Yurt dışı şantiyelerde çalışan işçinin haksız fesih iddiasıyla talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatı davasında şirketler arası organik bağ ve ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının değerlendirilmesi.
Özet: Davacının davalı şirketin yurt dışı şantiyelerinde haksız fesihle iş sözleşmesi sonlandırıldığı iddiasıyla kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle açtığı davada, davalının ileri sürdüğü husumet, imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının geçerliliği ve uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönündeki savunmaların hem ilk derece hem de istinaf mahkemelerince reddedilerek davacı lehine hüküm kurulması üzerine, davalının özellikle arabuluculuk anlaşmasının hukuken bağlayıcı olduğu gerekçesiyle kararı temyiz etmesi, bu hukuki metnin ana konusunu oluşturmaktadır.
9. Hukuk Dairesi         2025/799 E.  ,  2025/6394 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1176 E., 2024/3019 K.
DAVA TARİHİ : 27.01.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 15. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/52 E., 2023/155 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004-2015 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde boyacı ustabaşı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, son saatlik ücretinin net 5,00 USD olduğunu, davacının 3 öğün yemek, barınma ve ısınma giderlerinin davalı tarafından karşılandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından ihtiyari arabulucuya başvurulduğunu arabulucu tarafından gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, tutanakların düzenlendiğini, davacı ile işvereni dava dışı ... arasında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi imzalandığını, anlaşma belgesine rağmen davacının işbu davayı açmasının mümkün olmadığını, davacının dava dışı ... nezdinde yurt dışında çalıştığını, müvekkili Şirket yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, yurt dışında çalışan işçi bakımından somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanamayacağını, zamanaşımı def'ilerinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı ... ile davalı Şirket arasında organik bağ olduğunun yerleşik yargı kararları ile netlik kazandığı, bu bağlamda husumet itirazının yerinde olmadığı, ücret bordrosu, PolNet kayıtları ile bireysel iş sözleşmesi nazara alınarak hizmet süresinin tespit edildiği, davacının ücretinin bordro kayıtları doğrultusunda hesap edildiği, dosyaya ibraz edilen ... bireysel iş sözleşmesinin yalnızca 28.10.2014 - 28.04.2015 tarihleri arasını kapsadığı, davacının dava dilekçesindeki talebinin bu dönemi içermediği, bu nedenle uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulandığı, davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle lehine kıdem ve ihbar tazminatlarına hükmedildiği, her ne kadar davalı tarafından dava dışı ... ile davacı arasında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi düzenlendiği savunulmuş ise de bu belgenin 2014-2021 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin olduğu, aşamalardaki açıklamalarında belirttiği üzere davacının dava yönünden talebini 2004-2013 yılları ile sınırlandırdığı, bu nedenle davalının bu yöndeki itirazının yerinde görülmediği, zamanaşımına uğrayan bir alacak kalemi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı Şirketin ...'da bulunan şantiyelerinde 10.08.2004-24.06.2013 tarihleri arasında 2.372 gün çalıştığı, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, giydirilmiş brüt ücretin doğru şekilde tespit edildiği, dava dışı ... ile davacı arasında yapılan ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının dava konusu yapılmayan döneme ait olduğu, dava dışı Şirket, davalı Şirketin ...'da faaliyette bulunabilmek için kurduğu bir Şirket olduğundan husumet itirazının yerinde olmadığı, davalı cevap dilekçesinde uyuşmazlığın çözümünde çalışılan ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de İlk Derece Mahkemesince Türk hukukunun uygulandığı, davalının bu hususu istinaf sebebi yapmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna uygun olduğu, ihbar olunan aleyhine hüküm kurulmadığından ihbar olunanın istinaf hakkı bulunmadığı gerekçesiyle ihbar olunanın istinaf başvurusunun usulden, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava dışı ... ile davacı arasında yapılan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesine itibar edilerek davanın reddi gerektiğini, davacı birtakım iddialar ile ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının geçersiz olduğunu ileri sürse de arabuluculuk anlaşma belgesinin usule uygun düzenlendiğini ve geçerli olduğunu,
