Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan temerrüdü sonrası ödenen tazminatın enflasyon karşısında yetersiz kalmasıyla oluşan aşkın zarar talebi.
Özet: Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin daireleri eksik ve geç teslim etmesi nedeniyle daha önce hükmedilen tazminatın, uzun yargılama süreci ve taşınmazın değerindeki önemli artış karşısında davacının gerçek zararını karşılamadığı iddiasıyla Türk Borçlar Kanununun 122. maddesi uyarınca talep edilen "aşkın zarar" davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf, davalının eksik ve geç teslim nedeniyle temerrüde düştüğünü, önceki tazminatın davacının zararını tam karşılamadığı ve aşkın zararın oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2327 E., 2024/2553 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/217 E., 2024/314 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili arsa sahibi ile davalı arasında 05.03.2010 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline ait dairelerin küçültüldüğünü, teslim edilmesi gerekli büyüklükte dairelerin teslim edilmediğini, bilgisi ve rızası dışında proje tadilatları yapıldığını ve ayrıca dairelerin geç teslim edildiğini, bu kapsamda sözleşmeye aykırılıkların ve oluşan zararın tespiti ve tahsili amacı ile açtıkları tazminat talepli davaya ilişkin olarak Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/1573 E. sayılı dosyasında müvekkili lehine karar verildiğini, Mahkeme ilamında yer alan tazminat bedeli, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin tamamının davalı tarafından 28.04.2023 tarihinde banka kanalı ile ödendiğini, müvekkilinin 8 yıl süren bu yargılama sürecinin sonunda ve ancak faizi ile birlikte 153.550,00 TL aldığını, tahsil tarihi itibarı ile davaya konu eksik metrekare bedellerinin 2023 tarihi itibarı değeri takriben 1.500.000,00 TL olduğunu, müvekkilin uğradığı zararın satın aldığı dairenin % 85'ine tekabül ettiğini, müvekkilin faizi aşan bir zararı bulunduğunu, davacının ... zarar alacağı bilirkişi raporları ile anlaşılabileceğinden belirsiz alacak niteliğinde ikame edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL ... zararın dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.05.2024 tarihli dilekçesi ile talebini 936.476,00 TL olarak artırmıştır.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; asıl davaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 18.04.2023 tarihli kararına istinaden müvekkilin borcun tamamını yaklaşık on gün sonra 28.04.2023 tarihinde ödediğini, temerrüde düşülen bir durum bulunmadığını, söz konusu kararda eksik teslim ve geç teslimden dolayı davacı lehine tazminata hükmedilmiş olsa da birleşen davalarda müvekkilinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verildiğini, davacının soyut iddia ve hesap tarzı dışında herhangi bir somut delil sunmadığını, davanın açıldığı dönemde alacak miktarı tam ve net olarak bilinmiyorken müvekkilin temerrütünden bahsedilemeyeceğini, davacının bu alacağını geç tahsil etmesi yargılamanın uzamasından doğmakta olup bundan dolayı müvekkiline atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, ... zararın koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 05.03.2010 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve 14.09.2012 tarihli ek sözleşmesi gereğince davacıya düşen daireleri zamanında teslim etmediği bu nedenle 17.06.2013 tarihi itibari ile temerrüte düştüğü, Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19.01.2023 tarihli, 2020/199 Esas ve 2023/76 Karar sayılı kesinleşen kararı ile sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı yüklenicinin sözleşme hükümlerine aykırı olarak davacıya eksik ve geç daire tesliminde bulunduğundan ve davacının davalı yükleniciye fazla ödemede bulunduğu sabit olduğundan davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de, verilen tazminat miktarının davacının zararını karşılamadığı, zira davalı yüklenicinin sözleşme hükümlerine uygun olarak davacıdan fazla daire bedeli almamış olması halinde davacının dava konusu yapıda fazla ödediği bedelle daha fazla daire alabileceği düşünüldüğünde davacının 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesi gereğince aşkın zararının oluştuğunun sabit olduğu, davacının aşkın zararının hesaplanması için keşif yapılarak alınan 28.01.2024 tarihli teknik bilirkişi kök raporu ve 23.04.2024 tarihli ek raporunda aşkın zarar ile ilgili yapılan hesaplamaların dosya kapsamındaki olay ve belgelerle uyumlu ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından 