Mardindeki kadastro tespitine karşı açılan davada, davalılar adına tescilli taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarını taşımadığının hava fotoğrafları ve bilirkişi raporlarıyla ispatlanarak Hazine lehine tescilin iptali kararı.
Özet: Davacı hazine tarafından, davalılar adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla tescil edilen taşınmazların bu şartları taşımadığı gerekçesiyle tescilin iptali ve hazine adına tescili talep edilmiş; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, jeodezi ve ziraat bilirkişi raporları ile hava fotoğraflarına dayanarak taşınmazlar üzerinde kanunda aranan sürede ve nitelikte zilyetlik ve ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet bulunmadığı, terör nedeniyle zoraki terk iddialarının ve zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarının hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle, davalıların tescil şartlarını sağlamadığına karar vererek hazinenin talebini kabul etmiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1170 E.,2024/1603K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/23 E., 2022/53 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Mardin ili ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında 12.07.2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1038 parsel sayılı 66.167,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ve 1066 parsel sayılı 25.869,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla davalılar adına tescil edilmiştir.2. Davacı Hazine vekili asıl ve birleşen davalarda dava dilekçelerinde; Mardin ili .... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 10 38... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı taşınmaz edinim şartları oluşmadığı halde davalılar adına tespitin yapıldığını ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... ve arkadaşları cevap dilekçelerinde; açılan davanın haksız olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde dedeleri ... oğlu ... ...'ün imar ve ihya çalışması yaptığının mahalli bilirkişilerin beyanları ile tespit edildiğini, dava konusu taşınmaz dışında da köyde tapulu arazilerinin olduğunu, tapulu arazide badem ağaçlarının bulunduğunu, bağlarının bulunduğunu, dava konusu taşınmazı uzun zamandır ekmediklerini, ancak sahipsiz bırakmadıklarını, tüm köy halkı tarafından dava konusu taşınmazların kendilerine ait olduğunun bilindiğini, dava konusu taşınmazın dedelerinden ve babalarından kaldığını, uzun yıllardır kendi zilyetliklerinde olduğunu, davacı Hazinenin hiçbir araştırma yapmadan dava açmasının usule ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin benzer mahiyette olan beyanlarında taşınmazın davalıya miras kaldığı, taşınmazın ... ailesine ait olduğu ancak 1990'lı yıllarda yaşanan terör sebebiyle köyü terketmek zorunda kaldıklarını beyan ettikleri, jeodezi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1953- 1973- 1984- 1992- 2002 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde bu yıllarda işlenmediği tespitlerinde bulunulduğu, dava konusu taşınmazın kullanımı açısından değerlendirildiğinde mahalli bilirkişi beyanlarından farklı olarak herhangi bir kullanımın olmadığı, Yargıtay içtihatleri uyarınca tanık beyanları ile jeodezi raporu arasında çelişki olması durumunda jeodezi bilirkişi raporuna itibar edilmesinin zorunlu olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetlik sebebiyle kazanım olabilmesi için tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süresiyle ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet yapılmış olması ve malik sıfatıyla hareket edilmiş olması gerektiği, ancak taşınmaz üzerinde böyle bir kullanım olmadığı, 1980'li yıllarda terör sebebiyle terk edildiğine dair beyanlara da itibar edilmeyerek zoraki terk araştırmasının gereği duyulmadığı, dava konusu taşınmazlar üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... .maddeleri kapsamında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşulları oluşmadığı'' gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''Keşif ve alınan bilirkişi raporları ile taşınmazı gösterir fotoğraflara ve incelenen hava fotoğrafına göre çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olmadığı, jeodezi bilirkişi raporunda; dava konusu 10 38... parsel sayılı taşınmazların 1954, 1973, 1984, 19 92... yıllarına ait hava fotoğraflarına göre parsellerin üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet olmadığı, taşınmazlarda imar ihyanın bulunmadığı, ziraat bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazların sınırlarının belirgin olmadığı, taşlarının toplanmadığı, üzerlerinin sürülmediği, VI. sınıf tarım arazisi vasfında oldukları ve herhangi bir tarımsal arazi niteliğine sahip olmadıkları, zirai olarak tarım yapılacak arazisi vasfında olmadıkları, her ne kadar davalılar tarafından dayanılan vergi kaydının uygulanmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmesi mümkün olmadığından, bu yöndeki itirazının yerinde görülmediği, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu'' gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosunun 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre yapıldığını, dava konusu parselin orman alanı dışında bırakıldığını, ... Mahallesinde bulunan 10 38... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına senetsizden tespiti yapılmış ise de dayanağının 122 numaralı tahrir kayıtları olduğunu, 122 numaralı tahrir kaydının tespit bilirkişi ve mahalli bilirkişilere sorulmadığını, bu şekilde usule ve kanuna aykırı şekilde keşif yapıldığını, mahalli ve tespit bilirkişilerinin dayanak kayıt olarak sunulan kayıtların sınırlarını bildiklerini, taşınmaz başında yapılan keşifte dayanak kayıt olarak sunulan kayıtların mahalli ve tespit bilirkişilerine okunmadığını, bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporları mahkemece taraflara tebliğe çıkartılmadan hüküm kurulduğunu, savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarının davalılar lehine oluşup oluşmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.