Banka ve müşteri arasındaki EFT talimatı ile opsiyon işlemleri kaynaklı itirazın iptali davasında, davanın reddine ilişkin onama kararına karşı karar düzeltme isteminin reddi.
Özet: Davacı, banka hesabındaki paranın havale talimatına rağmen gönderilmediğini ve icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş; banka ise meblağın davacının opsiyon sözleşmelerinden kaynaklanan teminat tamamlama yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu oluşan zararı kapatmak için kullanıldığını savunmuştur. Ticaret Mahkemesinin davanın reddine dair kararı üst mahkemece onandıktan sonra, davacının bu onama kararına karşı yaptığı karar düzeltme istemi, yasal şartları taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve davacıya ret harcı ile para cezası yüklenmiştir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/710 Esas, 2024/131 KararHÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın reddiBİRLEŞEN DAVA : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/176 E.Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı onayan Dairenin kararı aleyhinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:KARARI. DAVA1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.04.2010 tarihinde davalıya gönderdiği havale talimatı ile hesabında bulunan 1.556.932,00 TL'nin ... Şubesi'nde bulunan ... hesabına EFT ile gönderilmesini istediğini, verilen cevapta hesapta yeterli bakiyenin bulunmadığının bildirildiğini, davalının müvekkilinin hesabındaki paranın ne olduğunu açıklayamadığını, açık yazılı talimata riayet etmeme sebebini somut şekilde ortaya koyamadığını, hesabındaki parasını alamayacağını anlayan müvekkilinin tahsil için başlattığı takibe davalının haksız ve kötüniyetle itiraz ettiğini ileri sürerek şimdilik icra takibine 20.000,00 TL’lik kısma yönelik itirazın iptalini, icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek bu kez icra takibinin 1.432.932,00 TL’lik kısmına yönelik itirazın iptalini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde taraflar arasında aktedilen sözleşmelerden söz edilmediğini, davacının yazılı talimatı ile Türkiye ... Bankası A.Ş. hisse senedinde sattığı 300.000 adet alım opsiyonunun dayanak varlık opsiyon sözleşmesi, opsiyon çerçeve sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesinin teminat tamamlama çağrısı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden 26.03.2010 tarihinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (İMKB) ikinci seansında 1.458.000,00 TL primin müşteri hesabından ödenerek nakten kapatıldığını, bakiyenin davacıya sözlü bildirildiğini, 20.04.2009 tarihinde bankanın aldığı opsiyonu kullanma hakkının doğduğunu, bu durumda davacının oluşan zararı hesabından ödemek ya da taahhüt ettiği dayanak varlığı bankaya teslim yerine aynı dayanak varlık üzerine değerli yeni bir alım opsiyonu satarak zarar rakamı kadar prim aldığını, primi vadesi gelen işlemini kapatmak üzere satın aldığı alım opsiyonu için prim olarak ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.III.MAHKEME KARARIMahkemece bozma ilamına uyularak, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, bozma ilamından önce alınan 30.03.2012 tarihli kök rapor ve 08.03.2013 tarihli ek raporda varılan sonuçlar, bozma ilamından sonra alınan 19.08.2016 tarihli raporda varılan sonuçlar, dosyaya kazandırılan bilirkişi tarafından hazırlanan yapılan görüşme kayıtları içerikleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hükme esas alınan 03.02.2021 tarihli kök raporda ve 25.05.2021 tarihli ek raporda varılan sonuçların sözleşme içeriklerine ve opsiyon işlemlerinin kendi içerisinde taşıdığı risklerin niteliğine uygun düşmediği, davacının "yapılan opsiyon işlemleri konusunda aydınlatılmadığı, bilakis kasıtlı olarak zarara uğratıldığı" sonucuna varılamayacağı, kaldı ki yaptığı bazı işlemler nedeniyle prim elde ettiği dikkate alındığında davacının davalı Banka’dan herhangi bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 05.03.2025 tarihli, 2024/3821 E., 2025/3515 K. sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur. IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.B.Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.V. SONUÇ: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK'un 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 1.283,10 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen HUMK'un 442/3 hükmü uyarınca takdiren 7.210,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.