2015 yılında açılan Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/199 E. sayılı davanın 2023 tarihinde sonuçlanması sebebiyle müvekkil şirkete herhangi bir kusur izafe edilerek ... zarara hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın açıldığı dönemde alacak miktarı tam ve net olarak bilinmiyorken müvekkilin temerrütünden bahsedilemeyeceğini, 18.04.2023 tarihli kararda davacı lehine hükmedilen 105.293,20 TL'nin yasal faizi ile birlikte müvekkil şirket tarafından karar tarihinden hemen on gün sonrasında ödendiğini, davacının alacağını geç almasının yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklandığını, ... zarardan borçlunun sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması gerektiğini, müvekkilin hiçbir kusuru bulunmayıp bahsedilen zarardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, davacının zararını kendi durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiğini, salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı ... zarar iddialarının hükme esas alınamayacağını, ülkenin ekonomik koşulları ve enflasyon gibi durumlara istinaden alacaklının zararını önleme amacı ile yasal faiz düzenlemesi getirilmiş olup müvekkilin de yargılama süreci bittikten hemen sonra hak kaybı oluşmaması için borcun tamamını yasal faizleri ile birlikte ödediğini, alacaklının temerrüt faizini aşan zararı ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağı bulunması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, taşınmazın yapı değeri ve arsa payı değeri hesaplaması yapılırken m² birim değerinin oldukça yüksek hesaplandığını, bilirkişi raporunda emsal taşınmazların da belirtilerek ortalama bir bedelin hesaplanması gerekmekte iken bilirkişiler tarafından yalnızca m² birim fiyatı hesaplamasından yola çıkılarak alınabilecek 83,61 m² birimin değerinin hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca müvekkil şirketin davacıya ödemiş olduğu bedel de mahsup edilmeden hakkaniyete aykırı olarak yüksek bir tazminata hükmedildiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ... zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavramların açıklanması gerekmektedir;Aşkın Zarar (... Zarar):Para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindeki ... (aşkın) zarar TBK. m. 122 (B.K.105) hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasına göre, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.1999 tarihli, 1998/13-353 E., 1999/929 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere ... zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. ... zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. ... ZARARIN TAZMİNİNİN ŞARTLARI:Yukarıda anlatılanlardan anlaşılacağı üzere, alacaklı temerrüt faizini isteme hakkı bakımından avantajlı bir konuma sahiptir. Oysa, aynı durum ... zararın tazminini isteme hakkı bakımından geçerli değildir. Alacaklı, ancak aşağıda açıklanan şartların bir arada bulunması halinde borçludan ... zararın tazminini isteyebilir.a. Bir Para Borcunun Bulunması ... zararın tazmininin istenebilmesi için borcun bir para borcu olması gerekir. Zira, ... zararın istenmesi her türlü borç bakımından değil, sadece para borçları için mümkündür. Para borcunun kaynağı ise önemli değildir;... zararın tazmini sadece tüketim ödüncü sözleşmesine münhasır değildir. Meselâ, sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya vekâletsiz işgörmeden ... para borcunda ... zararın tazmini söz konusu olabilir. Bunun için her şeyden önce borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekir.b. Borçlunun TemerrüdüTürk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca davalı borçlunun usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlu temerrüde düşürülmemişse borçlu hakkında yapılan icra takip tarihinde veya dava açılmışsa dava tarihinde borçlunun temerrüdü oluşur.c. ... Zarar... zararın tazmini için aranan şartlardan üçüncüsü zarardır. Nitekim, bu şart "temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa" ifadesi ile TBK'nın m. 122/1 hükmünde açıkça belirtilmektedir. Ancak, söz konusu hükümde zararın türü ve niteliği konusunda açıklık yoktur. Bununla beraber ... zarar da zarar teorisindeki genel esaslara uygun biçimde anlaşılmalıdır.Türk-İsviçre Hukuku'nda zarar daha ziyade dar anlamda, yani maddî zararı ifade etmek için kullanılır. Eksilmenin malvarlığında ortaya çıkması halinde maddî zarardan bahsedilir. Malvarlığındaki eksilme, alacaklının, zarar veren davranıştan sonra malvarlığının