Yurt dışı iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi alacaklarında Rus İş Kanununun hak düşürücü süre hükümleri ile içtihat değişikliğinin uygulanabilirliğinin temyizen incelenmesi.
Özet: Bu işçi alacak davasında, yurt dışında çalışan işçinin iş sözleşmesinin haksız feshine dayanarak kıdem, ihbar, ücret ve diğer işçilik alacaklarını talep etmesi üzerine, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, uyguladıkları Rusya Federasyonu İş Kanununun 3 aylık hak düşürücü süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacı vekili temyizinde, davanın başlangıçta Türk hukuku uygulanacağı güveniyle açıldığı, yargıtayın içtihat değişikliğinin aleyhe uygulanmasının hatalı olduğu, Rus Kanununun güncel hükümlerinin yanlış değerlendirilerek aslında 1 veya 3 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçerli olduğu ve sürelerin mahkemece geri yüklenebileceği, Rus hukukunda hak düşürücü süre kavramının bulunmadığı, davalı tarafın açıkça Rus hukuku uygulanması yönünde itirazının olmadığı ve kararın sürpriz karar yasağına aykırı olduğu iddialarıyla hukuka aykırılık bulunduğunu ileri sürmüştür.
9. Hukuk Dairesi         2025/833 E.  ,  2025/6393 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2607 E., 2024/3373 K.
DAVA TARİHİ : 29.03.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 39. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/20 E., 2024/303 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait ...'da bulunan çeşitli şantiyelerde yurt dışı iş sözleşmesi ile loader operatörü olarak 28.02.2013-18.12.2014 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının ancak çalıştığı ülke mevzuatına göre sosyal haklardan faydalanabileceğini, dolayısıyla davacının dava konusu ettiği alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu tazminat ve alacaklara hak kazanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında davacının davalı işyerinin ...'da bulunan çeşitli şantiyelerinde çalıştığı, uyuşmazlığa ... Federasyonu İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde "Çalışan hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren 3 ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. Ancak işten çıkarma konusundaki uyuşmazlıklarda bu süre işten çıkarma emrinin bir kopsayısının kendisine verildiği veya iş sicili defterinin düzenlendiği tarihten itibaren 1 aydır." düzenlemesinin yer aldığı, maddede düzenlenen 3 aylık sürenin hak düşürücü süre olduğu ve bu sürenin resen nazara alınması gerektiği, davacının ...'da işe giriş tarihinin 28.02.2013, işten çıkış tarihinin 16.12.2014 olduğu, dava tarihinin 29.03.2019 olduğu, buna göre dava tarihi itibarıyla ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde düzenlenen 3 aylık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddi gerektiği, davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi, yine davalının yaptığı yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davanın Türk hukuku uygulanacağı güveniyle açıldığını, Yargıtayın içtihat değişikliği nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesinin hatalı olduğunu,
2. Rus Kanunu hükümlerinin güncel olmadığını eski kanun hükümlerine göre hatalı değerlendirme yapıldığını, 2016 yılında yapılan değişiklikle mahkemeye başvuru süresinin 1 yıla çıkarıldığını, ... Federasyonu İş Kanunu'na göre 195. maddede genel zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, 197. maddesinde belirli talep türleri için daha uzun veya daha kısa olarak düzenlenebileceğini, belirlenen sürelerin kaçırılması hâlinde mahkemece geri yüklenebileceğinin belirtildiğini,
3. Rus İş Kanunu'nda zamanaşımı veya hak düşürücü süre kavramının bulunmadığını,
4. Davanın açıldığı tarihte içtihat değişikliği bulunmadığından değişikliğin davaya uygulanmasının adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkelerini ihlal ettiğini,
5. Alacakların zamanaşımına uğramayacağını,
6. Davalının cevap dilekçesinde açıkça Rus hukukunun uygulanması yönünde itirazının bulunmadığını, cevap dilekçesinde 5 yıllık zamanaşımının uygulanması yönünde itiraz bulunduğunu,
7. Tarafların iş ilişkisinde sıkı şekilde ilişkili olduğu hukukun Türk hukuku olduğunu, sürpriz karar verme yasağına aykırı karar verildiğini, taraflar arasında imzalanan matbu sözleşmeyle hukuk seçimi yapıldığının söylenemeyeceğini, davacının sözleşme yapılırken de aydınlatılmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı ve zamanaşımı hususlarına ilişkindir.
1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının 28.02.2013-16.12.2014 tarihleri arasındaki çalışma döneminde ... hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 19.04.2013-28.11.2013 tarihleri arasındaki ikinci çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerinde ise de birinci ve üçüncü çalışma dönemi bakımından varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 28.02.2013-26.03.20 13... .01.2014-18.12.2014 tarihleri arasındaki birinci ve üçüncü çalışma dönemlerinde ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 28.02.2013-26.03.20 13... .01.2014-18.12.2014 tarihleri arasındaki birinci ve üçüncü çalışma dönemleri bakımından bu iki dönem birleştirilerek, uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
2. ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava tarihi itibarıyla davacının 19.04.2013-28.11.2013 tarihleri arasındaki ikinci çalışma dönemi açısından söz konusu zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince söz konusu sürelerin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı ise de bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.