İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında yaklaşık ispat koşulları üzerine verilen ihtiyati tedbirin reddi kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil talepli davada, müteahhidin edimlerini yerine getirdiği iddiasıyla hak edişi olan bağımsız bölümlerin devredilmediği gerekçesiyle üçüncü kişilere devrin önlenmesi için istenen ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince iddiaların yaklaşık ispat edilemediği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacının istinaf başvurusuyla, hukuki korumanın sağlanabilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğu ve tedbir koşullarının oluştuğu argümanıyla bu kararın kaldırılması ve teminatsız tedbir konulması talebiyle yapılan incelemede, mahkemece yaklaşık ispat şartının değerlendirilmesinin esas alındığı anlaşılmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/133
KARAR NO : 2026/179
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/804
DAVA TARİHİ : 10/10/2025
ARA KARAR TARİHİ : 10/10/2025
DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
İSTEM : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ 10/02/2026
KARARIN YAZ. TARİH :10/02/2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/804 sayılı dosyasından verilen 10/10/2025 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İDDİA VE İSTEK:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı Kooperatif ile diğer davalıların murisi .... arasındaki .... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, .... Mevkiinde, .... ada, .... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili arsa payı karşılığı inşaat sözlemesi gereği inşa edilecek binaların yapımı hakkında Kooperatif ile davacı şirket arasındaki sözleşme gereği, davacının edimini eksiksiz yerine getirdiği ve hak edişi karşılığı... Blok ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin davacıya verilmesi kararlaştırıldığı halde davacı adına gereken tescillerin yapılmadığı" iddiası ile, anılan taşınmazların tapu iptalleri ile davacı adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde ise rayiç değerlerinin tespit ve tahsiline, ayrıca üçüncü kişilere devirlerinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
YANIT :
Davalı arsa sahipleri vekili cevap dilekçesinde özetle; "Yüklenici kooperatifin sözleşme edimlerini tam olarak yerine getirmediği ve bu nedenle arsa sahipleri ile yüklenici arasında görülmekte olan davalar bulunduğu" savunması ile, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı şirket ile yapılan sözleşme çerçevesinde, tapu iptali ve tescili istenen bağımsız bölümlerin devri ile ilgili bir anlaşma bulunmadığı, davacının yaptığı işin hak edişlerinin ödendiği" savunması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İHTİYATİ TEDBİR RED KARARI:
İlk derece mahkemesinin 2025/804 Esas sayılı ve 10/10/2025 tarihli ara kararı ile; "Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden dava konusu iddiaların yaklaşık olarak ispat edilemediği" gerekçesi ile, ihtiyati tedbir isteğinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinafa başvuru dilekçesinde özetle; "Yaklaşık ispat olup ihtiyati tedbir yasal koşullarının oluştuğunu" ifade ederek, isteğin reddine dair ara kararının kaldırılmasına ve dava konusu bağımsız bölümler üzerine üçüncü kişilere devrin önlenmesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
DEĞERLENDİRME:
İlk derece mahkemesince verilen "ihtiyati tedbir isteğinin reddi" kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, terditli olarak da rayiç değer tespit ve tahsili isteklerine ilişkindir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. Maddesinde: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Hükmü düzenlenmiştir.
Aynı kanunun 392/1. Maddesinde ise: "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlananın teminat göstermesi gerekmez." Hükmü düzenlenmiştir.
Anılan yasal düzenlemelere göre; hukuki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce ya da dava sırasında geçici hukuki koruma olarak istenen ihtiyati tedbir kararının yasal koşulları olarak; "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğması" olasılıkları belirtilmiştir.
Hak iddia eden kişinin, bu olasılıkları ifade ederek geçici hukuki koruma istemesi halinde, iddia ettiği vakıaları tam olarak kanıtlaması kendisinden beklenmez. Çünkü, adı üstünde; "geçici hukuki koruma ve olasılık" bunu gerektirir. İstek sahibinin, iddialarını yaklaşık olarak kanıtlaması, bunun için en azından iddiaya ilişkin bazı verileri mahkemeye sunması gerekir. Bu durumda mahkemece, iddiacı hak sahibinin muhtemel zararlarını önlemek adına tedbir kararı verilmelidir. Uygulamada genellikle tedbir istekleri mahkemelerce olumlu karşılanmakta olup, yerleşik yargı kararlarında da bunun için yaklaşık ispatın yeterli olduğu yaklaşımı mevcuttur.
