Menfi tespit davasında, hisse devri karşılığı tanzim edilen bonolardan kaynaklanan borca ilişkin protokolün borca katılma niteliğinde olduğu ve borcu sona erdirmediği kabulüyle davanın reddi.
Özet: Menfi tespit davasında, davacı şirket hisse devrine karşılık düzenlenen bonolara teminat amaçlı imza attığını ve sonradan imzalanan bir protokol ile borcun üçüncü bir kişiye nakledilerek kendisinin borçtan kurtulduğunu iddia etmiş; ancak mahkemeler, söz konusu protokolün borcun nakli değil, borca katılma niteliğinde olduğuna ve davacının bonolardan kaynaklanan borcunun sona ermediğine hükmederek davanın reddine karar vermiş, bu karar önceki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadıyla da uyumlu bulunmuştur.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/942 Esas, 2025/121 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/134 E., 2024/242 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın ... A.Ş. hisselerini devrettiğini, hisse devirlerine karşılık olarak tanzim tarihleri hisse devrine ilişkin yönetim kurulu kararıyla aynı tarihe denk gelen davaya konu 36 adet senedin davalı ...'ya verildiğini, davacı şirketin bu bonolara teminat amaçlı imza koyduğunu, daha sonra davaya konu senetlerin bir kısmının takibe konulduğunu, 09.03.2007 tarihinde davalı alacaklı ... ile davaya konu senetlerin müteselsil borçluları ve 3. kişi ... arasında bir protokol imzalanarak davaya konu alacakların yeniden yapılandırıldığını, borç nakil anlaşması yapıldığını, davalı ... tarafından içeriği ikrar ve kabul edilen protokole göre davaya konu senetlerin ...'nın fabrika hisselerini satmaktan kaynaklandığı kabulle borcun yeniden yapılandırıldığı ve borcun 3. kişi ...'na nakledildiğini, protokol içeriğine göre senet bedellerine karşılık olarak ... A.Ş.'nin 36.000.000 adet tuğlayı ...'na vereceğini, ...'nun senetleri davalı ...'ya ödeyeceğini, borcun nakline dair bu protokolde ..., ... ve davaya konu senet borçlularının imzalarının olduğunu, borcun nakli anlaşmasının senetlerde teminat imzası bulunan Fırat Kiremit Şirketi'nin borçtan kurtulmasının kabulü olduğunu belirterek davaya konu 31 adet senetle ilgili olarak davacı şirketin davalı ...'ya borçlu olmadığının tespitine, 31 adet senetle ilgili başlatılan Tekirdağ 1.İcra Müdürlüğünün 2013/5093 E. sayılı takibinin iptaline, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının teminat amaçlı imza koyma iddiasının gerçek dışı olduğunu, senet üzerindeki tüm imzaların müştereken ve müteselsilen borçlu sıfatıyla atıldığını, senetlere teminat amaçlı imza atıldığını ispatlayacak başkaca bir belge bulunmadığını, protokol başlıklı belgenin borç nakli anlaşması olmadığını, belgenin senetleri ortadan kaldırılıp geçersizleştirecek kayıtsız şartsız bir ifade içermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 09.03.2007 tarihli protokolde ...'nın 36.000.000 adet tuğlayı kısım kısım vadeye yayılmış şekilde ...'na vereceğinin kararlaştırıldığı, bonolarda müteselsil borçlu olan ... San. ve Tic. A.Ş., ... San. ve Tic. AŞ ve ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin para ödeme borcunun akıbeti hakkında, protokolde açıkça sona erdiği, ertelendiği veya ibra edildiği gibi bir sonuç kararlaştırılmadığı, bonoların da hala davalıda olduğu, protokolden anlaşıldığı üzere ...'nun 09.03.2007 tarihli protokolün taraflarının güvendiği tarafların ifalarına yardımcı bir kişi olduğu, eldeki protokolün ne borcun nakli sözleşmesi ne de borca katılma sözleşmesi olarak nitelenemeyeceği, taraflar arasında düzenlenen 36 adet bonodan işbu davaya konu edilmeyen 5 adedinin tahsilinin talep edildiği Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/60 E., 2017/234 K. sayılı dosyasının temyiz incelemesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/11-288 E., 2023/8 K. sayılı kararında protokolün borca katılma sözleşmesi olduğu, asıl borçlunun olan işbu davada davacının borcunun sona ermediğinin belirtildiği, direnme kararının onandığı ve hükmün kesinleştiği, dava ve cevaba cevap dilekçesinde davacının, Hastuğla tarafından tuğlaların ...'na teslim edildiği veya ... tarafından davalıya ödeme yapıldığı iddiası bulunmadığı, bu hususların araştırılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile protokolün hukuki niteliğinin borca katılma niteliğinde olduğunun kesinleştiği, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.