imzalanan sulh protokolü ile borcu kesin olarak ikrar etmesine rağmen sadece ilk taksiti ödeyerek anlaşmayı ihlal ettiğini ileri sürmüştür; davalı ise takas-mahsup iddialarında bulunmuştur. Mahkeme, davalı tarafından protokoldeki imzaya itiraz edilmemesi nedeniyle borç miktarında ihtilaf bulunmadığına kanaat getirmiş ve davacının, davalıya tebliğ edilmemiş olan itiraza karşı süresinde dava açtığını kabul ederek yargılamaya devam etmiştir.

T.C.
İSTANBUL18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/614 EsasKARAR NO :2026/225DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:18/08/2025KARAR TARİHİ:31/03/2026Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete olan borcundan dolayı ... Ticaret ve Turizm A.Ş. aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, davalının işbu itirazı haksız ve hukuki mesnetten yoksun ve alacağı geciktirmeye yönelik olduğunu, arabulucu nezdinde anlamama tutanağı tutulduktan sonra davalı borçlu şirketin taksitler halinde ödeme yapmak istediğini belirtmesi üzerine taraf vekilleri ekte sunulan sulh ve ibra başlıklı sözleşme ile borcun taksitler halinde ödenmesi hususunda anlaştıklarını, işbu sözleşmesi ile davalı şirket, davaya konu icra takibindeki alacağın varlığını kesin olarak ikrar ve kabul ettiğini, bu kabul ve ikrara rağmen davalı şirket, belirtilen protokoldeki ödemeleri yapmadığını, davalı borçlu tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı icra takibine, takip konusu borca ( 111.507,49 TL asıl alacağa) ve faize yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, alacağın % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşme gereğince komisyon ve komisyon şartları belirlendiğini, yerleşik içtihatlar doğrultusunda faturanın tebliğ edilmiş olması ve itiraz edilmemiş olması, hizmetin tam ve eksiksiz vermiş olduğunu kanıtlamadığını, müvekkili şirketin davacıdan olan komisyon alacakları ve fatura alacakları olduğunu, bu alacaklar yönünden de takas-mahsup talebi bulunduğunu, müvekkili şirketin alacakları ticari defterlerin incelenmesi neticesinde sabit olduğunu, haksız davanın reddini, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeden kaynaklı davacı tarafından tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; taraflar arasında akdedilmiş olan hizmet sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasından 30/12/2024 tarihinde takibe girişilmiş olup davalının itirazı üzerine takibin durması akabinde taraflar arasında 26/02/2025 tarihinde işbu icra dosyasından kaynaklı olarak sulh protokolü düzenlenmiş ise de davalı tarafından yalnızca 1 taksitin ödenip sonrasında ödeme yapılmaması sebebiyle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.Tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile her ne kadar defterlerinin incelenmesi gerekmekte ise de taraflar arasında icra dosyasına ilişkin olarak protokolün akdedilmiş olması sebebiyle alacak- borç miktarına ilişkin olarak bir uyuşmazlık bulunmadığı, nitekim davalı tarafça söz konusu protokoldeki imzaya itiraz edilmemiş olduğu görülmekle HMK m.31 hükmü kapsamında taraflara anlaşılan bedel bakımından ne şekilde hesaplama yapıldığı hususunda beyanda bulunmak üzere verilen süre uyarınca davacı tarafından sunulan beyan dilekçesinde davalının talebi üzerine hem faiz hem de vekalet ücreti indirimi yapıldığını beyanla tek tek anlaşılan tutara ilişkin olarak açıklamada bulunulduğu, davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinin de benzer mahiyette olduğu, bu kapsamda taraflar arasında icra dosyasındaki borç miktarına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar cevap dilekçesi ile birlikte davalı tarafça takas mahsup definde bulunulmuş ise de davalı vekiline takas - mahsup defileri bakımından değerlendirme yapılabilmesi amacıyla taraflar arasındaki sözleşmenin devam edip etmediği, sulh ve ibra protokolü tarihinden sonra karşılıklı olarak herhangi bir alacak verecek olup olmadığı, ticari ilişkinin devam edip etmediği hususunda beyanda bulunmak ve davacıdan alacaklı olduklarını iddia ettikleri hususlar bakımından açıklama yapılarak ilgili evrakları ibraz etmek üzere verilen sürede herhangi bir beyan sunulmadığı gibi delil de ibraz edilmemiş olduğu, söz konusu iddialarının soyut beyandan ibaret kaldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2022 tarih ve 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar sayılı "... Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada taraflar arasında akdedilmiş olan protokolün 5. Ve 6. Maddelerinin "5- Taraflar iş bu sözleşmede belirtilen ödemelerin yukarıda bahsi geçen icra dosyası borcunun ifası uğruna yapıldığı konusunda mutabık kalmışlardır. Taksit ödemelerinden birisi vadesinde yapılmaz ise yapılan ödemeler, TBK 100. Maddesi gereğince öncelikle icra dosyasındaki işlemiş faiz, masraf ve ferilerine mahsup edilecektir. Böyle bir durumda ... Yapı Ve Turizm Anonim Şirketi icra dosyasının tahsili amacıyla dava açmaya muhtar olacaktır. 6- ... Yapı Ve Turizm Anonim Şirketi, işbu Sözleşme ile belirlenen Sulh Bedelini eksiksiz olarak tahsil etmesi kaydı şartıyla ... Ticaret ve Turizm A.Ş.’yi geri dönülmez bir şekilde İBRA etmiş sayılacağını beyan, kabul ve taahhüt eder." şeklindeki düzenlemesi uyarınca davalı tarafından icra takibinden sonra işbu davadan önce yapılmış olan 20.000,00 TL'lik ödemenin TBK m.100 kapsamında takibin ferilerinden sayılması gerekmiş, alınan kapak hesabı kapsamında yapılan ödemenin icra takibinin ferilerinin tamamını karşılamaya yeter miktarda olmadığı, asıl alacaktan düşülmesini gerektiren bir bedel olmadığı kanaatine varılmakla davalının yapmış olduğu ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirilmesi kaydıyla davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 111.507,49 TL 'nin %20'si oranında olan 22.301,50 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile; takibin kaldığı yerden devamına, -Davalı tarafından icra takibinden sonra davadan önce 26.02.2025 tarihinde haricen yapılan 20.000,00 TL'lik ödemenin TBK m.100 hükmü uyarınca icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirilmesine,2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 111.507,49 TL 'nin %20'si oranında olan 22.301,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli olan 7.617,08-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 1.346,73-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.270,35-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 2.049,63 -TL (başvurma, vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri: 65,00-TL olmak üzere toplam: 2.114,63-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına.7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/03/2026Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır