Banka çalışanının maruz kaldığı mobbing ve çalışma koşullarında esaslı değişiklik oluşturan görev yeri değişikliği sebebiyle haklı feshinin kıdem tazminatına hak kazandırması.
Özet: Bir banka çalışanının, operasyon merkezinin kapatılması sonrası genel müdürlükte uygun pozisyonlar olmasına rağmen başka bir şubeye atanmasının çalışma koşullarında aleyhe esaslı bir değişiklik oluşturduğunu ve mobbinge maruz kaldığını ileri sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi üzerine açılan davada, ilk derece mahkemesi işverenin görevlendirme için geçerli nedenleri somut olarak ispatlayamadığı ve yapılan atamanın esaslı değişiklik yarattığı gerekçesiyle işçiye kıdem tazminatı ödenmesine hükmederken, fazla mesai talebini reddetmiş; istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesi, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılamayacağı ve sözleşmesel sınırlamalara uyulması gerektiği prensiplerini değerlendirmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2014 E., 2025/890 K. vekili Avukat ...DAVA TARİHİ : 12.09.2019İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. İş MahkemesiSAYISI : 2019/633 E., 2021/334 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.03.2005-15.10.2018 tarihleri arasında davalı Banka nezdinde çalıştığını, birçok pozisyonda görev yaptığını, müvekkilinin bütün yeterlilikleri sağlamasına ve sınavları geçmesine rağmen terfi etmesinin bilinçli olarak engellendiğini, çok ağır mobbinge (psikolojik taciz) ve rencide edici tavırlara maruz kaldığını, son olarak davalı Bankanın Operasyon Merkezini kapatması nedeniyle Genel Müdürlük bünyesinde başka bir birime atanması mümkün iken ve davacının gerekli koşulları taşımasına rağmen ... şubesine atanarak adeta sürgün edildiğini, bu surette çalışma koşullarında aleyhe değişiklik yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin görev yeri değişikliğini tebliğ almadan evvel iş sözleşmesini çalışma koşullarında aleyhine değişiklik yapıldığı gerekçesiyle ihbar süresine uyarak haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin davalı Bankada haftalık üç saatten fazla çalışma yaptığını, 2015 yılında sıklıkla hafta sonu çalıştığını, buna rağmen bu çalışmaları karşılığı hak ettiği alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 28.03.2005 tarihinde müvekkili Bankada çalışmaya başladığını, Bankanın İstanbul Operasyon Merkezinin 2018 yılında kapatıldığını ve personelin de ihtiyaç doğrultusunda başka birimlerde görevlendirildiğini, bu bağlamda davacının Genel Müdürlüğün 14.09.2018 tarihli 1861 kararı ile ... şubesi bireysel müşteri ilişkileri yetkilisi olarak atandığını, davacının atama yazısını tebellüğ etmeyerek 15.10.2018 tarihinde istifa ettiğini, davacının imzalamış olduğu iş sözleşmesinde "Personel, gerek mevzuatın, gerekse bankacılık usul ve teamülleri çerçevesinde görevinin gerektirdiği yetki ve sorumluluklar dâhilinde her türlü işi ve diğer görev yapmakla yükümlüdür." şeklinde düzenlemenin yer aldığını, istifa dilekçesinde herhangi bir mazeret bildirmediğini, sadece 20 14... yılları arasında fazla çalışma yaptığını ve karşılığı olan ücretini aldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı işyerinde toplam 13... ay 17 gün çalışmasının bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22. maddesinin, işverenin tek taraflı değişiklik işlemlerine karşı işçiyi korumak amacıyla kanuna konulduğu ve amacının işçinin isteği dışında işini, işyerini ve diğer çalışma şartlarını değiştirecek işveren davranışlarına engel olmak olduğu, iş sözleşmesinde gerektiğinde çalışma şartlarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler bulunması hâlinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilebileceği, bu hâlde işverenin yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma şartlarında değişiklik yapma hakkını kazanabileceği ve anılan hakkın objektif olarak kullanılması gerektiği, işçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya konulmasının, yönetim hakkınının kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, yönetim hakkı kapsamında kalan ya da geçerli sebebe dayanan değişikliklerin, çalışma şartlarında esaslı değişiklik olarak nitelendirilemeyeceği, somut olayda görev yeri