mevcut hali ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği hal arasındaki farkı ifade eder. Bu tanım çerçevesinde ... zarar da bir tür maddî zarardır. Bu zarar gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında (müspet) olumlu zarar olarak nitelendirilmektedir. ... zarardan söz edebilmek için temerrüt faizini aşan bir zararın meydana gelmesi gerekir. Şu halde, ... zarar hesaplanırken, bundan temerrüt faizinin çıkarılması gerekir. ... zarar çeşitli tarzlarda ortaya çıkabilir. Alacaklı, borçlunun kendisine para borcunu ödememesi sonucunda üçüncü kişiye olan borcunu ifa edemediği için temerrüde düşmüş ve kendisinin aldığı temerrüt faizinden daha yüksek bir temerrüt faizini ödemek zorunda kalmış olabilir. Alacağını zamanında tahsil edemeyen alacaklı şirket, üçüncü kişiye olan ve vadesi gelmiş borcunu ödemek için ihtiyacı olan krediyi 3. kişilerden sağlaması nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmeden dolayı da ... zararı oluşabilir.d. Uygun İlliyet Bağı... zararın tazmini için söz konusu zararla borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının varlığı aranır. Buna göre, alacaklının temerrüt faizini aşan zararı ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Şayet alacaklının uğradığını iddia ettiği zararla borçlunun temerrüdü arasında hiçbir illiyet bağı yoksa borçlu ... zarardan sorumlu tutulamaz, Alacaklının uğradığı ... zarar objektif bir şekilde genel hayat tecrübelerine ve olayların normal akışına göre borçlunun temerrüde düşmüş olmasının sonucu sayılabilirse borçlu aşkın zarardan sorumlu tutulur. Yani, borçlunun temerrüdü böyle bir zarara yol açmaya elverişli olmalıdır. Aksi takdirde, alacaklı ... zararın tazminini isteyemez.Genel esas, burada da geçerlidir. Bu itibarla, ... zarar ile fiil arasındaki uygun illiyet bağının var olduğunu gösteren tüm olguları ispatlaması gereken taraf davacıdır. Dolayısıyla, alacaklı uygun illiyet bağının bulunduğunu ortaya koyan vakıaları ve bunların dayanağı olan delilleri mahkemeye sunmalıdır.e. KusurBorçlunun temerrüde düşmesi veya temerrüt faizi ödemesi için kusur şart değildir. ... zararın tazmini ise temerrüdün kusura bağlı sonuçlarından biridir. Gerçekten de, kusur, ... zarar istemi bakımından mutlaka bulunması gereken bir unsurdur. TBK. m. 122/1 gereğince "borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe" faizi aşan zararı da tazmin etmekle yükümlüdür. Kusurun derecesi ise sorumluluğun doğması bakımından önemli değildir; borçlu her türlü kusurundan sorumludur. Borçlu hafif ihmali sonucunda temerrüde düşmüş olsa bile temerrüt sebebiyle ... ve faizle karşılanamayan ... zararı tazmin etmek zorunda kalır.TBK. m. 112 hükmüyle uyumlu olarak TBK. m. 122 hükmünde de alacaklı yararına bir kusur karinesi kabul edilmiştir. Buna göre, alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir; borçlunun kusurlu olduğu varsayılmaktadır. Borçlunun sorumluluktan kurtulması için kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekir.Borçlu temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu çeşitli şekillerde ispatlayabilir. Meselâ, alacaklıya zamanında ulaşacak şekilde gönderdiği paranın kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebeple geciktiğini ispatlayan borçlu ... zararı tazmin yükümlülüğünden kurtulabilir. Aynı esas, alacağın varlığından haberdar olmadığını ve bunda bir kusurunun bulunmadığını ya da ödemeyi zamanında yapmamasının beklenilmeyen bir halden kaynaklandığını ispatlayan borçlu için de geçerlidir.... ZARARIN İSPATI: ... zararın hesaplanmasında somut ve soyut yöntemler dikkate alınır.Somut yöntemde; davacı alacaklının ... zarar kaleminin oluştuğunu somut bir biçimde ispatlaması gerekir. Örneğin borcunu zamanında tahsil edememesi nedeniyle kredi borçlanması yaptığını veya 3. kişilere borcunu zamanında ödeyememesi nedeniyle temerrüd faizi ödediğini, cezai şart gibi ödemelerde bulunduğunu, yine dövizle yapmış olduğu borçlanmadan dolayı borcunu zamanında ödeyememiş olması nedeniyle kur farkından kaynaklanan zararı olduğunu, ödemekle yükümlü olduğu vergi, sosyal sigorta prim ödemeleri gibi ödemeleri zamanında ifa edememesi nedeniyle gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını iddia ederek bu zararını ispatlayabilir. Soyut yöntemde; yaşayan hayatın gerçekleri ve deneyimlerinin zorunlu kıldığı herkesçe bilinen normal durumlar ile fiili karineler başka bir deyişle Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde belirtilen genel kuralın istisnaları şeklinde ispat yükünü