Tuncelideki ham toprak vasfıyla hazine adına tespit edilen parsellerin, kişilerin ve orman idaresinin tescil taleplerini içeren kadastro tespitine itiraz davasının temyizen incelenmesi.
Özet: Bu kadastro tespitine itiraz davasında, Hazine adına ham toprak olarak tespit edilen taşınmazlar üzerinde davacı ve müdahillerin zilyetliğe ve mirasçılığa dayalı tescil talepleri ile Orman İdaresinin orman vasfıyla tescil talebi çekişmeye konu olmuş; ilk derece mahkemesinin tapu ve vergi kayıtlarının usulüne uygun incelenmemesi ve kanuni kapsamının belirlenmemesi gerekçesiyle bozulan önceki kararından sonra, davaların kısmen kabulü ile bazı şahıslar adına hisseli tescile karar vermesi üzerine, Yargıtay kısmen temyiz itirazlarını reddedip kısmen de yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamının incelenerek delillerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2058 E.  ,  2025/7758 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2023/9 E., 2024/43 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Tunceli ili ... ilçesi... köyü çalışma alanında bulunan 589 parsel (yeni 1 59... parsel) sayılı 10.900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 591 parsel (yeni 1 59... parsel) sayılı 31.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ve 592 parsel (yeni 1 59... parsel) sayılı 16.1 00... yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ...; kadastro komisyonunca Hazineye ait olduğu tespit edilen Tunceli ili ... ilçesi... köyünde kain 589, 5 91... parsellere ilişkin tespitin iptali ile taşınmazların 1/4 hissesinin adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ...; ... köyünde kain 589, 5 91... parseller ile bir kısım parsellerin kendisi ve müştereklerinin zilyetliğinde iken, ham toprak gösterilerek Hazine adına tespit yapıldığını beyan ederek, bu tespitin iptali ile parsellerin adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahiller ..., ... ve ... vekili; 589, 5 91... parsel sayılı taşınmazlar taksim edildiğinden davacı ...'ın taşınmazlarda hakkı kalmadığını beyan ederek, taşınmazların ... ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil Orman İdaresi vekili; dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu beyan ederek, taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi talebiyle davaya müdahil olmuştur.
Müdahiller ..., ...,...,................, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ....; dava konusu taşınmazların murislerinden kaldığını ileri sürerek, davaya müdahil olmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 03.06.2002 tarihli ve 1985/67 Esas, 2002/9 Karar sayılı kararla; müdahil davacı ...'nün dava konusu taşınmazlar üzerinde bir hakkı olmadığı anlaşıldığından davasının reddine, müdahil ...'ın dava konusu taşınmazlar üzerinde bir hakkı olmadığı anlaşıldığından davasının reddine, davacı ... ve müdahil davacılar ... ve ...'ın davalarının kabulüne, .... köyü ....mevkii 589, 5 91... parsellerin Hazine adına yapılan tespitlerinin iptaliyle 589, 5 91... parsellerin 8 hisse kabul edilerek 2/8 hissesinin davacı ... adına, 3/8 hissesinin müdahil davacı ... adına, 3/8 hissesinin müdahil davacı ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.11.2002 tarihli ve 2002/7402 Esas, 2002/9503 Karar sayılı ilamıyla; "... dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının usulünce uygulanması, tapunun değişir sınırlı olduğu da gözetilerek kapsamının 3402 sayılı Kanun'un 20/c ve 21. maddelerine göre tayin edilmesi ve bundan sonra tüm deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 22.12.2017 tarihli ve 2003/1 Esas, 2017/10 Karar sayılı kararla; müdahil davacı ... ve ...'ın davasının feragat nedeniyle reddine, davacı ... ve müdahil davacılar ... ve ...'ın davalarının kabulüne, diğer tüm müdahil davacıların davalarının reddine, 1 59... (eski 589 parsel), 1 59... (eski 591 parsel) ve 1 59... parsel (eski 592 parsel) sayılı taşınmazların tespitinin iptali ile 1 59... , 65... parsellerin tamamı 128 hisse kabul edilerek bu parsellerden ayrı ayrı 32 hissenin davacı ...'a ait olduğu, ölümü ile veraset ilamına göre 8 hissenin eşi ..., 3'er hissenin mirasçı çocuklar ....,....,............., ... adına, 48 hissenin müdahil davacı ..., 48 hissenin müdahil davacı ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükmün asli müdahil .... İdaresi vekili, davalı .... vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.05.2022 tarihli ve 2021/11806 Esas, 2022/4583 Karar sayılı ilamıyla; ".... 1-Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili ile asli müdahil ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları bakımından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bakımından; .... Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dayanılan vergi kaydı, mevkii ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı; ayrıca taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, yapılan araştırma sonucunda dava konusu taşınmazların dayanağı vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyduğu anlaşılsa dahi vergi kaydının ancak zilyetlikle birleştiği takdirde hukuken değer taşıdığı göz önünde bulundurulmalı; kayıt uygulaması yapılırken kayıt sınırlarında bulunan sabit/gayrisabit hudutlar tespit edilmeli; kayıt kapsamı dışında kalan bölümlere ilişkin 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu parsellerin olduğu... köyünün 1984 yılında 766 sayılı Tapulama Kanununa göre kadastrosunun yapıldığı, 2015 yılında ise 22-a uyarınca güncelleme kadastrosunun yapıldığı, dava konusu taşınmazın başında mahalli bilirkişiler ve teknik bilirkişilerle keşif icra edilerek teknik raporların alındığı, alınan fen bilirkişi raporu ile keşif