2. Gerekçeli kararda her ne kadar söz konusu arabuluculuk anlaşma belgesinin 2014-2021 çalışmasına ilişkin olduğundan bahsedilerek söz konusu evraklar dikkate alınmadan hüküm kurulsa da, dosyada arabuluculuk anlaşma evraklarının hangi tarihler için düzenlendiğine dair delil bulunmadığını, geçerli olan anlaşma belgesi uyarınca dava açılması mümkün olmadığından davanın reddi gerektiğini,
3. Islah dilekçesi ile davacının iddiasını genişletemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde 2004-2015 yılları arasında çalıştığını iddia ettiğini, ardından cevap dilekçesi ekinde sunulan arabuluculuk anlaşma belgesi doğrultusunda hizmet süresine dair iddiasını genişlettiğini, kaldı ki ıslah dilekçesi ile hizmet süresinin genişletilemeyeceğini,
4. Davacı müvekkili Şirket nezdinde çalışmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini,
5. Davacının mutad işyeri ... olduğundan, uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmasının hatalı olduğunu, tüm döneme ... İş Kanunu hükümleri uygulanarak, dava hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın reddi gerektiğini,
6. Hizmet süresinin hatalı olarak belirlendiğini, 20 05... yılları arasındaki çalışmaya dair ispat olmadığını,
7. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, çalışma yurt dışında geçtiğinden net ücretin brüt ücrete çevrilmesinin de hatalı olduğunu,
8. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, fesih olgusunun gerçekleşmediğini, projenin bitmesi üzerine işin sona erdiğini ve davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağını,
9. Kıdem tazminatı tavanı kamu düzenine ilişkin olup döviz olarak talep edilmesinin mümkün olmadığını,
10. Davacı tanıklarının işverene karşı açtıkları davalar bulunduğundan beyanlarına itibar edilemeyeceğini, diğer taraftan davacı tanık beyanlarına sadece davacı ile birlikte çalıştıkları dönemle sınırlı olarak değer verilebileceğini,
11. Davacının davalıdan hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı, uygulanacak hukuk, husumet, zamanaşımı, hizmet süresi, ücret tespiti, davacının dava konusu işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile hesap yöntemi hususlarına ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde, davalı işverene ait ...'da bulunan şantiyelerde 2004-2015 yılları arasında çalıştığını ileri sürerek dava konusu işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise, iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından ihtiyari arabulucuya başvurulduğunu arabulucu tarafından gerekli bilgilendirmeler yapılarak, tutanakların düzenlendiğini, davacı ile işvereni olan dava dışı ... arasında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi imzalandığını, anlaşma belgesine rağmen davacının işbu davayı açmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacı ıslah dilekçesinde anlaşma belgesine ilişkin "..davacının davalı işveren nezdinde yedi dönem çalışması mevcuttur. Davalı yan tarafından sunulan arabulucu evrakı olduğu iddia edilen belge geçersiz olmakla birlikte işbu davanın konusunu oluşturmayıp, müvekkilin son dönem çalışması olan 28.10.20 14... .07.2021 tarihine ilişkindir. Tarafımızca müvekkilin son dönem çalışması zaten dava konusu edilmemiştir.." şeklinde beyanda bulunarak davalı işveren nezdinde geçen çalışma sürelerini tarih aralıklarına göre detaylı şekilde açıklamıştır. Davacının bu anlaşma belgesinin davalı nezdinde geçen 28.10.2014-02.07.2021 tarihleri arasındaki son döneme ilişkin olduğu, bu dönemin ise dava konusu yapılmadığı yönündeki beyanı dikkate alındığında, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince anlaşma belgesine itibar edilmemiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir.
