6102 sayılı Kanunun 547. maddesi uyarınca ihya edilen şirkete ek tasfiye memuru atanması davasının çekişmesiz yargı niteliğiyle temyizinin mümkün olmadığı kararı.
Özet: İhya edilen şirkete tasfiye memuru atanması talepli davada, ilk derece mahkemesinin kabul kararının bölge adliye mahkemesince usulen reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde, Türk Ticaret Kanununun 547. maddesi uyarınca ek tasfiye amacına yönelik ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanması taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382. maddesi kapsamında çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, çekişmesiz yargı işlerine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-ç maddesi gereğince kapalı olması sebebiyle, davacılar vekilinin temyiz dilekçesi reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/189 Esas, 2025/795 KararHÜKÜM : Davanın usulden reddiİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2024/1007 E., 2024/1191 K.Taraflar arasındaki ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547. maddesine dayalı ek tasfiye amacına yönelik ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanması niteliğinde olup, davalının “yasal hasım” olması ve aynı Kanun’un 5 46... . maddeleri gözetildiğinde davanın niteliği uyarınca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 316. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tâbi bulunduğu kabul edilmiştir. Bu nitelikteki davaların yazılı yargılama usulüne tâbi olduğunu kabul etmenin kanuni dayanağı bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Kanun’un 5 46... . maddelerine göre esas tasfiye davası basit usulde görülürken ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tâbi bulunduğunu kabul etmek için bir neden de bulunmamaktadır. Şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak terkin edilmesi durumunda, sonlandırılması gereken hukuki ihtilaflar nedeniyle aynı maddenin on beşinci fıkrasında belirtilen imkândan yararlanılarak terkin edilen şirketin taraf sıfatını yeniden kazanmasına yönelik ihyası da mümkündür. Ancak böyle bir durumda verilecek olan ihya kararı, hukuka aykırı terkin işleminden farklı olarak 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesi anlamında bir ek tasfiye niteliğinde olacaktır. Zira böyle bir durumda, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmamakta, ortaya çıkan hukuki ihtilafın neticelendirilmesi amacıyla şirketin ihyası talep edilmektedir. Bu durumda verilecek olan ihya kararı da bu tür ihtilafın sonlandırılması çerçevesinde ifa edilecek ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olacak, ek tasfiye sürecine ilişkin olarak 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesi uygulama alanı bulacaktır.6102 sayılı Kanun’un 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmamış olsa da, çekişmesiz yargı işlerinin fıkrada sayılanlarla sınırlı olmadığı, kanun koyucunun örnek babından bir kısım çekişmesiz yargı işlerini gösterdiği, kaldı ki bilahare yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı Kanun’da hüküm haline getirilecek bir müessesenin çok daha önceden yürürlüğe girmiş olan 6100 sayılı Kanun içinde yer almamış olmasının işin tabiatı gereği olduğu, dolayısıyla 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesinde bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti için belirtilen ölçütlerden “İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller” ve “İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller” şeklinde belirtilen ölçütler esas alındığında, ek tasfiyenin çekişmesiz yargı işi olduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2025 tarihli, 2024/11-251 E., 2025/468 K. sayılı kararı). Ek tasfiyeye ilişkin şirketin ihyası davası, açıklanan bu niteliği itibariyle 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesi uyarınca çekişmesiz yargı işi kapsamında olup, ilk derece mahkemelerinin çekişmesiz yargı işleri bakımından verdikleri kararlara karşı vaki istinaf başvuruları bakımından bölge adliye mahkemelerince verilen kararlara karşı, 6100 sayılı Kanun’un 362/1-ç hükmü uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. O halde şirketin ihyası davasına yönelik temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle işbu ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanması talebi bakımından da temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Bu durumda, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. KARAR Açıklanan sebeple;Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.