Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, yurt dışı şantiyelerde çalışan işçinin ihbar, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücret alacakları davasında ücret ispatı, çalışma süreleri hesaplaması ve Milletlerarası Özel Hukuk hükümleri çerçevesinde Türk Hukukunun zımnen seçilmesini değerlendiren kararı.
Özet: Yurt dışında formen olarak çalışan işçinin haksız fesihle sonlandığını iddia ettiği iş sözleşmesi nedeniyle ihbar, fazla çalışma, hafta ve genel tatil ücreti alacaklarını talep ettiği uyuşmazlıkta, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davacının fazla çalışma ve tatil ücreti taleplerini kısmen kabul etmesi, ihbar tazminatını reddetmesi üzerine davalı tarafın temyiz başvurusuyla Yargıtay, özellikle ücret seviyesi, alacakların hesaplama yöntemleri, tanık beyanlarının güvenilirliği ve yabancılık unsuru taşıyan bu iş ilişkisinde taraflarca Türk hukukunun zımnen seçilip seçilmediği gibi kritik hukuki meseleleri incelemektedir.
9. Hukuk Dairesi         2025/3197 E.  ,  2025/6402 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/2130 E., 2024/2566 K.
DAVA TARİHİ : 01.11.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 35. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/737 E., 2021/211 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılar bünyesinde yurt dışı şantiyelerde izolasyon formeni olarak 08.04.2018-05.04.2019 tarihleri arasında aralıksız bir şekilde çalıştığını, ücretinin net 2.500 USD olduğunu, ücretinin bir kısmının elden bir kısmının bankadan ödendiğini, haftanın 7 gün 08.00-22.00 saatlerinde çalıştığını, bazı zamanlarda çalışmasının 23.00'e kadar devam ettiğini, tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının devam ettiğini, iş sözleşmesinin işverenlerce haksız nedenle sona erdirildiğini iddia ederek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ... (... Şirketi) ile davacı arasında iş ilişkisi bulunmadığını, bu davalının asıl işveren de olmadığını, sorumluluğunun bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin feshedileceğinin 16.03.2019 tarihinde bildirildiğini, ihbar öneli kullandırıldığından ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının ücretinin 1.083,33 USD olduğunu, davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi tarafından iddiaya göre ve bordroya göre ikili hesaplama yapıldığı, davacı vekilince kök rapordaki bordroya göre yapılan hesaplama kabul edilerek talebin arttırıldığı ve bordroya göre yapılan hesaplamaya itibar edildiği, iş sözleşmesinin feshedileceğinin 16.03.2019 tarihli fesih bildirimi ile davacıya bildirildiğinden ihbar tazminatının reddi gerektiği, davacının haftada 19,5 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramların birinci günü ve yılbaşı haricindeki ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, davacının işe başladığı ilk 4 ay hafta tatili izni kullanmadığı daha sonra ise bir hafta dinlenip bir hafta izninde çalıştığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ihbar öneli verildiğinden ihbar tazminatı talebinin reddinin yerinde olduğu, davacının davalı Şirketlerce istihdam edildiği, davacı tanığı C.Y ile diğer davacı tanığı L.K'nın beyanlarının uyumlu olduğu ve bu itibarla davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazandığı gerekçeleriyledavalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ise vekâlet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bilirkişi raporunda hesaplanan alacakların hangisine itibar edildiğinin açıklanmadığını, davacının ıslahını neye göre yaptığının belirsiz olduğunu,
2. Ücret seviyesinin hatalı belirlendiğini,
3. Davacı tanığı C.Y'nin yalan beyanda bulunduğunu,
4. Davacı tanıklarının davacı ile birlikte ortak çalışma dönemleri ile davacının yurda giriş çıkış dönemlerinin hesaplamalarda dikkate alınmadığını,
5. Dosyada yer alan ibranamenin dikkate alınması gerektiğini,
6. Davacıya yapılan ücret bordolarındaki ödemelerin normal ücretinden fazla olduğunu, bu fazla ödemelerin alacaklardan mahsup edilmesi gerektiğini,
7. Davalı ... Şirketinin davada husumeti bulunmadığını,
8. Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, husumet, davanın türü, davacının aylık ücret seviyesi, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının ispat ve hesaplanması noktalarındadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiîlen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları için de geçerlidir.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu fazla çalışma alacağı; hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda davacının haftanın 3 günü 08.00-21.00, 3 günü 08.00-23.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme ile haftada 75 saat çalıştığı ve buna göre davacının haftalık ortalama 64,5 saat çalışarak 19,5 saat fazla çalışma yaptığı, davacının ilk 4 ay hafta tatili kullanmadan çalıştığı, sonraki dönem ise ayda iki hafta tatilinde çalıştığı kabul edilmiştir.
Fazla çalışma yapıldığının ve hafta tatili günlerinde çalışıldığının ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından davacının fazla çalışmaları ve hafta tatilinin tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı Ş.S'nin "...Haftada 6 gün çalışma vardı. Hafta için mesaimiz saat 08.00-16.00 arası idi. Davacının saat 16.00 dan sonra çalıştığı oluyordu. Ancak ayda kaç gün kaç saat fazla mesai yaptığını bilmiyorum. Cumartesi günleri saat 08.00-12.00 arası çalışma vardı. 12.00' dan sonra çalışmalar mesaiye giriyordu..." şeklindeki beyanı ile davalı tanığı O.T'nin "... 08:00-18:00 arasında haftada 6 gün çalışır. Bende bu şantiyede yaklaşık 2 sne çalıştım. 1 saat yemek molamız vardı. çay molası işe bağlıydı. Bu saatlerden daha fazla çalışıldığüı da oluyordu. Davacı beyaz yakaydı. Beyaz yakalar bir pazar dinlenme bir pazar çalışma şeklinde çalışırdı..." şeklindeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde; davacının tüm çalışma süresi boyunca ayda iki hafta haftanın 6 günü, diğer iki hafta haftanın 7 günü 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığının ispat edildiği kabul edilmelidir. Davacının fazla çalışma ile hafta tatili ücreti taleplerinin bu kabule göre hesaplanması için hükmün bozulması gerekmiştir.
2. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacaklar, bir ihtimalde davacının iddia ettiği ücret miktarı, diğer ihtimalde bordrolardaki ücret miktarı dikkate alınmak suretiyle iki seçenekli şekilde hesaplanmıştır. Davacı taraf, kendi iddiası doğrultusunda hesaplanan seçeneğe göre ve bu miktarlar üzerinden %30 indirim yaparak alacak miktarlarını ıslah etmiş, Mahkemece de davacının ıslah dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Ancak davacının iddia ettiği net 2.500,00 USD ücret seviyesinin kabulüne göre hüküm kurulduğu hâlde, kararın gerekçesinde bordroya göre yapılan hesaplamaya itibar edildiğinin belirtilmesi gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye sebebiyet vermiştir.
Anılan yönler düşünülmeden yazılı şekilde hüküm tesisi bozma sebebidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.