Kanuni temsilcinin yönetim kurulu üyeliğinden istifasının geçerliliğinin tespiti ve SGK prim borçlarından sorumluluğuyla ilgili davanın eksik inceleme nedeniyle bozulması.
Özet: Bir kamu kurumu tarafından şirket borçları nedeniyle aleyhine ödeme emirleri çıkarılan eski bir yönetim kurulu üyesinin, görevinden istifa etmesine rağmen bu durumun bildirilmemesi sebebiyle sorumluluktan kurtulması gerektiğini iddia ederek ödeme emirlerinin iptalini talep ettiği davada; davacının yönetim kurulu üyeliği süresinin ticaret sicil kayıtları ve ilgili belgelerle net olarak belirlenmemesi, özellikle istifa dilekçesinin şirkete tebliğ edildiğine dair kanıt bulunmaması nedeniyle sorumluluk döneminin eksik incelendiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin lehe verdiği kararın bozulduğu, zira kanuni temsilcinin belirli bir tarihten sonraki sorumluluğu için temsil yetkisi aranmasa da görev süresinin kesin tespiti gerektiği, bozma sonrası mahkemenin davayı konusuz bırakma kararının da temyize götürüldüğü belirtilmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/272 E., 2021/592 K.İlk Derece Mahkemesinin kararı davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından 2007/011725 - 011726- 012146- 012147, 2008/0011669 - 011670, 2009/0100211 -010212-010321 -10322-011477- 011478-011480- 011481 takip nolu toplam 14 adet ödeme emri düzenlenip müvekkiline tebliğ olunduğunu, ödeme emirlerinde ... Tekstil Konfeksiyon San. ve Paz. A.Ş.'nin isminin bulunduğunu, müvekkilinin anılan şirketle ilgisinin avukat olarak başlayıp, 2007 yılında şirket yönetim kurulu üyesi olduğunu, 2008 yılı Şubat ayında bu görevinin sona erdirdiğini, istifa tarihinden sonra gümrük idaresinin bir işlemi nedeniyle müvekkiline müracaat edildiğinde şirket tarafından istifasının ilgili mercilere bildirilmediğini öğrendiğini belirterek müvekkili hakkında başlatılan ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurumda işlem gören ... Tekstil Konf. San. ve Paz. A.Ş.'nin süresinde ödenmeyen aylara ait prim ve fer'i borçları için 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü hakkındaki kanun hükümlerince icra takibine başlandığını, davacının 18.07.2007 tarihinden itibaren borçlu şirketin yönetim kurulu üyeliğine getirildiğini, Ticaret Sicil kayıtlarında görevden ayrılış tarihi ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmadığını, borçluya gönderilen ödeme emirlerinin de sorumlu olduğu dönemi kapsadığını, tüzel kişilerin tasfiye halinde girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağını belirterek, davanın reddine, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereği %10 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 20.06.2014 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıMahkemenin 20.06.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nce (kapatılan); "Somut olayda, davacı ... dava dışı ve asıl borçlu işveren ... Tekstil Konfeksiyon San ve Paz A.Ş'nin 18.07.2007 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. Davacının temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığından 01.07.2008 tarihinden önceki prim borçlarından sorumlu olmadığına dair mahkeme kabulü yerinde ise de bu tarihten itibaren yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu için temsil ve ilzam yetkisinin aranmayacağı kanun gereğidir.Öte yandan, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemin sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır. Davacı yönetim kurulu üyeliğinden 01.02.2008 tarihinde bir dilekçe ile istifa ettiğini ifade etmekte ise de bu dilekçenin şirkete ulaştığına dair herhangi bir belge ve kayıt sunulmadığı gibi yönetim kurulu kararı da bulunmamaktadır. Bu dilekçe her zaman düzenlenebilir nitelikte olup tebliğ edildiğine dair kayıt ve belge de sunulmamıştır. