6831 ve 6292 sayılı Kanunlar gereği Hazine adına tescilli 2/b arazisinde mirasçıların fiili kullanım şerhinin kadastro kaydına işlenmesi talebinin kabulüne yönelik ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: İstanbulda, 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış ve beyanlar hanesinde belirli mirasçıların 1998 yılından beri fiili kullanımında olduğu şerhi bulunan bir taşınmaz üzerinde, davacı mirasçı, babasından intikal eden kullanım hakkının 2/b kadastro tespiti sırasında hatalı şekilde kendi adına kaydedilmemesi nedeniyle mağdur olduğunu iddia ederek, taşınmazın beyanlar hanesine kendisinin de kullanıcı olduğuna dair şerh düşülmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, taşınmazın tarafların murisine ait olduğu ve davacının miras payı oranında zilyetlik hakkı bulunduğu gerekçesiyle davayı kabul ederek, davacının da 1998 yılından beri fiili kullanıcısı olduğu yönünde beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar vermiş, bu karara karşı hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/2689 E.  ,  2025/7704 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1001 E., 2024/2010 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/378 E., 2021/270 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 93... parsel sayılı 306,04 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bahçe ve üzerindeki 5 katlı binanın 1998 yılından beri ... evlatları ..., ..., ..., ... ve ...'nın müşterek kullanımında bulunduğu şerhi verilerek bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra hükmün beyanlar hanesindeki şerh, "işbu taşınmaz ve üzerindeki 5 katlı bina 1998 yılından beri ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... ..., .... ..., ...'nın fiili kullanımındadır" şeklinde düzeltilmiş, bilahare 06.11.2014 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca satış suretiyle taşınmazın 6121/30604 payı ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının babasının İstanbul ili ... ilçesi .... .... Mahallesi .... sokak no:10/1 adresinde bulunan 1 93... parsel sayılı arsanın 1990 yılından bu yana kullanıcısı olduğunu, davacı ve davalıların babasının satın aldığı yerin üzerinde 120 m² alanlı kargir 3. sınıf bir bina tesis ederek 01.01.1990 yıllından bu yana aynı yerde ikamet ettiğini, yerin toplam alanının 280 m² olduğunu, elektrik ve su aboneliği ile emlak beyanlarının iddialarını doğruladığını, 5831 sayılı Kanun gereğince 2/B kapsamında yapılan kadastro tespiti sırasında kullanıcı adının davacı ve davalıların babaları adına yazılması gerekirken sadece davalılar adına yazıldığını, davalılardan ... ve ... tarafından aynı taşınmaza yönelik İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/405 Esas ve 2015/442 Karar sayılı dosyasında açılan dava ile taşınmazın davacının tüm kardeşlerinin kullanımında olduğunun şerh verildiğini, davacının ilgili dosyaya müdahil olmaması nedeniyle adının yazılmadığı ve mağdur olduğunu, hak kaybına uğradığını belirterek, davacıya babasından kalan taşınmazda davacının da kullanıcı olduğuna dair şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın öncesinin Devlet Ormanı iken 6831 sayılı Kanun gereği yapılan 2/B çalışmaları ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını, dava konusu taşınmazın ... mirasçılar...,...,, ..., ..., ... ve ...'nın fiili kullanımında olduğunun tespit edildiğini, davacının davasını ispatlaması gerektiğini, dava konusu taşınmazın bir kısmının dava tarihinden evvel davalılardan ...'ya satışının yapıldığını, emsal Yargıtay kararları gereği davanın reddi gerektiğini, Hazinenin yasal hasım olması nedeniyle dava açılmasına sebebiyet vermediğini, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazın evveliyatının tarafların murisine ait olduğu, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve...'nın kullanımlarının mirasçı sıfatıyla sürdürüldüğü, kullanım kadastrosu tarih itibarıyla davacının miras payı oranında zilyetlik hakkının bulunduğu" gerekçesiyle davanın kabulü ile beyanlar hanesinde ''1998 yılından beri ... mirasçılar...,......... ..., ..., ...., ..., ...'nın fiili kullanımında olduğu'' şerhi bulunan dava konusu İstanbul ili ... ilçesi .... Mahallesi 1 93... parsel sayılı taşınmazın 1998 yılından beri ... mirasçısı ... (.....)'ın da kullanımında olduğu kabul edilerek, taşınmazın beyanlar hanesine ''1998 yılından beri ... mirasçıları ..., ..., ..., ............... (....)'ın fiili kullanımında olduğunun" şerh edilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "taşınmazın bahçe ve üzerindeki 5 katlı binanın 1998 yılından beri ... mirasçıları ... ve ... ve ... ve ... ve ...'nın müşterek fiili kullanımında" olduğunun tespit edildiği ve beyanlar hanesine şerh edildiği, sonrasında ... mirasçıları ... ve ... tarafından İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2013/405 Esas sayılı davanın yapılan yargılaması sonucu "taşınmazın ve üzerindeki 5 katlı binanın 1998 yılından beri ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ...'nın fiili kullanımında" olduğunun belirlendiği ve tapuya şerh edildiği, davacı ...'ın da ...'nın mirasçısı olduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığına, parselde halihazırda davalı gerçek kişiler lehine kullanıcı şerhi mevcut olup davalı Hazinenin de şerhe yönelik istinafında bu sebeple hukuki yararı bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hazinenin temyize konu davada yasal hasım olmasına ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesine rağmen diğer davalılarla birlikte vekalet ücreti ve mahkeme masraflarından müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde yazılı zilyetlik veya muhdesat şerhi, ayni bir hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp satılmasının, değiştirilmesinin mümkün olmadığını, böyle bir talebin tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemeyeceği ve dava yoluyla genel mahkemelerden istenilemeyeceğini, davacının kadastro mahkemesinde dava açma süresini kaçırdığını genel mahkemelerde bu davayı açabilmesinin mümkün olmadığını, aksi halde kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapılacak her devir işleminin ayrı bir dava konusu olacağını, davacının davasını ispatlamasına delil teşkil eden tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, eksik inceleme, yanlı tanık ifadeleri, yetersiz bilirkişi raporu ve delillerin takdirinde hata ile karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına, davalı Hazinenin davaya karşı çıkarak davanın esastan reddini savunmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.