esnasında uygulanan 7 Teşrinisani 325 tarih ve 58 sıra numaralı tedavülü Temmuz 326 tarih, 1 cilt, 106 sayfa, 71 sıra numaralı tapu kaydının ve 1937 tarih, 55 sıra numaralı vergi kaydının dava konusu taşınmazlara uymadığı, keşifte dinlenen taraflar ve mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda dava konusu yerlerin ..., ... ve ...'a ait olduğunun bildirildiği, tarafların zilyetlikle kazanım miktarlarının yasal sınırı aşmadığı, daha öncesinden aynı çalışma yerinde senede dayalı taşınmaz kayıtlarının olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun madde 14'teki yasal sınırların aşılmadığı gerekçesiyle; müdahil davacı ..., müdahil davacı ..., müdahil davacı ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... ve arkadaşları açısından verilen hükmün Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2021/11806 Esas ve 2022/4583 Karar sayılı ilamı ile onandığından hüküm verilmesine yer olmadığına; davacı ... (ölü), asli müdahiller ... ve ...'ın (ölü) davalarının kabulüne, dava konusu 1 59... , 69... parsellerin kadastro tespit tutanaklarının iptali ile dava konusu parsellerin her birinin ayrı ayrı toplam hisse oranının 8 olarak kabulü ile 2 hisse ... mirasçıları adına mirasçılık belgesindeki payları oranında tesciline, 3 hissenin ... mirasçıları adına mirasçılık belgesindeki payları oranında tesciline, 3 hissenin ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
1. Dava konusu 1 59... parsel (eski 589 parsel) ve 1 59... parsel (eski 592 parsel) sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: İlk Derece Mahkemesince davacı ..., asli müdahiller ... ve ... yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 12.09.2024 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin raporunda, 1973, 1978, 1983, 19 94... tarihli hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapıldığı, 1973 tarihli hava fotoğrafında dava konusu 1 59... parselin sınırlarının çok belirgin olmadığı ve parselde kullanıma rastlanmadığı; dava konusu 1 59... parselin üzerinde ağaç ve ağaççıkların bulunmadığı, ekim ve dikimin yapılmadığı ve sürüm izlerine rastlanmadığı, 1978 tarihli hava fotoğrafında da taşınmazların aynı durumda olduğunun belirlendiği ifade edilmiş; 12.09.2024 tarihli ziraat mühendisi bilirkişinin raporunda da dava konusu taşınmazların uzun yıllardır mekanik işleme tabi olmadığından yüzeylerinin yörenin yaygın otsu bitkileri ile kaplı olduğunun tespit edildiği açıklanmış; mahallinde 11.07.2024 tarihinde yapılan keşif sırasında keşif tutanağına aktarılan hakim gözleminde ise, dava konusu parsellerin ekili sürülü olmadığı, parseller arasında sınırlarda taş öbeklerinin olduğu, dava konusu taşınmazların yabani otlarla kaplı olduğu belirtilmiş olup, bu duruma göre, kadastro tespit tarihine kadar dava konusu taşınmazlar üzerinde kanunun aradığı zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığı, her ne kadar yerel bilirkişiler, davacı ... ve asli müdahillerin tespit tarihinden geriye doğru yirmi yıl zilyetliği ekonomik amaca uygun olarak sürdürdüğünü beyan etmiş iseler de, bu beyanların teknik bilirkişi raporlarıyla çelişmesi ve bu beyanları destekleyici başka bir delilin de bulunmaması nedeniyle, soyut içerikli yerel bilirkişi anlatımlarına değer verilemeyeceği anlaşılmış olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, 1 59... (eski 589 parsel) ve 1 59... parsel (eski 592 parsel) sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, taşınmazların tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Dava konusu 1 59... parsel (eski 591 parsel) sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu... köyünde kadastro çalışmalarının 1984 yılında yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmaz yönünden, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının bu tarih esas alınmak suretiyle, 1963-1983 yılları arasındaki kullanım durumu araştırılarak belirlenmesi gerekir. Ayrıca bilirkişi raporlarından taşınmazın sınırında mera parselinin olduğu anlaşıldığı halde, bu yönde gerekli araştırma ve inceleme de yapılmamıştır.
O halde, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi zaman dilimi içerisinde çekilmiş farklı tarihlere ait en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı ve bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, taşınmazın bulunduğu köyden ve bu köye komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından ayrı ayrı seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında, dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, dava konusu taşınmazın kim tarafından neye istinaden ve ne zamandan beri zilyet edildiği, özellikle davacı ... ve asli müdahiller ... ve ...'ın dava konusu taşınmaz üzerinde 20 yılı aşan bir şekilde zilyetliğinin bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, tespite aykırı sonuca varılması durumunda tespit bilirkişileri de tanık sıfatı ile dinlenmeli; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, dava konusu taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığı, mera ile arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı, kadim nitelikte yani öncesi bilinmeyen zamandan beri mera olup olmadığı, dava konusu taşınmaz bölümünün meranın bütünlüğünü bozup bozmadığını belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını (özellikle komşu mera parseli ile karşılaştırılmış ve aralarındaki sınırı gösteren) ve yan görünüş (kesit) krokisini ihtiva eden, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; hava ve uydu fotoğraflarının keşifte uygulanması suretiyle bilirkişi ve tanık beyanları denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı hususunda ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.