Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, trafik kazası nedeniyle yaralanan yolcu için sigorta şirketinden talep edilen iş göremezlik tazminatı ve faiz türüne ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 2012deki bir trafik kazasında yolcu olarak ağır yaralanan davacının, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı aleyhine açtığı maddi tazminat davasına ilişkin olup; ilk derece mahkemesi, davacının geçici ve sürekli iş göremezliğine dair talebi kısmen kabul ederek, bilirkişi raporuyla tespit edilen maluliyet ve hatır taşıması indirimleri sonrası, toplamda 895.762,35 TL tazminatın sigorta poliçe limiti olan 225.000 TL ile sınırlı olarak yasal faiziyle ödenmesine karar vermiş; davacı vekili ise, hükmedilen miktarın yetersizliği ve ticari nitelikteki sigorta şirketine avans faizi uygulanması gerektiği gerekçeleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/710 - 2026/369T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2024/710 KARAR NO : 2026/369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 24.11.2023NUMARASI : 2022/74 Esas 2023/850 KararDAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : 03.03.2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.03.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 17.09.2012 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu konumunda bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, davacının geçici ve sürekli iş göremezliğinin, mesleki maluliyetinin, efor ve güç kaybı süre ve oranlarının tespitini talep ettiklerini, davalı sigorta şirketine başvurudan sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 19.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatı olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 02.03.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 225.000,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından yapıldığını, kaza nedeni ile doğan zarardan davalı şirketin poliçe limiti ile sınırlı olarak ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın oluşuna ilişkin kusur durumu ile davacı tarafın yaralanmasına ilişkin maluliyet durumunun yürürlükteki mevzuata uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, kaza sırasında emniyet kemeri takılmamasının ve hatır taşıması bulunduğunun dikkate alınması gerektiğini ve avans faizi isteminin yasal dayanağının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 30.11.2018 tarihli ve 2017/207 Esas, 2018/933 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla Dairenin 16.12.2021 tarihli 2019/1253 Esas, 2021/2459 Karar sayılı karar ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının sigortalı araçta yolcu konumunda olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 19.06.2018 tarihli raporda davacının engel oranının % 28,2 olduğu ve 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle ayrı ayrı % 20 oranında indirim yapılarak 04.01.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak poliçe limiti nazara alınmak suretiyle davanın kabulü ile 3.972,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 891.790,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 02.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta teminat limiti olan 225.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile ) tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacının maddi zararının hükmedilen tutardan çok daha fazla olduğunu, davacının kafatasında çökme kırığı meydana geldiğini, görme kaybı oluştuğunu ve çift gördüğünü, göz kapağında düşüklük meydana geldiğini, hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, davalının sigorta şirketi olması nedeniyle tüm iş ve işlemlerinin ticari nitelikte olduğunu, işletilecek faiz türünün avans faizi olması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 17.09.2012 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı olarak yaptığı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın poliçe limiti ile sınırlı olarak kabulüne karar verilmiş hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ve faiz türüne ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Mahkemece davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeli hükümlerine göre düzenlenen 19.06.2018 tarihli raporda davacının engel oranının % 28,2 olduğu, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği raporun davacı muayene edilmek, tedavi belgeleri ve raporlar değerlendirilmek suretiyle Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu ve kazaya karışan ... plakalı aracın hususi araç niteliğinde olduğu nazara alınarak hüküm altına alınan tazminata yasal faiz uygulanmasının doğru olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve istinaf kanun yoluna başvuran taraf aleyhine değerlendirme yapılamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,3-Davacı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 03.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.BaşkanÜye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.