Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari satımdan kaynaklanan alacak iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında fatura geçerliliği ve ticari ilişkinin varlığını inceledi.
Özet: Davacı, davalıya ticari ürün teslimatı yaptığını ve kısmi ödeme sonrası bakiye 908.800,00 TL alacağının ödenmediğini iddia ederek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken; davalı ise davacı ile ticari ilişkisi olmadığını, sunulan faturanın imza eksikliği, e-arşiv uyumsuzluğu ve teslim alan imzası bulunmaması gibi nedenlerle yasal geçerliliğe sahip olmadığını, dolayısıyla ortada bir alacak bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini istemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/898 Esas
KARAR NO : 2026/222
Büyükçekmece İcra Dairesi : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/11/2024
KARAR TARİHİ : 09/03/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ile müvekkili arasındaki ticari iş gereği müvekkili tarafından davalı ile anlaşıldığı üzere, taraflar arasında kararlaştırılan tarihte şantiyeye teslim edilen ürünlere ilişkin 15.06.2024 tarihli, ... no'lu, 958.800,00-TL bedelli fatura tanzim edildiğini, ... no'lu fatura'nın açıklama kısmında ayrıca bu faturanın, "irsaliye yerine geçer" ibaresi ile irsaliye yerine geçtiğini de belirtilerek fatura keşide edildiğini, faturaya konu ticari ilişkinin varlığını gösterir ve ürünlerin müvekkili şirketçe teslim edildiğine dair .... konuşmalarının ekran görüntülerini dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkilinin, ilk sevkıyatı 29.02.2024 tarihinde eksiksiz şekilde teslim ettiğini, yine kararlaştırılan ikinci sevkıyatın 06.04.2024 tarihinde gerçekleştirildiğini, bu sevkıyatların bedellerine karşılık olarak 08.04.2024 tarihinde, davalının akrabası aynı soyisimli ... tarafından müvekkili şirket yetkilisi ...'nın hesabına 08.04.2024 tarihinde 50.000,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemeye dair dekontu dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkili şirket tarafından, taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılan tüm ürünlerin eksiksiz şekilde davalıya teslim edilmiş olmasına karşılık fatura ile belirtilen, yapılan 50.000TL ödeme düşülerek kalan bakiyenin alacak yönünden, müvekkili şirketin tüm ısrarlı taleplerine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, davalının borcunu ödemeden kaçınması üzerine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü .... esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu, bu sebeple itirazın iptal edilerek takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra dosyası ve dava konusu fatura incelendiğinde faturada imza bulunmadığını, fatura da kesen firma olan ...'nin yasal temsilcisinin imzasının bulunmadığını, dosyaya imza sirküleri'nin de sunulmadığını, E arşiv faturada bulunması gereken bilgilerin, faturanın hukuki geçerliliği açısından önemli olduğunu, bu bilgilere sahip olmayan e arşiv faturaların, geçersiz kabul edilebileceğini, işletmelerin, e arşiv fatura düzenlerken, faturada bulunması gereken tüm bilgilerin eksiksiz olarak doldurması gerektiğini, fatura yasal şartlara uygun bir fatura olmayıp, alacakta geçerli bir alacak olmadığını, faturanın en alt kısmında "Elektronik ortamda e -arşiv izni kapsamında iletilmiştir" ibaresinin bulunmadığını, bu sebeple faturanın yasal mevzuata uygun olarak tebliğ edilmediğini, imzanın da yer almadığından yasal mevzuata aykırı düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş olduğunu, faturanın notlar kısmına "irsaliye yerine geçer " ibaresi eklendiği ancak teslim alan kişiye ait bir imza bulunmadığı ve irsaliye numarasının da yazmamakta olduğunu ve faturanın imza olmayan boş bir fatura olduğunu, tüm bu sebeplerle faturanın usule aykırı olarak düzenlenmiş yasal şartları taşımayan bir fatura olduğundan geçerli bir alacak olmadığını, müvekkilinin davacı taraf ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, fatura düzenlenmiş olmasının müvekkilinin borçlu olduğunu göstermeye yeterli olmadığını, davacı şirketin müvekkili aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve itiraz ettiklerini, müvekkili ...'ün davacı taraf ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, hiçbir ticareti olmayan bir firmanın kendisine 1.200.000 TL ye yakın bir miktar ile icra takibi başlatması üzerine müvekkilinin kendisine ait kimlik bilgileri ile adına sahte fatura düzenlenmiş olması sebebiyle bu icra takibine itiraz ettiklerini, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddini davacı tarafın %40 dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
DELİLLER : Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ... esas sayılı dosyası, Sosyal Güvenlik Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kuruluşu, Vergi Daireleri, Ticaret sicil müdürlüğü, ... Bankası yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, Başlatılan Büyükçekmece İcra Dairesi 'nin ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; Müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, yapılmış olan icra takibindeki borcun tamamına, işlemiş faize ve tüm feri’lerine, itiraz ettiklerini, takibin durdurulmasına karar verilmesini istediklerini beyan etmiştir.