ortadan kaldıran olgular, ispat hukuku açısından alacaklı lehine değerlendirilir. Ülkemizde seyreden hiper enflasyon nedeniyle bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için çaba ve girişimlerde bulunmak, örneğin en azından vadeli mevduat, altın, devlet tahvili, döviz gibi yatırımlarda değerlendirmesi olayların normal akışına, hayat tecrübesine uygun bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur. Enflasyonist ortamda yaşayan normal makul bir insanın parasını atıl bir biçimde tutmayacağı, gelir getirecek bir yatırıma yatıracağı bilinen bir gerçektir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 232 (TBK 187, madde de belirtildiği üzere herkesçe bilinen vakıalarla ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz). Yasal deyimle bu maruf ve meşhur vakıaların ispatına gerek yoktur. Yüksek Enflasyon Dönemlerinde;Sürekli ve yüksek enflasyonun görüldüğü ülke ekonomilerinde para borcunun zamanında ödenmemesi halinde alacaklının borçluyu temerrüde düşürmesi, borcun ifasının uzun süre alması nedeniyle alacaklı her zaman zarara uğrar. Bu zararın bazı ispat kolaylıkları ile de olsa ispat edilmesi gerekir. Paranın değer kaybetmesi alacaklının mal varlığında bir eksilmeye yol açması halinde alacaklının zararının bulunduğu kabul edilmelidir. Normal Enflasyon Döneminde;Normal enflasyon dönemlerinde temerrütten sonra ifa anına kadar paranın değer kaybetmesi kural olarak zararın varlığını göstermez. Enflasyon ülke ekonomisinde süreklilik ve yükseklik arzetmiyorsa bu durumda alacaklının somut olaylarla zararını ispatlaması gerekir. 20.10.1989 gün ve 1988/4 Esas, 1989/3 Karar sayılı İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “para her zaman kullanılması mümkün ve temettü meta olduğundan geç ödenmesi halinde zararın varlığı kesindir.” denilerek para borcunu ödemekte geciken borçlunun bu eyleminden dolayı alacaklının zararının doğacağı kabul edilmiştir.Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve 2014/2267 sayılı başvuru no.lu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle ... zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması Anayasa Mahkemesi'nin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde ... zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.Yine Anayasa Mahkemesi'nin 2017-24810 başvuru numaralı 27.11. 2019 tarihli kararında da aynı ilkelere temas edilmiştir.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 57031/12 başvuru no.lu Suna Denizci/Türkiye hakkında verilen kararda da ... zararın talep edilebileceği belirtilmiştir.Yukarıda belirtilen kararlar uyarınca kişinin mal varlığında meydana gelen azalmanın mülkiyet hakkının ihlâli niteliğinde olduğu ... zarar ispatı konusunda katı ispat kurallarına bağlı kalındığında ihlâl kararları verildiği ve tazminata hükmedildiği yine yüksek enflasyonist dönemlerde borçlunun borcunu ödemeyerek düşük temerrüt faizinden yararlanarak haksız kazanç elde ettiği ve borçlunun borcunu ödememesi, direngen durumda olması nedeniyle mahkemelerdeki dava sayısının hızla arttığı görülmektedir. Bu nedenle yüksek enflasyonist dönemde soyut yöntemin dikkate alınması tüm bu sakıncaları ortadan kaldıracak, adaletin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Her somut olayın özelliği de dikkate alınarak bulunulacak zarar miktarının TBK'nın 50... . maddeleri (mülga BK'nın 42... md) kapsamında değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.... zararın hesap yönteminde dikkate alınacak ekonomik veriler;1 . Her yıl itibariyle gerçekleşen TEFE- TÜFE, oranı,2. Bankaların 3 aylık ortalama vadeli mevduat faiz oranları,3. Devlet tahvillerine verilen faiz oranları,4. Döviz kurlarındaki Amerikan Doları ve Euro değişim oranları, 5. Asgari ücret artışı,6. Altın fiyatlarındaki artışSepetteki bu verilerin ortalamasının mahkemece zararın hesaplanmasında dikkate alınması gerekir. İlk Derece Mahkemesince konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen ekonomik unsurlar dikkate alınarak oluşturulacak sepet hesabına göre davacı alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı tespit edilerek, varsa bu zarar miktarından davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faiz miktarı çıkartılarak, davacının ... zarar miktarı bulunup usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak davacı alacaklının aşkın zararının (...) tahsiline karar verilmesi gerekirken Dairemizin ... zarar hesaplama yönteminden ayrı olarak hesaplama yapan bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.