Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında Elazığ depreminde ağır hasar gören konutun tazminat talebinde, sigortacının temyiz itirazları reddedilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onandı.
Özet: Elazığ depreminde ağır hasar gören Zorunlu Deprem Sigortalı konutu için sigorta şirketinden tam tazminat talep eden davacının başvurusunda; sigorta şirketinin hasarın onarım ile giderilebileceği, yapısal sorunlar ve beyan eksikliği gibi itirazlarına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davacının 108.599,23 TLlik tazminat talebini kabul etmesi ve bu kararın davalı sigorta şirketinin temyiz itirazları Yargıtay tarafından reddedilerek onanmasıyla uyuşmazlık, sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğü lehine kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2639 E., 2022/2259 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mah. Sıf.)SAYISI : 2020/200 Esas - 2021/248 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait konutun davalı nezdinde zorunlu deprem sigortası(ZDS) poliçesi ile sigortalandığını, Elazığ ilinde 24.01.2020 tarihinde meydana gelen deprem sonucunda sigortalı taşınmazın ağır hasar gördüğünü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce yapılan incelemeyle ağır hasarlı raporu verildiğini, müvekkili tarafından davalı kuruma hasar ihbarı yapılmasına rağmen müvekkiline 4.786,00 TL kısmi ödeme yapıldığını, davalı kuruma yapılan ikinci başvuruya rağmen davalı tarafından sigorta bedelinin müvekkiline ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 108.599,73 TL'ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacının hasar talebinin ekspertiz raporlarındaki tespitlere göre değerlendirdiğini, meydana gelen depremde sigortalanan taşınmazın taşıyıcı kolonlarının hasarlanmadığını ve rizikodan önceki haline onarım ile getirilmesinin mümkün olduğunu, binanın yapısal sorunları nedeniyle yıkılıp yeniden yapılmasının iyileştirme niteliğinde olup ZDS kapsamında olmadığını, poliçedeki teminat miktarının müvekkilinin sorumluluğunun üst sınırını teşkil ettiğini ve zararın meydana geldiği tarihteki serbest piyasa birim fiyatlarına göre hasar bedelinin belirlenmesi gerektiğini, sigorta poliçesindeki teminatın amacının deprem nedeniyle oluşan gerçek zararın giderilmesi olduğunu, rizikonun yapım eksikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin ticari iş niteliğinde olmaması nedeniyle avans faizi istemenin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 86.173,36 TL tazminatın 03.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne, 108.599,23 TL'nin 29.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından brüt yüz ölçümünün doğru beyan edilmediğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığını, binanın yapısal hasarları ile yönetmeliklere uymaması nedeniyle ortaya çıkan hasarların depremden kaynaklı olmadığını, ağır hasar tespitinde depremden önce oluşan binadaki hasarların dikkate alınmadığını, yapılan ödeme ile sorumluluğun sona erdiğini, Bölge Adliye Mahkemesince aşkın sigorta hükümlerinin hatalı uygulandığını, beyan yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, yeniden yapım maliyeti belirlenirken bina aşınma payı oranlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davalı tarafından ZDS poliçesi ile teminat altına alınan konutun depremde hasara uğramasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 /1 maddesi uyarınca ONANMASINA,6305 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davalı ... (DASK) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.