Telefonla dolandırıcılık eyleminin nitelikli değil basit dolandırıcılık olduğu, dava zamanaşımı sebebiyle hükmün bozulup davanın düşmesi kararı.
Özet: Sanığın, telefonla kendisini polis olarak tanıtıp, kimlik bilgilerinin bankalarda kullanıldığı yalanıyla mağdurdan para yatırmasını sağlayarak haksız menfaat temin ettiği dolandırıcılık eyleminde, ilk derece mahkemesinin suç vasfını hatalı belirleyerek nitelikli dolandırıcılık hükmü kurduğu; ancak temyiz incelemesinde eylemin suç tarihinde yürürlükte olmayan nitelikli dolandırıcılık maddesine değil, basit dolandırıcılık (TCK 157) suçuna uyduğu ve bu suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenen olağan dava zamanaşımının, sanık hakkında verilen mahkûmiyet tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar dolmuş olduğu anlaşıldığından, sanık hakkındaki kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/138 E., 2016/261 K.SUÇ : DolandırıcılıkHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön incelemesi neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği görüşüldü; Sanığın, katılanı telefonla arayıp kendisini polis olarak tanıttıktan sonra kimlik bilgilerinin bankalarda kullanıldığını, verdiği banka hesabına para yatırdığı takdirde sorumluları suçüstü yakalayacaklarını söyleyerek haksız menfaat temin ettiği iddia edilen somut olayda, Mahkemece suç vasfında hataya düşülerek hükmolunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesinde yer alan nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı. eylemin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 158/1-L maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ancak, suç tarihinde bu maddenin yürürlükte olmaması dikkate alındığında eylemin aynı kanunun 157. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu, bu suçun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 14.06.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 18.02.2026 tarihinde karar verildi.