4857 sayılı İş Kanununun 92. maddesi kapsamında, iş müfettişlerince düzenlenen fazla çalışma ücretlerinin hatalı hesaplandığına ilişkin tutanağa itiraz davasında davacının hukuki yararı bulunduğuna hükmeden Yargıtay kararı.
Özet: Davacı bir derneğin iş müfettişlerince düzenlenen ve haftalık 40 saat çalışma süresi esas alınması gerekirken 45 saat üzerinden hesaplanarak fazla mesai ücretlerinin eksik ödendiği tespitini içeren tutanağın iptali talebiyle açtığı dava, ilk derece ve istinaf mahkemelerince söz konusu tutanağın henüz kesinleşmiş bir yaptırım içermediği ve eksiklikleri giderme süreci kapsamında olduğu gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan reddedilmiş; ancak Yüksek Mahkeme, 4857 sayılı İş Kanununun 92. maddesi uyarınca işçilik alacaklarına ilişkin tespitler içeren bu tür tutanaklara itiraz etme hakkı bulunduğunu ve davacının hukuki yararının mevcut olduğunu belirterek kararı bozmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/368 E., 2025/134 K.DAVA TARİHİ : 26.12.2022 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı ... (davalı Bakanlık) İş Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlı iş müfettişleri tarafından müvekkili Derneğin ... Kan Bağışı Merkezinde yapılan inceleme çerçevesinde tespit edilen hususlara ilişkin hazırlanan 28.11.2022 tarihli tutanak ile ''Noksanlıklar/Aykırılıklar'' konulu 28.11.2022 tarihli ve 11066-05-11147-05 sayılı yazısında yer verilen müvekkili işyerinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olmasına rağmen fazla çalışma ücretine ilişkin saat ücretinin hesaplanmasının haftalık 45 saatlik çalışma süresi dikkate alınarak yapıldığı, formüldeki 225 sayısının 45:6x30 hesaplanmasıyla bulunduğu; oysa işyerinde olması gereken 40:6x30=200 saat olduğu, aylık ücretin 200 saate bölünmesi gerekirken 225'e bölünmesi sureti ile personelin fazla çalışma ücretinin eksik hesaplandığı yönündeki tespitin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek söz konusu tespitin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde, davanın yasal süre içinde açılmaması nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu tutanağın son tutanak olmadığını, bildirim mahiyetinde olduğunu, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, iptali istenen teftişin tamamlanmamış olduğunu, davaya konu işlem dosyanın tetkiki ile işleme ilişkin yasal hükümler birlikte değerlendirildiğinde yapılan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli kararı ile; davacı tarafça iptali istenen 28.11.2022 tarihli ve 11066-05-11147-05 sayılı tutanakta işçi alacaklarına ilişkin davacı aleyhine bir tespit veya yaptırımın bulunmadığı, yaptırım niteliği olan son teftiş raporu olmadığı, iptali istenen ilgili tutanağın davalı Bakanlık genelge eki teftiş rehberi "4.4-Teftişe ara verme uygulaması" maddesi kapsamında mevzuata aykırılıkları gidermesi için müfettiş takdiri ile yapılmış bir süre verme işlemi olduğu, mevzuata aykırılıkların sabit olmadığı, cezai yaptırım bulunmadığı ve bu tutanağa dayanılarak düzenlenen herhangi bir iş müfettişi raporunun olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 24.01.2024 tarihli kararıyla; somut olayda özellikle dava açılış tarihi itibarıyla davacıya herhangi bir müfettiş raporunun tanzim ve tebliğ edilmediği, davacının 28.11.2022 tarih tarihli iş müfettişi tutanağına itiraz ile eldeki davayı açtığı ve bu tutanağın içeriğinde somut bir işçilik alacağı saptamasının bulunmadığı, anılan tutanağın davalı Bakanlık genelge eki teftiş rehberi "4.4-Teftişe ara verme uygulaması" maddesi kapsamında mevzuata aykırılıkları gidermesi için müfettiş takdiri ile yapılmış bir süre verme işlemi olduğu görülmekle davacının dava açılış tarihi itibarıyla tutanağa itirazında hukuki yararı bulunmadığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair kararın yerinde ve isabetli olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı ... İş Teftiş Kurulu Başkanlığına bağlı iş müfettişleri tarafından davacı Derneğin ... Kan Merkezinde yapılan teftiş neticesinde teftişi yapan iş müfettişleri tarafından düzenlenen tutanağın, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 92. maddesinde ifade edilen tutanaklardan olduğunun açık olduğu, Kanun'un ilgili hükmünde iş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların yanında, tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı da itiraz edilebileceğinin düzenlendiği, iş müfettişlerince tutulan 28.11.2022 tarihli ve 11066 - 05 - 11147 - 05 sayılı tutanağın, fazla çalışma ücretlerinin hatalı hesaplandığı ve eksik ödendiğine ilişkin tespitler içermesi karşısında, 92. maddede ifade edilen şekilde işçilik alacaklarına ilişkin olduğunun da tartışmasız olduğu, somut olayda davacının 4857 sayılı Kanun'un 92. maddesine göre iş müfettişlerince tutulan tutanağın işçilik alacaklarına ilişkin kısımlarına itiraz etmekte hukuki yararı bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince hukuki yararın varlığı konusunda hatalı değerlendirme yapılarak davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin ve Bölge Adliye Mahkemesince de benzer gerekçelerle istinaf başvurusunun esastan reddinin isabetsiz olduğu, gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapıldığı belirtilerek haftada 40 saat çalışan işçinin fazla sürelerle çalışma yapması hâlinde, aylık temel ücretin ortalama aylık 200 sayısına bölünmesi gerekirken, davacı işyeri tarafından 225 sayısına bölünmek suretiyle işçinin fazla sürelerle çalışmasının eksik hesaplanmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda işçilerin fazla çalışma alacağının bulunduğunun bilirkişi raporları ile de tespit edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili Dernek tarafından, fazla sürelerle çalışma ve fazla çalışma ücretlerinin hesaplamasında aylık 225 saatlik çalışma dikkate alınarak yapılan hesaplamanın işçi lehine olduğunu, 2. Tanık ifadeleri, dosya kapsamında yer alan iş sözleşmeleri, Personel Çalışma Yönetmeliği, Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 27.03.2023 tarihli yazısı ve elektronik puantaj kayıtları gibi deliller uyarınca müvekkili Kurumda haftalık çalışma saatinin 40 saat değil 45 saat olduğunun sabit olduğunu, 3. Müvekkili Kurumun İnsan Kaynakları Yönetmeliği'nin (15.1) maddesinde "İş Kanunu kapsamında haftalık çalışma süresi 45 (kırk beş) saattir. Kural olarak personelin günlük çalışma süresi haftanın beş iş günü 9 (dokuz) saattir. Çalışılan bölüm, lokasyon ve işin şartlarına bağlı olarak bu belirtilen süre ve günler değişiklik gösterebilir." hükmünün net bir biçimde yer aldığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 4857 sayılı Kanun'un 92. maddesine göre teftiş tutanağının iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.