Ancak; tedbir kararı verilirken, dava sonunda haksız olunduğu takdirde karşı tarafın veya üçüncü kişilerin uğraması olası zararların da mahkemece dikkate alınarak, istek sahibinden uygun bir teminat göstermesi istenmelidir. Kural bu olmakla birlikte, istisnaen bazı özel durumlarda hâkim takdiri ile teminat aranmayabilir. Teminatın niteliği ve miktarı da hâkim tarafından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine ve hakkaniyet dengesine göre uygun ve makul bir şekilde takdir edilmesi gerekir.
Ayrıca; bir davada, uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi, kesinleşmiş mahkeme kararının infazını engeller şekilde de tedbire hükmolunmamalıdır.
Yukarıdaki yasal ve yargısal ilkeler çerçevesinde somut olaya gelince:
Eldeki davada; davalı (yüklenici) Kooperatif ile diğer davalıların murisi (arsa sahibi) arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince inşa edilmesi gereken binaların, davacı (taşeron) ile davalı Kooperatif (yüklenici) arasındaki inşaat (eser) sözleşmesi gereği davacı tarafından inşa edildiği ve bu doğrultuda davacıya verilmesi gereken bağımsız bölümlerin devredilmediği iddiası ile tapu iptali ve tescil istenmektedir. Buna göre tapu iptali ve tescili istenen bağımsız bölümler bizatihi uyuşmazlık konusudur. Mahkemece her ne kadar "Yaklaşık ispatı gösteren delil bulunmadığı" gerekçesi ile ihtiyati tedbir isteğinin reddine karar verilmiş ise de, dosyada sunulu tüm beyan ve belgelerden ve özellikle; davacı ile davalı Kooperatif arasındaki 08/10/2008 tarihli "Taşeronluk sözleşmesi" ile 26/09/2010 tarihli Kooperatif genel kurul tutanağı, 20/02/2013 tarihli tahsilat makbuzu ve 29/06/2025 tarihli genel kurul tutanağı içeriklerinden, iddia olunan konuya ilişkin yaklaşık ispat verilerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Elbette uyuşmazlığın çözümü ile tarafların haklılık ya da haksızlık durumları yargılama sonunda açıklığa kavuşacak olup, bu aşamada iddianın ispatına yönelik yaklaşık veriler sunulmuş olmakla, uyuşmazlık konusu taşınmazların yargılama sırasında el değiştirmesi halinde ileride telafisi güç durumların ortaya çıkması olasılığına karşı önlem alınması gerekmektedir. Buna göre HMK.'nın 389 ve devamı maddelerindeki ihtiyati tedbir yasal koşulları gerçekleştiği halde, mahkemece isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin "İhtiyati tedbir isteğinin reddi" yönündeki ara kararının HMK.'nın 353/1-b/2. Maddesi gereğince kaldırılmasına ve dairemizce; "Dava konusu taşınmazların davalılar adına kayıtlı olması halinde, uygun bir teminat karşılığında, tapu kayıtları üzerine üçüncü kişilere devirlerinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına" yönünde yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile;
2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/804 sayılı dosyasından verilen 10/10/2025 tarihli "ihtiyati tedbirin reddi" yönündeki ara kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteğinin HMK'nın 389. maddesi gereğince KABULÜ ile; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, .... Mevkiinde,.... ada, ... parsel sayılı ana taşınmaz üzerinde bulunan ... Blok ....ve ... nolu bağımsız bölümlerin tam payları üzerine, davalılar adına kayıtlı olmaları halinde üçüncü kişilere devirlerinin önlenmesi bakımından, takdiren 1.500.000 TL (nakdi ya da süresiz ve kesin banka teminat mektubu verilmek suretiyle) teminat karşılığında İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,
4-Nakdi teminatın ilk derece mahkemesi veznesine yatırılması ya da banka teminat mektubunun dosyasına sunulması için, davacı vekiline kararın tebliğinden itibaren bir hafta kesin süre verilmesine, verilen süre içinde teminat sağlanmadığı takdirde tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına,
5-Teminat yatırıldığı takdirde, gereği için ilgili tapu sicil müdürlüğüne ilk derece mahkemesince yazı yazılmasına,
6-Davacı tarafından yatırılan toplam 615,40 TL harç bedelinin talebi halinde yatıran davacıya iadesine,
7-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden kurulacak hükümde değerlendirmeye alınmasına,
8-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 391/3 ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.