Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen HAGB kararının kanun yolu yanılgısı nedeniyle iadesi ile nitelikli dolandırıcılık mahkumiyetinin onanmasına dair kararı.
Özet: Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanunen itiraz yoluna tabi olması nedeniyle temyiz incelemesi yapılmadan dosyanın itiraz merciine iadesine karar verilirken, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde ise, yargılamanın hukuka uygun olduğu, delillerin isabetli değerlendirildiği, suçun sanık tarafından işlendiği, vasfının doğru belirlendiği ve cezanın kanuni sınırlar içinde uygulandığı tespit edildiğinden, sanık müdafiinin tüm temyiz nedenleri yerinde görülmeyerek mahkûmiyet hükmünün oy birliğiyle onanmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/297 E., 2016/113 K.SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: OnamaAnkara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/297 Esas, 2016/113 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: I. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu YönündenHer ne kadar sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz edilmeden kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi tanzim olunmuş ise de sanık müdafiinin temyiz dilekçesi içeriğinin sanık hakkında verilen kararlara karşı bir bütün olarak kanun yolu başvuru iradesi taşıdığı belirlenmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 231/12 maddesi gereği söz konusu kararın itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264/1 maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, II. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu YönündenYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2026 tarihinde karar verildi.