Marka hükümsüzlüğü davasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, davacı markası ile davalı markaları arasında ayniyet derecesinde benzerlik ve karıştırılma ihtimali tespit etmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bebek ürünleri için tescilli "... ..." markasının sahibi davacının, davalı adına tescilli benzer "... " ve "k ... ..." markalarının hükümsüzlüğüne ilişkin açtığı davada, bölge adliye mahkemesinin bebek ve çocuk gibi kelimelerin zayıf ayırt ediciliği nedeniyle davayı reddetmesine karşın, yapılan temyiz incelemesinde davalı markalarının davacı markasının unsurları değiştirilerek ve logo eklenerek ayniyet derecesinde benzer şekilde oluşturulduğu ve ortalama tüketicide karıştırma veya ilişkilendirme ihtimali doğuracak nitelikte olduğu sonucuna varıldığını belirtmektedir.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/250 Esas, 2025/415 KararHÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın reddiİLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI : 2024/53 E., 2024/426 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının"... ..." markası adı altında bebekler için karyola, yatak, beşik ve aksesuar gibi bebek mobilyalarının üretimini ve satışını yaptığını, 1972 yılından beri mobilyacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, www.....com.tr adlı internet sitesinde ve çeşitli e-satış platformlarında hizmet verdiğini, 29.07.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde "... ..." isimli markanın tescili için başvuruda bulunduğunu, ... numaralı başvuru sonucunda 24.01.2021 tarihinden müvekkili adına tescil edildiğini, davalı adına kayıtlı 2021/0289 14... /... tescil numaralı "... ..." ibareli markaların müvekkili adına, tescilli marka ile iltibasa sebebiyet verdiğini ileri sürerek anılan markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, davacı adına tescilli marka ile davalı adına tescilli marka arasında ciddi farklar bulunduğunu, müvekkiline ait markanın ortalama tüketiciler nezdinde görsel ve anlamsal olarak farklılıklar oluşturduğunu, davacının müvekkili markasının tanınmışlığını kullandığını, farklı nice sınıflarında tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise sadece davacının markası ile çakışan sınıfları açısından kısmi hükümsüzlüğünü, markanın benzerliğine karar verilmesi halinde birlikte kullanım hakkı tanınmasına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... numaralı 24.01.2021 tescil tarihli markasının 20. ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler için tescilli “... ...” ibaresinden oluştuğu, davalının markasının ise "... ...” ve "k ... ..." ibaresi olduğu, 2022/22553 sayılı “K ... ...” markasının 03., 05., 10., 16., 18., 21., 24., 26., 27. ve 28. sınıflarda, davacının iddialarına mesnet 2020/87423 sayılı markasının ise 20. ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler için tescil edildiği, mal ve hizmetlerin aynı veya aynı tür olmadığından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin doğmadığı gerekçesiyle bu talep yönünden davanın reddine, 2021/028914 sayılı “K ... ...” markasının kapsamında bulunan 20. sınıf ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kullanımındaki “...” kelimesinin ingilizcede bebek anlamına gelen basit sözcüklerden olduğu, “...” ibaresinin ise Almancada çocuk anlamına geldiği dikkate alındığında her iki taraf markasının da bu tarz malzeme kullanımında ayırtedicilik özelliğinin zayıf olduğu ve ... ve ... ibarelerinin kullanımının kimsenin tekeline bırakılamayacağı, taraf markalarının bütünsel olarak benzer olmayıp, karıştırılma riski doğmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, benzerlik hukuki sebebine dayalı markanın hükümsüzlüğü ile marka sicilinden terkini istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeHükümsüzlüğe mesnet gösterilen ... numaralı davacı markası 24.01.2021 tarihinde 20. ve 35. sınıflarda tescil edilen “... ...” ibaresinden, hükümsüzlüğü istenen davalının markaları ise sonradan tescil edilmiş olan "... ” ve "k ... ..." ibarelerinden oluşturulmuştur. Taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, davacı markasının yazı kısmı aynı büyüklükte “ ...” şeklinde beyaz zemin üzerine siyah renkte yazılmak suretiyle, hükümsüzlüğü istenen davalı markalarının ise logo ... "... ..." şeklinde, yani davacı markasını oluşturan işaretlerin yerinin değiştirilmesi ile buna logo eklenmek suretiyle oluşturulduğu ve dolayısıyla işaretlerin ayniyet derecesinde benzer olduğu anlaşılmaktadır. Bu benzerliğin SMK m. 6/1 kapsamında ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırmaya sebebiyet verecek derecede olduğunun kabul edilmesi gerekir.Bilindiği üzere, Türk Marka Hukukunda geçerli olan tescil ilkesi gereği, SMK m. 7 hükmü uyarınca marka koruması tescille başlar. Yine geçerli olan tescilde öncelik ilkesi gereği de, önce tescil edilen bir markanın aynısı ve/veya benzerinin sonradan başkası adına marka olarak tescil edilmesine, önceki marka sahibi itiraz edebileceği gibi başkası adına tescilin gerçekleşmesi halinde de hükümsüzlüğünü isteyebilir. Somut olayda işaretler benzer olduğu gibi, davacının tescili davalının tescilinden önce olduğundan, geçerli olan tescil ve tescilde öncelik ilkeleri gereği, davacının markasının sonradan tescil edilen davalının markalarına karşı korunması gerekmektedir. Zira tescilli markadan doğan hak mutlak bir hak olup herkese karşı ileri sürülebilmektedir. İşaretlerin tescilli olduğu bir kısım mal ve hizmetler yönünden zayıf olması markanın koruma dışı kalması sonucunu doğurmaz. Belirtmek gerekir ki ayırt ediciliği zayıf olan işaretler de zamanla kuvvetli marka haline gelebilirler. Hal böyle olunca, önce tescil edilmiş olan davacı markasının, sadece aynı ve/veya benzer mal ve hizmetlerde sonradan tescil edilen davalı markalarının hükümsüzlüğüne dayanak oluşturduğu gözetilerek, İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince somut olaya uygun olmayan gerekçelerle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.