Yargıtay 7. Ceza Dairesi, kaçakçılık suçunda zincirleme suç ve lehe kanun uygulaması hataları nedeniyle asliye ceza mahkemesi mahkumiyet hükmünü bozdu.
Özet: Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanunun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi için kesinleşen benzer dosyaların incelenerek hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği; ayrıca suç tarihinde ve sonraki dönemde yürürlüğe giren yasa değişikliklerinin lehe olanının tespiti amacıyla ayrı ayrı karşılaştırılması yerine hatalı "karma uygulama" yapıldığı gerekçeleriyle bozulmuştur.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/145 E., 2021/266 K.SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: BozmaSanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ile 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususları tartışılarak belirlenmesi bakımından;Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 24.07.2013, iddianame düzenleme tarihinin 25.07.2013 olduğu,Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında kesinleşmiş olduğu anlaşılan Ereğli (Konya) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/415 Esas, 2021/304 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 19.07.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 05.09.2013 olduğu anlaşılmakla,Dosyadaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerini 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından, sanığa ait kesinleşen dosyanın getirtilip incelenerek aslı ya da ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubunun düşünülmesi ve sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,2.Suç tarihi itibarıyla sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5 ve 3/10. maddeleri kapsamında bulunduğu nazara alınarak, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 23... /2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken karma uygulama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 10.12.2025 tarihinde karar verildi.