Banka veya kredi kurumlarınca usulsüz kredi dolandırıcılığı suçunda zincirleme suç araştırması, ceza belirleme eksikliği ve katılan vekilinin temyiz yetkisi hataları nedeniyle Yargıtay bozması.
Özet: Yargıtay, sanığın bankadan kredi almak amacıyla işlediği nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkûmiyet kararını, katılan vekilinin resmi belgede sahtecilik suçunda doğrudan zarar görmemesi nedeniyle temyiz hakkı bulunmadığından bu yöndeki talebini reddederken; nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından ise, aynı bankaya karşı işlenen benzer eylemlerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi potansiyelinin ve önceden kesinleşmiş ilgili dosyaların incelenmemesi, ayrıca eylemin nüfus cüzdanı kullanımıyla gerçekleşmesi dolayısıyla Türk Ceza Kanununun 158/1-d maddesi uyarınca cezanın temelinin belirlenmesinde dikkate alınmaması gibi eksik incelemelerle hüküm kurulduğu gerekçesiyle oybirliğiyle bozmuştur.

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/150 E., 2015/373 K.SUÇLAR: Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilikHÜKÜM: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, sanığın ve katılan vekilinin nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden verilen hükmü temyizi yönünden temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:A. Katılan Vekilinin Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükmü Temyizi Yönünden Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan, doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi banka vekilinin resmi belgede sahtecilik suçu yönünden kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı, verilen usulsüz katılma kararının hükmü temyiz hak ve yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla, şikâyetçi vekilinin, 5271 sayılı CMK'nın 237/1 maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1 maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmekle, şikâyetçi vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE,B. Katılan Vekilinin ve Sanığın Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükmü Temyizi Yönünden1. 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçunun mağdurunun banka olduğu, aynı bankanın farklı şubelerinden kredi çekilmesi durumunda eylemin tek bir mağdura karşı işlenmiş kabul edileceği, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu dikkate alınarak; dosya kapsamına ve UYAP ortamında yapılan incelemeye göre, sanığın 18/06/2014 tarihinde katılan bankadan 15.900,00 TL kredi çektiği, aynı tarihte aynı belgelerle 13.000,00 TL daha kredi çekmek için başvurduğu sırada kimliklerden şüphelenilmesi üzerine yakalandığı iddiasına ilişkin yargılandığı ... 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/03/2016 tarih ve 2014/208 Esas, 2016/73 Karar sayılı dosyasının bulunduğunun tespit edilmesi, anılan dosyada sanık hakkında müşteki bankaya yönelik nitelikli dolandırıcılık eyleminden verilen mahkûmiyet kararlarının temyiz edilmeden kesinleşmiş olması karşısında zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından, sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında aynı bankaya yönelik bu dosya ve varsa başkaca eylemlerinin ve bağlantılı dava dosyalarının araştırılıp, mümkün olması halinde tüm davaların birleştirilmesi, aksi halde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, eksiklikler tamamlandıktan sonra sanığın farklı zamanlarda işlediği eylemlerinde suç kastını yenileyip yenilemediği, suç kastını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK' nın 15.03.2016 tarih ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,2. Sanığa yüklenen banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunun nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanı kullanılarak gerçekleştiği, dolayısıyla sanığın eyleminin aynı zamanda 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine uyduğu anlaşılmakla, bu durumun temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,09.12.2025 tarihinde karar verildi.