İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülen menfi tespit davasında, icra takibine konu çek üzerindeki imzanın sahteliği bilirkişi raporuyla kesin olarak tespit edilmiştir.
Özet: Bir şirketin aleyhine başlatılan icra takibine dayanak teşkil eden 29.500 TLlik çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu, detaylı grafolojik ve grafometrik incelemeler sonucunda söz konusu imzanın karşılaştırma belgelerindeki yetkili imzalarıyla uyumsuz olduğunu ve onun eli ürünü olmadığını kesin olarak tespit etmiştir; bu durum, davacının çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin iptali yönündeki talebini doğrular niteliktedir.

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/565 Esas
KARAR NO : 2026/230
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 18/08/2023
KARAR TARİHİ : 17/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;... 37. İcra Müdürlüğü ...esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ...Bank, ... şubesine ait, keşide tarihi 15/11/2019 olan, ... çek seri nolu ve 29.500,00 TL miktarındaki çek dayanak gösterilerek takip başlatıldığını, takibe konu çekin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, çekte cirosu olan firmalar ile de müvekkilinin herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, çekte cirosu bulunan firmalar ile müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde durumun açığa çıkacağını beyan ederek; ... 37. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ... 37. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının müvekkili yönünden iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve duruşma günü davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, icra takibinden sonra açılan ve takibe dayanak senetteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 24/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Belgelerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında; İnceleme konusu çekteki keşideci imzası dikey ve çapraz çizgilerle oluşturulmuş majiskül “...” harfi benzeri bir yapı ve gramalarla oluşturulmuş sağa eğimli, yukarı doğrultulu, işlek özellikte bir imzadır. Karşılaştırma belgelerindeki ...'a ait imzalar kaligrafik majiskül “...” harfi benzeri bir yapı ile başlayıp devamında oluşturulan gramalar ve yatay çizgisel hareketlerle tamamlanmış, sağa eğimli, farklı doğrultu özelliği gösteren, işlek özellikte imzalar olup bu imzalar ile inceleme konusu çekteki keşideci imzası arasında başlangıçtaki “...” harfi benzeri yapının oluşturulma şekli, bitiriliş özellikleri, gramaların oluşturulma şekli, konumlandırılışı, yapılar arası bağlantılar, doğrultu, ritm, işleklik gibi grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile ... Bankasına ait, ... tarihli, 29.500 TL bedelli, ... nolu çekteki keşideci imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır.
Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda, inceleme konusu ve mukayese imzaların stereomikroskop, lup ,uv, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekte keşideci olan davacı şirket yetkilisi adına atılmış olan imzanın davacı şirketin yetkilisinin eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı faktoring şirketi her ne kadar çeki usûlüne uygun tevsik edici belge ile aldığını, kanundan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirdiğini ileri sürmüş ise de, imzada sahtecilik mutlak def'ilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden davalı savunmasının yerinde olmadığı, davacının başka yetkilisi olup olmadığı hususunun da senette vekaleten imzası bulunmaması nedeniyle davacıyı bağlamayacağı, davacının imzasını içermeyen dava konusu senetten dolayı borçlu sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının ... 37. İcra Müdürlüğünün ... ( yeni ...) esas sayılı icra dosyasına konu 15/11/2019 keşide tarihli 29.500,00-TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, Bununla birlikte senedin ciro yoluyla hamili olan davalının bu senedi doğrudan davacıdan almadığı, bu nedenle imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek konumda olmadığı anlaşıldığından davacının kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile davacının ... 37. İcra Müdürlüğünün ... ( yeni ...) esas sayılı icra dosyasına konu 15/11/2019 keşide tarihli 29.500,00-TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 2.015,15 TL nispi karar harcının peşin alınan 503,79 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 1.511,36 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 29.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 812,04 TL(269,85 TL BVH, 38,40 TL VSH, 503,79 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 9.114,75 TL (1.114,75 TL tebliğler ve posta, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde mahkememize verilecek veya gönderilecek dilekçe İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/03/2026
Katip
e-imzalıdır.
Hakim
e-imzalıdır.