696 sayılı KHK ile kadroya geçen çalışanın, asıl-alt işveren arasındaki muvazaalı ilişki nedeniyle bakanlığın büro personeli işçisi olduğunun tespiti istemi.
Özet: Davacı, 20.02.2015 tarihinden itibaren davalı bakanlık bünyesinde hizmet alımı yoluyla ihaleyi alan şirketler üzerinden sigortalı gösterilerek sürekli büro personeli olarak çalıştığını, ancak resmi kayıtlarda temizlik personeli görünse de fiilen bu işte çalışmadığını, bakanlık ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu iddia ederek, işe başlangıç tarihinden itibaren bakanlığın işçisi sayılması ve vasıflı büro personeli olarak görev tanımının tespitini talep etmiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının fiilen asıl iş olan büro personelinde çalıştığını ve asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu tespit ederek davayı kabul etmişlerdir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/139 E., 2025/599 K.DAVA TARİHİ : 08.04.2024İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 4. İş MahkemesiSAYISI : 2024/131 E., 2024/87 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.02.2015 tarihinde hizmet alımı yolu ile davalı bünyesinde ihaleyi alan dava dışı şirketin sigortalısı görünerek büro personeli olarak çalışmaya başladığını, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde uyarınca 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçene kadar hizmet alımı yolu ile çeşitli yüklenici şirketlerde sigortalı görünerek kesintisiz olarak büro personeli olarak görev yaptığını, her ne kadar temizlik ihalesi alımı ile işe girişi yapılsa da hiçbir zaman temizlik işinde çalışmadığını, aralıksız bir şekilde büro elemanı olarak görev yaptığını, davalı Bakanlık ile yüklenici şirketler arasında muvazaalı bir ilişki olduğunu, büro elemanı olarak çalışmakta iken müvekkiline temizlik görevi verildiğini, mevcut görev tanımının dışında olması nedeniyle kabul etmediğini, itiraz ettiğini iddia ederek davalı ile dava dışı yüklenici şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu ile müvekkilinin işe başladığı 20.02.2015 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın işçisi, görev tanımının ise vasıflı büro personeli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, işbu davada davacının hukuki yararının bulunmadığını, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları incelendiğinde davacının temizlik personeli olduğunun anlaşıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, sadece kadroya geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilmesi gerektiği hâlde yine büro personeli olarak görevlendirildiği ve 20.02.2015 tarihinden itibaren büro personeli olarak çalıştığı, celp edilen belgelerde davacının işinin büro personeli gösterildiği, bu nedenle davalı Bakanlık ve davacının sigortalılık bildirimlerinin yapıldığı adi ortaklık arasındaki hizmet alım sözleşmesinin ve dolayısıyla asıl alt işverenlik ilişkisinin davacı işçi yönünden muvazaalı olduğunun ve davacının işe ilk giriş tarihi olan 20.02.2015 tarihinden itibaren büro personeli olarak davalı Bakanlık işçisi olduğunun tespitine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflarca çekişmesiz olduğu üzere hizmet alım sözleşmelerinde hizmet konusunun “temizlik hizmet alım işi” olarak belirtilmesine, temizlik hizmet alım işinin yardımcı iş niteliğinde olmasına ve hizmet alım yoluyla gördürülebilmesine karşın davacının bu yardımcı iş kapsamı dışında asıl iş niteliğinde başka işte (büro personeli olarak) çalıştırıldığının dosya kapsamı ve tanık beyanları ile sabit olduğu, bu durumda davalı Bakanlık ile dava dışı alt işveren şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Mahkemece verilen kararın 696 sayılı KHK hükümlerine uygun olmadığını,2. Asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığını,3. Dosya içindeki bulunan görevlendirme yazıları dikkate alındığında davacının temizlik personeli olarak çalıştığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Bakanlığın davacının temizlik personeli olarak görevlendirilmesine ilişkin işleminin hukuka aykırı olup olmadığı ile görev tanımının vasıflı büro personeli olarak tespiti, bu bağlamda davacı işçi kadroya geçirilmeden önce davalı Bakanlık ile alt işverenler arasında kurulan ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığının ve davacının işe başladığı 20.02.2015 tarihinden itibaren davalı Bakanlığın işçisi olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, müvekkilinin hizmet alımı yolu ile davalı bünyesinde ihaleyi alan şirketlerde sigortalı gösterilmek suretiyle büro personeli olarak çalışmaya başladığını, 696 sayılı KHK kapsamında 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra da aynı pozisyonda çalışmaya devam ettiğini, her ne kadar temizlik ihalesi alımı ile işe girişi yapılsa da hiçbir zaman temizlik işinde çalışmadığını, davalı Bakanlık ile davacının çalıştığı alt işveren şirketler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığını, buna göre davacının temizlik işinde görevlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve davacının görev tanımının vasıflı büro personeli olarak tespiti gerektiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince dava kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise bu kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bilindiği üzere 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde "... Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. ..." şeklindedir. Davacı işçi, temizlik işleri hizmet alım sözleşmesi kapsamında işe alınmış ve 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde uyarınca temizlik işçisi olarak sürekli işçi kadrosuna geçirilmiştir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilme işlemine yönelik bu idari işlemin iptaline yönelik kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığına göre, davacının temizlik işçisi olarak değerlendirilmesine ilişkin davaya konu işveren uygulamasının hukuka aykırı olduğu yönünde hüküm tesis edilemez. Sürekli işçi kadrosuna geçirilmeden önce davacıya yönelik hizmet alım sözleşmesinin muvazaaya dayanıp dayanmadığının da varılan bu sonuca etkisi bulunmamaktadır. 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde hükmüne göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin hizmet alım sözleşmeleri konusu dışında başka bir pozisyon ile istihdamının mümkün olmadığı da dikkate alındığında davanın reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.