Trafik kazasında sürekli malul kalan yayaya hükmedilen manevi tazminat miktarının kusur oranları ve yargılama sürecinin bozma sonrası yeniden değerlendirilmesi hakkında temyiz incelemesi.
Özet: Davacının 10.12.2011 tarihli trafik kazasında %53 oranında sürekli malul kalması nedeniyle davalıdan talep ettiği manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin başlangıçta hükmettiği 10.000 TLlik tazminat Yargıtay tarafından az bulunarak bozulmuş, bunun üzerine mahkeme davacıyı %75, davalıyı %25 kusurlu bularak 30.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, ancak hem davacı vekili tazminat miktarını az bularak hem de davalı vekili tazminatı fahiş ve davacıyı asli kusurlu görerek kararı temyiz etmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2022/7719 E.  ,  2025/15057 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/323 E., 2021/410 K.
Karar davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... geldi. Davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.11.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının işleteni ve sürücüsü olduğu aracın 10.12.2011 tarihinde davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının %53 oranında sürekli malul kaldığını, davacının yaralanmadan kaynaklanan manevi zararını davalının gidermesi gerektiğini belirterek 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının olayda kusurunun bulunmadığını, olay yerine yakın yerde yaya geçidi olmasına rağmen davacının yolu kullandığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2018 tarih, 2016/203 Esas, 2018/151 Karar sayılı kararı ile, ceza dosyası kapsamı, kusur ve maluliyet durumuna ilişkin bilirkişi raporları benimsenerek davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2018 tarih ve 2018/1053 Esas, 2018/1192 Karar sayılı kararı ile davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.02.2021 tarihli ve 2019/750 Esas, 2021/788 Karar sayılı ilamıyla somut olayda, davacının yaralanma derecesi, olay tarihi, olayın gelişim şekli göz önüne alındığında davacı yararına İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine dair karar kaldırılarak daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, davaya konu olayda davacı ...'in %75 oranında, davalı ...'un ise %25 oranında kusurlu olduğu, yaya davacı ...'in meydana gelen kaza sebebiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, sürekli maluliyetinin %53 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, bu durumda davacıda meydana gelen maluliyetin oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranları gibi hususlar ile manevi tazminatın mahiyeti ve Yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 10.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının az olduğunu, davacının uzun bir süre yatağa bağımlı halde yaşadığını, ayrıca istinaf kararını temyiz etmeyen davalı yönünden temyiz hakkı bulunmadığını, davalının temyiz etmekte hukuki yararı olmadığını belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davaya konu olayda davacının yaya geçidi olmasına rağmen yoldan geçmeye çalışarak asli kusurlu olduğunu, kusur oranı ve olay tarihi gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, ayrıca kısmen kabul kararı verilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalının işleteni ve sürücüsü olduğu aracın 10.12.2011 tarihinde davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanmasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olmakla davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesi manevi tazminat davalarında avukatlık ücretini düzenlemiş olup, anılan maddenin ikinci fıkrasında davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği hüküm altına alınmış olmakla, mahkemece bozmaya uyularak kısmen kabul kararı verilmesine rağmen reddedilen miktar gözetilerek davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmamış olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
VII. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.