Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, temlik alınan bonoya dayalı icra takibine itirazın iptali davasında, davalıların imza inkarına rağmen Adli Tıp raporuyla doğrulanan imza ve temel borç ilişkisi zamanaşımı ihtilaflarını değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki evrak, bir devralan tarafından, temelinde sahtecilik iddialarına konu olmuş bir bono ve borçluların temel borç ilişkisine dayalı ikrarlarının bulunduğu iddia edilen alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemini içermektedir; davacı, ceza davasındaki adli tıp raporuyla senet üzerindeki imzaların borçlulara ait olduğunu ve temel borç ilişkisi nedeniyle zamanaşımının işlemediğini savunurken, davalılar bononun zamanaşımına uğradığını, kambiyo vasfını yitirdiğini, iddia edilen temel ilişkinin olmadığını ve imzaların kendilerine ait olmadığını iddia ederek takibin haksızlığını ileri sürmektedirler.
11. Hukuk Dairesi         2025/1534 E.  ,  2025/6880 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1684 Esas, 2024/1781 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/611 E., 2021/530 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.11.2025 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ile Avukat ..., davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; temlik eden ... tarafından Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2019/1532 E. sayılı dosyası ile borçlular ..., ... ve ...aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilince icra dosyasına konu alacağın noterde düzenlenen temlikname ile temlik alındığını, icra dosyasına itiraz edilmesi üzerine, açılan itirazın iptali davasında, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 2019/201 E., 2020/86 K. sayılı karar ile yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedildiğini, daha sonra yetkili İstanbul Anadolu 22.İcra Müdürlüğünün 2020/5570 E. sayılı esasına kaydedilen dosyada gönderilen ödeme emrine davalılar tarafından itiraz edildiğini, takibin durduğunu, takibin dayanağının davalılar tarafından keşide edilen 23.12.2009 vade tarihli bononun ...'a verildiğini, bu kişinin de bonoyu ...'a ciroladığını, ... tarafından borçlular aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılmış ise de yetki itirazı neticesi Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2013/328 E. sayılı dosyasına kaydedildiğini, itiraz üzerine İcra Hukuk Mahkemesince alınan raporda senetteki imzanın borçlulara ait olmadığı gerekçesiyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu kararın Yargıtayca onandığını, icra hukuk mahkemesi kararının maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil etmediğini, borçluların şikayeti üzerine Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/238 E. sayılı dosyası üzerinden ...ve ... hakkında belgede sahtecilik iddiası ile yargılama yapıldığını, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Daire Başkanlığından alınan adli tıp raporunda, imzaların borçlu elini ürünü olduğunun tespit edildiğini, ... yönünden beraat kararı verildiğini, bu kararın da Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 2018/1664 E., 2019/1266 K. sayılı kararı ile kesinleştiğini, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/238 E. sayılı dosyasının soruşturma ve kovuşturma evresindeki aşamalarda alınan davalıların ifadelerinde, temel borç ilişkisine ve senede yönelik ikrarları olduğunu, devam eden aşamada temlik eden ... tarafından Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinden temel ilişkiye dayanılarak ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, ihtiyati haciz dilekçesinde temel ilişkinin anlatıldığını, dilekçe ekinde temel ilişkiyi gösteren mahkeme huzurundaki tevil yollu ikrarların delil olarak sunulduğunu, Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2019/1532 E. sayılı dosyada da ceza dosyasında anlatılan temel ilişkiye dayanıldığını, bu nedenle de senedin vadesinden 3 yıllık sürenin geçtiği iddiasının dinlenemeyeceğini, genel zamanaşımı süresinin söz konusu olduğunu, senetteki imzanın keşidecilerin eli ürünü olduğunu gösteren Adli Tıp raporu bulunduğunu, mahkeme huzurunda borçluların ikrarı olduğunu, temel ilişkiye dayalı zamanaşımının da geçmediğini ileri sürerek davalıların icra takibine itirazlarının iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu bononun zamanaşımına uğradığını, kambiyo vasfında olmadığını, kambiyo vasfını yitirdikten sonra vadeyi takip eden 3 yıldan sonraki 1 yıl içerisinde sebepsiz zenginleşme davası da açılmadığından davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında temel ilişkinin bulunmadığını, iddia edilen temel ilişki üzerinden dahi 10 yıl geçmiş olmakla zamanaşımı süresinin dolduğunu, bonodaki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, ceza yargılamasında, müvekkili ... yönünden imza incelemesi yapılmadığını, bu yönde alınmış Adli Tıp raporunun da olmadığını, Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesince aldırılan imzaya ilişkin bilirkişi raporunda imzanın müvekkili ...'a ait olmadığının belirtildiğini, müvekkili ... yönünden aldırılan Adli Tıp raporunda da kesin bir ifade bulunmayıp kuvvetle muhtemel ait olabileceğinin belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların, takip konusu bonoda keşideci oldukları, dava dışı takip borçlusu lehdar ...tarafından bononun davacıya alacağını temlik eden dava dışı ...'a ciro edildiği, davacının senedin yetkili hamili durumunda bulunduğu, bono 23.12.2009 vadeli olup 3 yıllık zamanaşımı süresinin 23.12.2012 tarihinde dolduğu, davalılar, senedin keşidecisi olup davacıya alacağını temlik eden dava dışı ... ile keşideciler arasında temel ilişki bulunmadığı, zamanaşımına uğramış bononun adi senet sayılamayacağı gibi aralarında temel ilişki bulunmayan hamil yönünden yazılı delil başlangıcı da teşkil etmeyeceği; ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732. maddesi uyarınca hamilin, keşideci olan davalılara karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabileceği, davacı, sebepsiz zenginleşmeye dayanmamakla birlikte sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunma süresi olan bir yıllık sürenin de 23.12.2010 tarihinde dolduğu, bono, 14.02.2019 tarihinde takibe konulmuş olup dava zamanaşımı dolduğundan ve davalılar vekili de süresinde verdiği itiraz dilekçesinde senedin zamanaşımına uğradığını savunduğundan davacının dayandığı senet yönünden 3+1 yıllık zamanaşımı süresinin takipten önce dolduğu, davacının aralarında temel ilişki bulunmadığından senette keşideci olan davalılara karşı senede yazılı delil başlangıcı olarak dayanarak, alacak isteminde bulunmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.