Boşanma Davası ve Eki Taleplerin Ayrılmazlığı İlkesi: Bölge Adliye Mahkemesince Velayet ve Bağlantılı Hükümlerin Ayrı İncelenmesinin Hukuki Güvenliği Sarsması.
Özet: Yüksek Mahkeme, boşanma davalarında taraflara atfedilen kusurlar, velayet, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminatlar ile yoksulluk nafakası gibi boşanmanın ekleri niteliğindeki tüm konuların birbirini doğrudan etkileyen ve ayrılmaz nitelikte olduğunu belirterek, bölge adliye mahkemesince velayet ve iştirak nafakasına ilişkin hükümleri eksik inceleme nedeniyle kaldırıp dosyayı kısmen ilk derece mahkemesine göndermesinin, boşanma ve diğer feri hükümler yönünden ise istinafı reddetmesinin usul ekonomisi ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu, bu tür bağlantılı istemlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak istinaf kararının bozulmasına hükmetmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2024/6173 E.  ,  2025/8592 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/560 E., 2024/203 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/162 E., 2022/854 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından kadının kabul edilen asıl ve birleşen davası, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı ... vekili Avukat ....... ile karşı taraf davacı ... vekili Avukat ...... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Taraflar arasındaki davacı kadın tarafından açılan asıl ve birleşen boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetinin davacı anneye verilmesine, çocuklar için ayrı ayrı aylık 2.000,00 TL iştirak nafakasına, kadın lehine aylık 1.500,00 TL yoksulluk nafakası ile 60.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiş, kararın davalı erkek vekili tarafından her iki boşanma davası ve fer'îleri yönünden istinaf edilmesi üzerinde Bölge Adliye Mahkemesince velayet yönünden eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının velayet ile buna bağlı hükümler olan kişisel ilişki ile iştirak nafakasına ilişkin hükümler yönünden kaldırılmasına, eksiklikler giderilerek bu konularda yeniden hüküm tesisi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, boşanma ve diğer fer'îler yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karara davalı erkek vekili tarafından her iki boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz yoluna başvurulmuştur.
Boşanma davalarında gerek taraflara atfedilen kusurlar, gerekse boşanmanın eki (fer’îsi) niteliğindeki maddî ve manevî tazminat, nafaka ve özellikle velâyet gibi konular boşanmaya bağlı ve birbirinden ayrılamayacak niteliktedir. Boşanma davası ve eklerinin biri hakkında verilecek hüküm diğerinin sonucunu etkileyecek olup bu istemler hakkında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi ancak bu istemlerin birlikte görülüp değerlendirilmesi suretiyle mümkündür.
Kural olarak, İlk Derece Mahkemesince verilen karar sonrasında tarafların istinaf itirazı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince boşanma veya boşanma davasının ekleri yönünden istinaf incelemesi yapılırken; şayet dosyada giderilebilecek bir eksiklik varsa bu eksikliğin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 vd. maddeleri uyarınca ve usul ekonomisi de göz önünde bulundurularak Bölge Adliye Mahkemesince giderilip İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararları verebilir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından giderilemeyecek nitelikte bir eksiklik bulunması durumunda ise taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmadığından kesinleşen yönler hariç olmak üzere boşanma ve ekleri ayrılmadan, istinaf edilen tüm yönlerden kararın tamamının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi gerekir (6100 sayılı Kanun md. 353). Aksi uygulamayla, birbiriyle bağlantılı ve sonuçları birbirlerini doğrudan etkileyebilen istemlerin ayrılması; sağlıklı, isabetli infazı kabil kararlar verilmemesine sebep olacağı gibi bu durum usul ekonomisine de aykırıdır.
Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni karar ile temyiz incelemesi sonucu verilecek olası bozma kararı sonrası, İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni karara karşı kanun yollarında da değişiklik olacaktır. Çünkü, temyiz incelemesi sonucu bozma kararı verildiğinde (Bölge Adliye Mahkemesi daha evvel bu konuda esastan ret kararı verdiğinden), yeni karar sadece temyiz yoluna tabi olacak, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırıp gönderdiği yönlerle ilgili İlk Derece Mahkemesi bir karar verdiğinde bu karar ise önce istinaf, sonra temyiz aşamalarından geçecektir. Dolayısıyla, zorunlu olarak birlikte görülmesi gereken dava ve ekleri ayrı ayrı dosyalarda görüşülüp ayrı ayrı yasa yollarından geçerek ortaya hukuken ve usulen karmaşık bir sonuç ve hukuki güvenirlik ilkesine aykırı bir durum çıkabilecektir.
Boşanma davası ve ekleri birbirinden ayrıldığında, biri hakkında verilecek hüküm diğerinin sonucunu etkileyecek nitelikte olması nedeniyle; örneğin, boşanma sorunu halledilmeden velâyete ilişkin uyuşmazlık, velayete ilişkin uyuşmazlık çözülmeden kişisel ilişki ve iştirak nafakası, kusur sorunu çözülmeden maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin uyuşmazlık çözülemeyeceğinden, bu istemlerin biri diğerinin sonucunu bekleyecek, gereksiz zaman kaybı ve usul ekonomisine aykırı bir yargılama süreci başlatılmış olacaktır.
Diğer yandan, bilindiği üzere Bölge Adliye Mahkemelerinin, esasa ilişkin hiçbir hüküm içermeyen ve yalnızca (münhasıran) gönderme kararları kesindir (6100 sayılı Kanun md. 353/1-a). Ancak, somut olayda Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemi üzerine vermiş olduğu karar, yalnızca (münhasıran) gönderme kararı olmayıp aynı dava ve eklerine ilişkin esas hükümle birlikte, aynı davanın eki niteliğinde olan velâyet düzenlemesi ile buna bağlı olarak kişisel ilişki ve iştirak nafakası ile ilgili kaldırma ve gönderme kararı verilmiştir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesinin eldeki dosyaya ilişkin kararı tüm yönleriyle temyizi kabil bir karardır. Diğer bir anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının tüm yönleriyle temyizen incelenmesi yönünden herhangi bir engel bulunmamaktadır.
Somut olayda incelendiğinde, boşanmanın eki niteliğinde bulunan ve yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde boşanma davasının eki olması sebebiyle tüm istinaf istemlerinin bir bütün hâlinde değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, boşanma davasının eki niteliğindeki velayet ile buna bağlı kişisel ilişki ve iştirak nafakalarına ilişkin hükümlerin kaldırılarak dosyanın bu yönüyle İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi, sair yönlerden ise istinaf incelemesi yapılarak esastan karar verilmesi hatalı olmuş, temyiz edilen hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin ... alınarak ... verilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.