Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davasında, davacının davalının markasal kullanımına uzun yıllar sessiz kalması sonucu hak kaybına uğradığı gerekçesiyle reddedilen davanın temyiz başvurusu Yargıtay tarafından onandı.
Özet: Davacı şirketin tescilli "..." markasının, davalı şirket tarafından izinsiz kullanıldığı iddiasıyla açtığı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davasında, ilk derece mahkemesi, davalı şirketin ticari unvan ve markasal kullanımının davacının tescilinden önceye dayanması ve davacının, benzer kullanımı uzun yıllar fark etmeyerek sessiz kalması sonucu hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; temyiz incelemesini yapan yüksek mahkeme de bu kararı yerinde bularak onamıştır.

MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/196 Esas, 2025/59 KararHÜKÜM : Davanın reddiİlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun yıllardır taşımacılık, araç kiralama ve tur düzenleme faaliyetleri yürüttüğünü, 2009/19617 tescil numaralı "..." markasının da müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı şirketin ise müvekkiline ait markayı izinsiz olarak tabelasında, araçlarında, internet alan adında, ticaret evraklarında ve reklamlarında kullandığını, davalının eylemlerinin açıkça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalının davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, bu durumun sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve önlenmesine, davalının www.....com.tr markasını kullandığı alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasına ve bunların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu ticari unvanın ilk olarak 1989 yılında ... tarafından kullanıldığını, 1995 yılında limited şirkete dönüştüğünü, ... ile aynı mahallede ikamet eden ... tarafından "... ... Ltd. Şti.'nin" kurulduğunu, ... ...'nın davacı şirket sahiplerinden "..." ismini kullanabilmesi için izin aldığını, uzun yıllardan beri müvekkili tarafından haksız rekabet yaratmayacak bir biçimde bu ibarenin kullanıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin ticari faaliyetini sürdürürken kullandığı isim ve ambleminin tamamen kendisine özgü olduğunu, "..." ibaresinin yaygın bir isim olduğunu, halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, 2009 ... numaralı "... www.....com + Şekil" ibareli markanın 39. sınıfta 13.04.2010 tarihinde davacı adına tescilinin sağlandığı, davacı şirketin 25.07.1995 tarihinde, davalı şirketin ise 14.04.1995 tarihinde tescil edildiği, davacının www.....com alan adının 27.01.2003 tarihinde, davalının www.....com.tr alan adının 16.03.2007 tarihinde yayına başladığı, davalı tarafa "..." şeklindeki 39. sınıftaki kullanımın 23.06.2012 tarihli olduğu, bu haliyle davalı tarafın ticaret sicil kaydının, davacı tarafın hem ticaret sicildeki tescilinden hem de marka tescilinden önceki tarihi içerdiği, davalı tarafın ticaret sicil kaydındaki faaliyet alanının 39. sınıfa giren kara taşımacılığı alanında olduğu, marka hakkına tecavüz bakımından, 2009 19617 sayılı “... www.....com” markası ile davalının “... ...” ibareli markasal kullanımının yazılış/okunuş itibarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğu, davacının kendisiyle aynı bölgelerde faaliyet gösterdiğini söylediği davalının ... ... ibareli markasal kullanımını 2012'den 2017'ye dek fark etmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğü, sessiz kalma suretiyle hak kaybı bakımından haberdar olma tarihinin ihtarname keşide tarihi olarak kabul edilemeyeceği, davalının 23 Haziran 2012 tarihinden beri süregelen markasal kullanımına 11.12.2017/09.01.2018 tarihlerine kadar sessiz kalan davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.