Büyükçekmece İcra Dairesi’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 975.802,21 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi 08.05.2025 tarihli raporunda; Detayı rapor içerisinde izah edilen nedenlerle, dosyaya mübrez belge ve bilgi ile Sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Her iki şirket tarafından sunulan yasal defterlerin uyuşmazlığa konu 2024 yılına ait olduğu, 2024 yılı yasal defterlerin kapanış tasdiklerinin 30.06.2025 tarihine kadar süresi olduğu ve henüz kapanış tasdiklerinin inceleme döneminde yapılmamış olduğunu, ibraz edilen defterlerin ise açılış tasdiklerinin süresi içinde yapılmış olduğu ve defter beratlarının süresi içinde Maliye Bakanlığı’na verildiği, bu sebeple sunulan defterlerin sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun değerlendirildiğini, dosya kapsamında taraflar arasında yapımış olan yazılı bir sözleşmeye rastlanılmadığını, davacının, davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası ile 09.08.2024 tarihinde 908.800.-TL asıl alacak ile 67.002,21.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 975.802,21.-TL alacak için takip başlatmış, davalının itirazı ile takibin durmuş olduğunu, dava konusu düzenlenen faturanın, e-arşiv faturası olduğunu, ... adına düzenlendiğini, fatura üzerinde “irsaliye yerine geçer”, “ana yüklenici ... Yapı İnş. Ltd şantiyesine teslim edilmiştir” ifadesi yer almaktaysa da fatura üzerinde isim ve imza bulunmadığını, davacı tarafından keşide edilmiş olan söz konusu faturanın davalıya tebliğine ilişkin belge sunulmadığını, kağıt olarak verilen E Arşiv Fatura, irsaliyeli fatura yerine kullanılabileceğini, ancak bu imkandan yararlanabilmek için faturanın düzenleme tarihi yanında düzenleme zamanının da saat ve dakika olarak gösterilmesi, malın teslim anında düzenlenmesi, kağıt çıktısına “İrsaliye yerine geçer.” ifadesinin yazılması ve kağıt çıktının satıcı veya yetkilisi tarafından ıslak imza veya hazır imzalı olarak ayrıca imzalanmasının zorunlu olduğunu, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü’nün 16.01.2017 tarihli ve 11395140-105[mük.257-2016/VUK-1-19889]-13502 sayılı özelgesinde “…firmanız ile e-Fatura Uygulamasına kayıtlı olan diğer mükelleflerin aralarında yapmış oldukları mal ve hizmet alım satımları nedeniyle düzenlemek zorunda oldukları elektronik faturalarda, düzenleme tarihi yanında düzenleme zamanının da saat ve dakika olarak gösterilmesi suretiyle elektronik faturanın alınacak kâğıt çıktısı üzerine "İrsaliye yerine geçer." ifadesinin yazılması ve satıcı veya yetkilisi tarafından imzalanması halinde herhangi bir izne gerek bulunmadan irsaliye olarak kullanılması mümkün bulunmaktadır.” denildiğini, B Formlarına göre; 25.01.2021 tarihinde 31375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:396)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 523) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgeler, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyeceğine karar verildiği, davacı tarafından keşide edilmiş olan ve iş bu davaya konu edilmiş olan bu faturanın, davalı B formunda beyana gerek kalmaksızın E-BELGE açıklaması ile yer aldığını, davacının yan defterlerinde davalının .... nolu alıcılar hesabında takip edildiği ve ... yevmiye nosu ile davalı adına keşide edilen ve iş bu davaya konu edilen faturanın kaydedildiğini, davacı vekilinin beyanından anlaşıldığı üzere davalının borcu için davacı şirket yetkilisi hesabına ödeme yapıldı belirtilmiş, 1 adet ödeme dekontu dosyaya ibraz edilmiş olduğunu, ancak bu ödemenin davacı defterinde kayda alınmadığını, davalının gelir vergisi mükellefi olan şahıs işletmesi olduğu ve işletmenin tek sahibi olduğunu, davalının yasal defterlerinde iş bu davaya konu edilen faturanın kayıtlının olmadığını, davalı vekilinin, ..... yazışmasının müvekkili ile yapılmadığını ve yazışmayı yapanın 1. Derece yakını olmadığını beyan ederek vukuatlı nufus kayıt örneğini de paylaştığını, burada da davacı hesabına ödemeyi yapan ...’