Yargıtay, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma kastıyla yaptığı ivazsız mirastan feragat sözleşmesinin, mirasbırakan ölmeden dahi İİK kapsamında tasarrufun iptali davasına konu edilebileceğine karar verdi.
Özet: Bir alacaklının, borçlunun annesi ve babası ile yaptığı karşılıksız mirastan feragat sözleşmesinin, borçlunun malvarlığına girmesi gereken miras payını alacaklılardan kaçırmak amacıyla muvazaalı şekilde düzenlendiği iddiasıyla açtığı tasarrufun iptali davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, mirasbırakanların henüz hayatta olması nedeniyle davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişlerdir. Ancak Yargıtay, borçlunun aktifini artırıcı işlemleri yapmamasının veya malvarlığına girmesi gereken miras payından feragat etmesinin alacaklıları zarara uğratıcı nitelikte olduğunu ve İİK 277 ve devamı maddeleri kapsamında tasarrufun iptaline konu edilebileceğini belirterek, davanın esastan incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun değeri düşük bir gayrımenkul dışında başkaca malvarlığı bulunmadığını, diğer davalıların davalı borçlunun anne-babası olduğunu, onlardan kalacak mirasdan, feragat edildiğinin öğrenildiğini beyan ederek İİK madde 280 kıyasen uygulanmak suretiyle .... Noterliğinin 12.09.2014 tarih ve 149 48... yevmiye numaralı mirastan feragat sözleşmelerinin iptali, vekalet ücreti ile birlikte yargılama giderlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalılar arasında akdedilen mirastan feragat sözleşmesinin iptali ( tasarrufun iptali ) talep edilmiş ise de mirastan feragat sözleşmesi ölüme bağlı tasarruf olup, mirasından feragat edilen murisin ölümü ile hüküm ifade edeceği, henüz bu şartın gerçekleşmediği, davacı açısından da menfaat şartının bulunmadığı, davacının bu aşamada dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.1-Tasarufun iptali davasının konusu, borçlunun yaptığı satış, bağış, başkası lehine ipotek tesis edilmesi veya ticari işletmenin devri olabileceği gibi borçlunun malvarlığının artışını önleyici bir tasarruf işlemi de olabilir. Bu husus daha geniş ifade ile İİK 'nun 280/1 maddesinde "borçlunun alacaklılara zarar verme kasdı ile yaptığı tüm işlemler" şeklinde düzenlenmiştir.Borçlunun kendi adına kayıtlı mallar üzerinde tasarruf yapması ve bu tasarruflar için iptal davası açılması mümkün olduğu gibi borçlunun mamelekinin aktif bölümünü azaltıcı işlemler yapması ya da aktifini artırıcı işlemleri yapmaması da tasarrufun iptal davalarına konu yapılabilir. Somut olayda; davalı borçlu ... 'ın, annesi ...'dan ve davalı babası ...’dan kalacak mirası .... Noterliği tarafından düzenlenen 12.09.2014 tarihli 149 48... yevmiyeli mirastan feragat sözleşmesi ile reddettiği anlaşılmıştır.Türk Medeni kanunun 528. maddesi; "mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur." hükmüne haizdir.Mirastan feragat sözleşmesi, henüz doğmamış olan miras hakkına ilişkin sonuçlar doğuracak nitelikte bir sözleşmedir. Mirastan feragat sözleşmesinin ivazsız gerçekleştirilmesi halinde, feragat edenin altsoyunun miras hakkı, feragat eden mirasçı mirasbırakandan önce ölmüş gibi devam eder. Yani feragat edenin miras hakkı kendi altsoyuna geçer. Dava konusu mirastan feragat sözleşmeleri incelendiğinde; sözleşmelerin ivazsız yapıldığı, davalı borçlunun alt soyunun bulunduğu, davalı borçlunun alacaklılarından tereke mallarını kaçırmak üzere yapılan muvazaalı işlemler olduğu ve davalılar arasında mirastan feragat edecek geçerli bir sebebin de ileri sürülmediği, borçlu davalının mal varlığına girmesi gereken miras payından feragat edilerek bu miras payından alacaklıların alacağını tahsil etmesinin engellendiği anlaşılmıştır.Mahkemece, İİK 277 ve devamına göre dosyanın incelenilerek karar verilmesi gerekirken Davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK 373/1 maddesi uyarınca, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.