değişikliğini gerekli kılan nedenlerin somut ve geçerli olarak dosya kapsamı itibarıyla ispat edilemediği, görev yeri değişikliğinin davacının işyeri şartlarında esaslı değişiklik yarattığı ve bu durumu kabul etmeyerek işyerinden ayrılan davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, dosya kapsamına göre sübut bulmayan fazla çalışma alacağı talebinin reddine karar verildiği açıklanarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin konuya ilişkin 2016/32990 Esas, 2020/5010 Karar sayılı kararında, "... gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler bulunması hâlinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edileceği, bu hâlde işverenin, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma koşullarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olacağını, örneğin, işçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutacağı ve anılan hakkın objektif olarak kullanılmalısı gerektiği, bununla birlikte çalışma koşullarının değiştirilmesi aynı zamanda koşullarının uygulanmaması anlamına geldiğinden, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin (II-f) bendinde belirtilen hâlin işçinin haklı fesih nedenleri arasında sayıldığı ve bu durumda işçinin ihbar tazminatı talep hakkı doğmazsa da, kıdem tazminatının ödenmesi gerekir." şeklinde karar verildiği, somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinden ve davalı cevap dilekçesinden anlaşıldığı üzere işveren tarafından davacının, davalı Bankanın operasyon merkezinin İstanbul bölümünün 2018 yılında kapatılmasına karar verilerek davacının Genel Müdürlük kararı ile ... şubesinde bireysel müşteri ilişkileri yetkilisi olarak atandığı, ancak işveren tarafından davacının Genel Müdürlük bünyesinde başka bir birime neden görevlendirilmediğine ilişkin somut delillerin sunulmadığı, işveren tarafından yapılan değişikliğin çalışma koşullarında esaslı değiklik oluşturduğu gibi cevap dilekçesinde belirtilen, işverenin iş sözleşmesinde kendisine verilen "Personel, gerek mevzuatın, gerekse bankacılık usul ve teamülleri çerçevesinde görevinin gerektirdiği yetki ve sorumluluklar dâhilinde her türlü işi ve diğer görev yapmakla yükümlüdür." yetkisini objektif nedenlere dayalı olarak kullandığını ispat edemediği, işveren tarafından davacının görev yerinin ve ünvanın değiştirildiği, yapılan değişikliğin davacıyı bağlamayacağı, davacı tarafından verilen 15.10.2018 tarihli istifa dilekçesi ile herhangi bir sebep belirtilmediği ancak görev ve yetki değişikliğini kabul etmediği için iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği sonucuna ulaşıldığı ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapıldığı yönündeki iddiasını dosya kapsamına göre ispat edemediğini, konuya ilişkin içtihatta da belirtildiği üzere işçinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik olduğunun kabulü için örneğin birden fazla toplu taşıma aracı değiştirmesi, yol parası verilmemesi, servis hizmetinden yaralandırılmaması ve işe gidip gelebilmek için çok zaman geçirilmesi gerektiği gibi sebeplerin sayıldığını, bunların hiçbirinin davacı yönünden gerçekleşmediğini, zira yeni görev yerinin davacı ikametgâhına daha yakın olduğunu, görev ünvanı, pozisyonu ve ücretinde herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığını, 2. Davacı iddiasının aksine çalışma şartlarında iyileşmenin olduğunu, kaldı ki taraflar arasındaki iş sözleşmesinde bu hususun düzenlendiğini ve müvekkilinin buna dayalı olarak kullandığı yönetim hakkını kötüye kullandığından söz edilemeyeceğini, davacının istifa ederken de böyle bir gerekçe ileri sürmediğini, bankacılık meslek grubunda göreve başlayan bir personelin şubede görev yapacak olmasının sözleşme feshi için haklı neden olarak değerlendirilemeyeceğini, 3. Dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ispat olunamadığını, davacının çalışmış olduğu birimin kapatılması nedeniyle söz konusu atamanın müvekkili Bankanın ihtiyaçları doğrultusunda yapıldığını, bankacılık meslek grubunda sözleşme imzalayan davacının şubede görev yapmasının iş sözleşmesine uygun olduğu beyanla kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip feshetmediği ve bu bağlamda kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.