Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın verdiği, 5271 sayılı Kanunun 280/1-e maddesindeki sınırlamalara aykırı bozma kararlarının adil yargılanma ve temyiz hakkına etkisi.
Özet: Sanık hakkında mala zarar verme ve güveni kötüye kullanma suçlarından verilen ilk derece mahkemesi mahkumiyet kararının, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Ceza Muhakemesi Kanununda sınırlı olarak belirtilen bozma nedenleri dışında, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden hukuka aykırı şekilde bozulması ve akabinde ilk derece mahkemesinin beraat kararı vermesiyle oluşan süreç incelenmiştir; Bölge Adliye Mahkemesinin bu hatalı bozma kararının yasal dayanağının bulunmadığı, kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği ve sanık ile katılanın temyiz ve adil yargılanma haklarını potansiyel olarak ihlal edebileceği tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2393 E., 2024/3071 K.SUÇLAR : Mala zarar verme, güveni kötüye kullanmaHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanmasıYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2022/574 Esas, 2023/445 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 151/1, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, güveni kötüye kullanma suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 155/1, 52/2, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 1.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 12.11.2024 tarihli ve 2024/2393 Esas, 2024/3071 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve katılan vekilinin istinaf başvularının kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2022/574 Esas, 2023/445 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme ve güveni kötüye kullanma suçlarından beraatine karar verilmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 12.11.2024 tarihli ve 2024/2393 Esas, 2024/3071 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZDeğerlendirme ve Gerekçe5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2022/574 Esas, 2023/445 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.10.2023 tarihli ve 2023/4077 Esas, 2023/3539 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın ve katılanın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanık ve katılanın temyiz hakkını etkilememiş ise de bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın ve katılanın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması...........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.10.2023 tarihli ve 2023/4077 Esas, 2023/3539 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli ve 2022/574 Esas, 2023/445 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,03.12.2025 tarihinde karar verildi.