Kadastro düzeltmesiyle oluşan arsa yüzölçümü fazlasından kaynaklı sebepsiz zenginleşme ve tazminat davasında yargıtay bozması sonrası değer tespiti uyuşmazlığı.
Özet: Davacılar tarafından, murislerinin 1998 yılında sattığı taşınmazın yüzölçümünün 2006 yılında kadastro tespiti ile artması sonucu davalı alıcının sebepsiz zenginleştiği ve bu fazlalık için ödeme yapılmadığı iddiasıyla, davalı alıcıdan sebepsiz zenginleşme bedelinin, Hazineden ise 4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca zararın tazmini talep edilen davada, ilk kararın Yargıtay tarafından bilirkişi raporlarındaki hesaplama çelişkileri nedeniyle bozulmasının ardından mahkemece bozmaya uyularak verilen kısmen kabul kararı, hem davacılar hem de davalı alıcı vekili tarafından, özellikle zenginleşmenin hesaplanmasında esas alınacak tarih (satış tarihi mi yoksa yüzölçümü artış tarihi mi) ve bilirkişi raporlarının hatalı olduğu gerekçeleriyle temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/2493 E.  ,  2025/16846 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/521 Esas, 2024/471 Karar
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkin asıl dava ile uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri dava dilekçelerinde özetle; .. ili, .. ilçesi Lodumlu (..) Mahallesi 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sonucunda 21.860 m² yüzölçümlü olarak davacılar murisleri .. ve hissedarları adına tespit ve tescil edildiğini, murisin vefatı sonucu davacılara intikal ettiği ve bu miktar üzerinden 17.07.1998 tarihinde davalı ...'a satıldığını, daha sonra yüzölçümünde hata bulunduğu iddiası ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince 29.03.2006 tarihinde dava konusu parselin yüzölçümünün 27.603 m² olarak .. Kadastro Müdürlüğünce düzeltildiğini ve tapuya bu miktar üzerinden tescil edildiğini, düzeltme sonucu oluşan 5.743 m² fazlalık nedeniyle davacılara alıcı ... tarafından bir ödeme yapılmadığını, davalının sebepsiz olarak zenginleştiğini belirtilerek, davalı ... ...’dan bedelin tahsili ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci madde nedeniyle uğranılan zararın davalı Hazineden rayiç değer üzerinden ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.11.2015 tarihli ve 2011/220 Esas, 2015/439 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.11.2015 tarihli ve 2011/220 Esas, 2015/439 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın, davalılar murisine satıldığı 17.07.1998 tarihindeki rayiç bedeli üzerinden yapılacak hesaplama neticesinde; davacıların hisselerine isabet eden alacak miktarının hüküm altına alınmasından ibaret olup ... yönünden de mükerrer ödemeye sebep olunmaması gerektiğini, ancak Mahkemece alınan bir asıl ve çok sayıda ek raporun incelenmesinde hesaplama yöntemi ve tarihleri bakımından çelişkiler bulunduğu gözlenmiş ve yukarıda açıklanan yönteme göre hesaplama yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığını, o hâlde Mahkemece yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Birinci Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınması mümkün olmayan bilirkişi raporları hükme esas alındığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, tapu devir tarihinde bir zenginleşmeden söz edilemeyeceğini, miktar artışının 29.03.2006 tarihinde yapıldığını, zenginleşmenin bu tarihte gerçekleştiğini, raporda 17.07.1998 tarihindeki tapuda gösterilen satış bedeli baz alınarak bu bedelin 2006 yılı ve dava tarihlerine göre yeniden belirlenmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay bozma ilamı incelendiğinde görüleceği üzere sebepsiz zenginleşmeye ilişkin değerlendirmelerde sadece davalı ... ... yönünden değerlendirme yapılarak karar bu yönü ile bozulduğunu, müvekkilleri aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin yüksek olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vekâlet ücreti yönünden de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporlarında zenginleşilen tutar yönünde yapılan hesaplamaların oldukça düşük olduğunu, satış tarihindeki senet bedeli üzerinden yapılan hesaplamanın günümüz koşullarına uyarlanması veyahutta güncel bedeller üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, yargılama gideri ve vekâlet ücreti bakımından müvekkillerin aleyhine hükmedilen tutarın kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamında sebepsiz zenginleşme anının tespitinin önem arz ettiğini, bu tarihin satış tarihi bulunduğu ve bu tarih itibari ile inceleme yapılması gerektiğini belirttiğini, davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, bozma kararında ... adına bir bozma bulunmadığını, bu nedenle ... için 2011/220 Esas sayılı dosya kapsamında verilen hükmün kesinleştiğini, yüzölçümü hatalarının alım satımdan sonra düzeltilmesi halinde ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların çözümü noktasında gelinen sebepsiz zenginleşen alıcı için satış tarihinin esas alınması, tapu kaydının tutulmasından doğan zararın tazmini için ise düzeltme tarihinin esas alınması gerektiğini, davacı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya içinde mevcut teknik bilirkişi raporlarında; dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesine göre yapılan miktar düzeltmesi işleminin yerinde görüldüğüne, yapılan düzeltme işlemi ile taşınmazın paftasında tersim edilmiş (çizilmiş) yüzölçümü ile arz üzerinde mevcut sınırlarında fiili bir değişmenin olmadığını, düzeltme işlemi ile bu sınırların taşınmazın paftası üzerinde ya da arazi üzerinde değişmeyip, ilk tesis kadastrosunda yanlış hesaplanmış olan yüzölçümünün değiştiğine dair açıkça tespit yapıldığını, söz konusu farkın, esasen parselin sınırlarının değiştirilmesinden değil, ilk tapulama/kadastro esnasında kullanılan ölçü tekniğinin ve teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığını, gerçekte zeminde bir azalma olmadığından davalı idare yönünden illiyet bağının da kesildiğini, öncelikle gerçek bir zarar olup olmadığının tespit edilmesi, zarar varsa dahi bu zarardan asıl sebepsiz zenginleşen sorumlu olacağından ... aleyhine açılan birleştirilen davaların husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gözetilmeksizin davalılar lehine reddedilen kısım üzerinden fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacılar vekillerinin mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının; hüküm fıkrasının (9), (14), (19), (28) ve (33) numaralı bentlerinde yer alan "117.387,93", “161.456,27”, “109.511,94”, “30.000,00” ve “32.886,05” sayılarının çıkartılması, yerlerine sırasıyla "514,16", “12.340,19”, “852,82”, “669,33” ve “4.462,19” sayılarının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,
10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.