Şekil unsuru içeren marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali davasında, ayırt edicilik değerlendirmesinde şekil unsurunun önemi vurgulanarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca onandı.
Özet: İçerisinde ayırt edici bir şekil unsuru barındıran bir marka başvurusunun, önceki bir markaya benzerliği gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin YİDK kararının iptali davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, başvuruya konu markadaki şekil unsurunun markaya yeterli ayırt edicilik kazandırdığını ve bu nedenle Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili maddesi uyarınca önceki marka ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek YİDK kararının iptaline karar vermiş; temyiz incelemesinde ise bu kararların usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılarak onanmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/35 Esas, 2025/329 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/303 E., 2022/361 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 41. sınıf hizmetlerde tescil ettirmek üzere 2021/05737 sayılı ve "şekil + ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı ... tarafından başvurunun 2020/110988 sayılı ve "..." ibareli marka mesnet gösterilerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-ç maddesi uyarınca nihai olarak reddedildiğini, oysa ret gerekçesi markanın hükümsüzlük davasına konu olduğunu, müvekkili markasındaki şekil unsurunun göz ardı edilemeyeceğini, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, SMK'nın 5/1-ç maddesi koşullarının oluşmadığını ileri sürerek 2022-M-6659 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2021/052737 sayılı marka başvurusu redde mesnet gösterilen 2020/110988 markası ile aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı, nitekim davacıya ait marka başvurusunda hem doğası gereği hem de kullanımı sonucunda ayırt ediciliği son derece yüksek olan tanınmış şekil markasının yer aldığı ve bu ayırt edici şekil unsurunun SMK’nın 5/1-ç maddesi anlamında yapılan ayniyet/ayırt edilemeyecek derecede benzerlik incelemesinde dikkate alınması gerektiği, markaların aynı/ayırt edilmeyecek derecede benzer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2022-M-6659 sayılı kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.