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşması zorunlu olup bu dilekçeye hukuken değer verilemez.Davacı bir başkasının yönetim kurulu üyeliğinden istifası üzerine seçilmiş olup bu dönemde yürürlükte bulunan TTK'nın 315.maddesine göre "275 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere bir azalık açılırsa idare meclisi kanuni şartları haiz bir kimseyi geçici olarak seçip ilk toplanacak umumi heyetin tasvibine arzeder. Bu suretle seçilen aza umumi heyet toplantısına kadar vazifesini yapar." düzenlemesi doğrultusunda ticaret sicil kayıtlarının tamamı getirtilerek, umumi heyet toplantısının hangi tarihte yapıldığı, davacının yeniden seçilip seçilmediği, 01.02.2008 tarihinden sonraki yönetim kurulu toplantılarını katılıp katılmadığı, katılmadığı takdirde yerine yeni bir üyenin seçilip seçilmediği araştırılmak suretiyle davacının yönetim kurulu üyeliğinin süresi tereddütsüz bir biçimde belirlendikten sonra 506 sayılı Yasa'nın 80/ 12... .07.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88.maddesinin 20.fıkrasına göre davacının sorumlu olduğu Kurum alacağının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucunda yerinde olmayan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin 29.12.2015 tarihli kararı ile dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin 29/12/2015 tarihli kararına karşı süresi içinde taraflarca temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nce (kapatılan); "Dosyadaki kayıt ve belgelerden; mahkemece daha önce verilen 20/06/2014 tarihli kararın dairemizin 15/01/20 15... /17495 E. - 2015/225 K. sayılı ilamıyla davacının dava dışı borçlu şirketteki yönetim kurul üyeliği süresinin sağlıklı bir şekilde belirlendikten sonra davacının sorumluluğunun tartışılması gerektiği belirtilerek bozma kararı verildiği, dava dışı borçlu müflis ... Teks. Kon. San. Paz. A.Ş. için 30/12/2014 tarihinde 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebinde bulunulduğu, iflas memurluğunca da 22/12/2014 tarihinde yapılandırma talebinde bulunulduğu, ödeme planında belirtilen tutarlara karşılık herhangi bir ödemede bulunulmadığı için yapılandırmaların bozulduğu anlaşılmaktadır.Somut olayda, davacının, davaya konu ödeme emirlerinden dava dışı borçlu şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu açıktır. Alacağın, borçlu şirket tarafından ödenmesi oranında davacının borç yükünden kurtulacağının kabulü gerekir. Ne var ki, 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırmaların ödemede bulunulmadığı gerekçesiyle Kurum tarafından bozulduğu anlaşıldığından davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hatalı olmuştur.Yapılacak iş; işin esasına girilerek, 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırmalardan sonra yapılan ödeme varsa, ödemenin hangi borçtan mahsup edildiğini araştırarak, dairemizin 15/01/20 15... /17495 E. - 2015/225 K. sayılı bozma kararı doğrultusunda araştırma yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir." gerekçesine dayalı olarak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin 27/03/2018 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne,-2007/011725, 2007/011726, 2007/0121 46... ... no.lu takip dosyalarındaki ödeme emirleri yönünden daha önce karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına,-2008/0116 69... /011670 takip no.lu ödeme emirlerinin 4-5-6.aylara ait işsizlik sigortası primi ve prim borçları yönünden daha önce karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına,-2008/0116 69... /011670 takip no.lu ödeme emirlerinin 7 ve 8. aylarına ilişkin prim ve işsizlik primi borçları yönünden ödeme emirlerinin iptali taleplerinin reddine,-2009/010211, 2009/010212, 2009/010321, 2009/010322, 2009/011477, 2009/011478, 2009/0114 80... /011481 takip no.lu ödeme emirlerinin iptali taleplerinin reddine,” karar verilmiştir.E. Üçüncü Bozma Kararı Mahkemenin 27.03.