01.07.2021 tarihli hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk anlaşma tutanağı içeriğinde; "Taraflar işçinin; işveren şirketin ve bağlı diğer işveren şirketlerin bordrosunda son olarak görülen ücretle çalıştığı, çalıştığı süreler boyunca maaşlarını ve ücret eklerini aldığı, yıllık izin hakkını kullandığı ya da karşılığını aldığı, ulusal bayram ve genel tatil çalışması yapması halinde karşılığını aldığı ya da iznini kullandığı, hafta tatillerini kullandığı ya da çalıştığında karşılığını aldığı, fazla mesai yapıldığında karşılığının serbest zaman olarak kullanıldığı veya ödendiği, ihbar tazminatı ödeniyor ise, ihbar tazminatının ödendiği hususlarında da anlaşmışlardır.
Taraflar, işbu anlaşmanın imzası ile işçiye çalışmasından doğan kıdem tazminat, ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, karşılığı olarak toplam 527.880,37 (beş yüz yirmi yedi bin sekiz yüz seksen ruble otuz yedi kopek) net bedel ödenmesi hususunda anlaşmışlardır. Anlaşma tutarı bu bedel; işveren tarafından 01.08.2021 tarihine kadar işçiye ait banka hesabına ödenecektir.
Taraflar ...' in ...'den ve ...'den ve tüm grup şirketlerinden, kanuna, bireysel iş sözleşmesine dayanan hiçbir isim ve nam altında alacağı kalmadığı, İş Sözleşmesinin sona ermesine ve şekline hiçbir itirazının olmadığı, geçmişe dönük maddi ve manevi haklar ile işe iade talebi dahil olmak üzere herhangi bir hak talebinde bulunmayacağı hususunda anlaşmışlardır. Ayrıca taraflar işbu anlaşma belgesi ve bu belgeye bağlı düzenlenmiş olan Arabuluculuk İlk Oturum Tutanağı, Arabuluculuk Son Tutanağı'nın ... yanında ... ve tüm grup şirketleri tarafından da; yasal yollara başvurulması halinde, kullanabileceğini, bu durumda gizlilik düzenlemesinin ihlal edilmemiş olacağını 6325 sayılı kanunun 4. ve 5. Maddeleri kapsamında karşılıklı olarak kabul etmiş ve bu hususta anlaşmışlardır." ifadeleri yer almaktadır. Söz konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinde, davacının sadece son dönem çalışmasına ilişkin anlaşma yapıldığına dair herhangi bir açıklama yer almadığı gibi, davacı işçinin çalıştığı süreler boyunca hak kazandığı alacaklar ve miktarı üzerinde bir anlaşma sağlandığı görülmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; davacı tarafın dosya kapsamı ile örtüşmeyen soyut nitelikteki beyanına dayanılarak söz konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin sadece son döneme ilişkin olduğunun kabulü hatalı olup sözü edilen belgenin davacının tüm çalışma dönemini kapsadığı açıkça ortadadır. 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmüne göre arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşılan hususlarda dava açılamayacağından davanın reddi yerine yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dosya kapsamına göre davacı işçinin davalıya ait yurt dışındaki işyerlerinde aralıklı olarak 10.08.2004-02.07.2021 tarihleri arasında boyacı ustası olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Dava dışı... ile davacı arasında yapıldığı belirtilen arabuluculuk anlaşmasına göre davacıya kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ve hafta tatili çalışması karşılığı toplam 527.880,37 Ruble ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Davacı işçi, anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürmüş; ayrıca anlaşmanın sadece 28.10.2014-02.07.2021 tarihleri arasındaki çalışmalarını kapsadığını belirterek, 10.08.2004-24.06.2013 tarihleri arasındaki çalışmalarına karşılık gelen işçilik alacaklarının ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, davalı tarafın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı taraf, yargılama sırasında ve özellikle istinaf ve temyiz dilekçelerinde davacının dava konusu yaptığı dönemde çalıştığını kanıtlayamadığını, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışması nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanmadığını ileri sürmüştür. Bu açıklamaya göre çalışılmadığı belirtilen ya da belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışılması nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanılmadığı ileri sürülen dönemin arabuluculuk anlaşma belgesi kapsamında olduğunu kabul etmek açık bir çelişki oluşturur. Bu nedenle davanın kabulüne ilişkin verilen kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.