ün davalı ... ile 1. Derece yakınlığının da olmadığının anlaşıldığını, davacının iddiasının ispata muhtaç olduğunu, SONUÇ: Dosya kapsamında taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme olmadığı, davacının, davalı ile olan ticari münasebetini 1 adet faturaya dayandırmakta olduğunu ve davalı adına 09.08.2024 tarihinde Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalı defterlerinde iş bu takibe konu faturanın kayıtlı olduğunu, ancak davacının 50.000.-TL ödeme aldığını beyan ettiğini ve dava dosyasına bu ödemeye ilişkin ödeme dekotu da sunduğunu, bu ödemenin davacı defterlerinde kayıt altına alınmadığını, ödemeyi yapan şahsın davalı ile 1. Derece akrabalık ilişkisi olmadığı, davalının işletmensinde söz sahibi ya da ortaklığı olmadığının anlaşıldığını, davacının, faturanın tebliğine ilişkin ya da hizmetin eksiksizce davalıya verildiğine ilişkin belge ibraz etmediğini, davalı defterlerinde ise fatura ya da 50.000.-TL ödeme kayıtlı olmadığını, davacının iddiasının ispata muhtaç olduğunun değerlendirildiğini bildirmiştir.
Davalı şirket yetkilisi ... yemin beyanında; "... Mimarlık Sanayi ve Ticaret LTD. ŞTİ ile aramda ticari iş gereği kararlaştırılan tarih olmadığına, şantiyeye ürün teslim edilmediğine, 15.06.2024 tarihli, 958.800,00-TL Bedelli Fatura tanzim edilmesi hakkında benim dava açılana kadar bir bilgim veya görgüm bulunmadığına, Faturayı tanzim eden davacı şirket ile aramda böyle bir borç ilişkisinin bulunmadığına, Dava konusu 15.06.2024 tarihli, 958.800,00-TL Bedelli Fatura konusu ürünleri ben, benim ailem veya çalışanlarımdan biri almadığına, Siparişi de ben, ailemden biri veya benim çalışanlarımdan birinin de vermediğine, Davacı ile hiçbir ticari ilişkim olmadığına, 50.000,00TL'lik ödemeyi de ben, benim ailem veya benim çalışanlarımdan birinin göndermediğine, Davacı ile anlaşmadığıma ve anlaşma kapsamında dava konusu yapılan ürünler tarafıma veya istediğim bir yere teslim edilmediğine, Dava konusu alacakla bir alakam olmadığına ve davacı şirketle bir ticari ilişkim olmadığına ve tüm söylediklerimin doğruluğu hakkında; namusum şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine YEMİN EDİYORUM." demiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu, yemin beyanı içeriğine göre;
İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır.
İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Somut olayda, tacir olan tarafların ticari defterlerinde takip konusu faturalar nedeniyle alacak borç durumunun tespit edilemediği, kayıtların birbiriyle uyumsuz olduğu, davacı vekili tarafından sunulan belgelerden dava konusu fatura içeriği ürünlerin teslim edilip edilmediğinin belirlenemeyeceği, takibe sıkı sıkıya bağlı olan ve tek taraflı düzenlenen faturaya konu hizmet ifasının gereği gibi yerine getirildiğinin basiretli davranması gereken davacı tarafından ispatlanamadığı, yemin delili kapsamında davalının yemini eda ettiği anlaşılmakla yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 11.785,26 TL harcın mahsubuyla bakiye 11.053,26 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 152.370,33 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin ve davalı asilin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/03/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır