11. Ceza Dairesi, dolandırıcılık suçunda HAGB kararının usulsüz kesinleşmesi nedeniyle dava zamanaşımının dolduğunu tespit ederek kamu davasını düşürmüştür.
Özet: Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmü, sanık hakkında önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının cezaevinde bulunması nedeniyle usulüne uygun tefhim (kanun yolu beyanının eksikliği) ve tebliğ edilmemesi sonucu kesinleşmediği, bu durumun dava zamanaşımı süresini durdurmadığı ve suçun kanunda öngörülen olağan dava zamanaşımı süresinin ilk mahkumiyet tarihinden itibaren dolduğu tespit edildiğinden, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı bozulmuş ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2025/158 E., 2025/304 K.SUÇ : DolandırıcılıkHÜKÜM : MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: DüşmeYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 34 üncü maddeleri uyarınca, ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarih ile uzlaştırma raporunun düzenlendiği tarihe kadar dava zamanaşımı süresinin durduğu gözetilerek yapılan incelemede;Katılan ve sanığın edimli uzlaşma sağlaması nedeniyle CMK'nın 254/2-2.cümle maddesi gereğince verilen 11.09.2018 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın başka suçtan cezaevinde bulunan sanığa SEGBİS yoluyla tefhim edildiği; Mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına "5271 sayılı CMK'nin 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin" de yazılması ve bu hususun da tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış ve tefhim edilmemiş olması ile sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın tebliğ de edilmemiş olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın usulsüz şekilde kesinleştirildiği, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımını durdurmayacağı belirlenerek yapılan incelemede;Sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e. maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında ilk mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 21.03.2012 tarihinden, hüküm tarihine kadar gerçekleştiği ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması,Yasaya aykırı, katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 17.02.2026 tarihinde karar verildi.