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde taraflarca temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece;" Somut olayda, dairemizin 08.03.20 16... /3936 E.- 2016/3839 K. sayılı ilamına uyma kararı verilsede ilam doğrultusunda araştırmanın eksik yapıldığı, dava dışı borçlu şirketin iflas dosyası dosya arasına alınmadan, davacı ile ilgili ilamda belirtilen araştırmalar yapılmadan ve şirkete iflas sürecinde kayyum atanıp atanmadığı belirlenmeden ve şirketin iflas tarihi gözetilerek ödeme emirlerinden sorumlu olmadığı dönemler belirlenmeden karar verilmesi hatalıdır.Yapılacak iş; borçlu şirketin iflas dosyasını dosya arasına alarak davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği tarihi belirlemek için 15/01/20 15... /17495 E. - 2015/225 K. sayılı bozma kararında belirtilen araştırmayı gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırarak araştırmak, davacının yönetim kurulu üyeliği devam ettiği belirlenirse iflas dosyasından şirkete tedbir konulması, kayyum ataması gibi durumların olup olmadığını belirlemek ve tespit edildiği takdirde davacının ödememek için haklı sebebini değerlendirmekten ibarettir.Kabule göre de; Dava dışı borçlu şirket 24.03.2009 tarihinde iflas ettiğinden davacının 2009/2. ve 2009/3. dönem borçlarından sorumlu tutulması hatalıdır." gerekçesi ile mahkemece verilen karar bozulmuştur.F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ileDavacının, 2009/0114 77... /011478 takip nolu ödeme emirlerinde yer alan 2009/2.ay ve 2009/3. ay prim borçlarının iptaline, davacının diğer ödeme emirlerinin iptali taleplerinin reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Müvekkilinin sırf nisabı doldurmak için yönetim kurulu üyeleri tarafından geçici olarak yönetim kurulu üyesi seçildiğini ve kendisine hiçbir yetki ve imza yetkisi dahi verilmediğini, müvekkilinin hayatında tek bir defa dahi yönetim kurlu toplantılarına iştirak etmemiş ve hiçbir karar altında imzası da bulunmadığını, bidayet Mahkemesinin, Türk Ticaret Kanunu'nun hükümlerini hiç nazara almadan ve bu konudaki Yargıtay içtihadlarını da gözardı ederek, hiçbir mesnedi olmayan eksik araştırmalı bir karar verdiğini,2. Delil toplanması taleplerinin Mahkeme tarafından reddolunduğunu, örnek vermek gerekirse;- İstifanın belirlenmesi adına tanık dinlenmesi talebinin, uyuşmazlık konusunun çözümüne ilişkin olmayacağından reddedildiğini,- 29.11.2016 tarihli celsede verilen ara karar ile taraflarına İstanbul Anadolu 3. İcra Dairesi'nin 2009/6 İflas sayılı dosyasında inceleme yapmak üzere yetki verildiğini, bu dosya içerisinde şirket defter ve kayıtları ile yönetim kurulu kararlarına ilişkin belgelerin ibrazı için bir sonraki celseye kadar süre verildiğini, ilgili dosyanın tetkik edildiğini, ibrazı istenen hiçbir belgenin dosyada olmadığı tespit edilmiş, ancak defterlerin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/468 E. sayılı dosyasında olabileceği bilgisine ulaşıldığını, bunun üzerine, bu dosya içerisindeki belgelerin celbi talep edilmişse de, bu talebin kesin süre içerisinde belge örnekleri sunulmadığından reddedildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Yargılama sonunda 2009/0114 77... ... nolu ödeme emirlerine konu 2009/2. ay ve 2009/3. ay prim borçlarının iptaline karar verildiğini, ancak davacının yönetim kurulu üyeliği ile sorumluluğu bulunduğunu, "Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağını", bu nedenle davacının 2009/2 ve 2009/3 prim borçlarından da sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın ve kararın bir örneğinin Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.