2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayalı Organize Sanayi Bölgesindeki taşınmazın kamulaştırma bedeli ve tescili davasında arsa/arazi niteliği ile değerleme metodunun tartışıldığı temyiz incelemesi.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tesciline ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü kararı bölge adliye mahkemesince bir kez kaldırılıp iade edildikten sonra yeniden verilen kabul kararı, tarafların taşınmazın vasfı (arazi/arsa), değerleme yöntemi, emsaller ve faiz hesaplamasına yönelik itirazlarıyla istinaf edilmiştir; bölge adliye mahkemesi, taşınmazın arsa niteliğinde değerlendirilmesini, belirlenen bedelin benzer dosyalar ve Yargıtayca onaylanan emsallerle uyumlu olduğunu belirterek istinaf başvurularını esastan reddetmiş olup, dava dosyası tarafların aynı gerekçelerle yaptıkları temyiz başvurusu üzerine Yargıtay incelemesindedir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3820 Esas, 2025/2476 KararKARAR : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/203 Esas, 2024/360 KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Odası 1. Organize Sanayi Bölgesi adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 1 09... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın ... Odası 1. Organize Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini, teklif edilen değerin çok düşük olduğunu ileri sürmüştür.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arazi vasfında olup net gelirine göre değerlendirilmesi gerektiğini, alınan raporun ve yapılan incelemenin yetersiz olduğunu, bedelin yüksek belirlendiğini, aynı kamulaştırma kapsamında arazi olarak değerlendirme yapılan taşınmazlar bedellerinin Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onandığını, bu kararların dikkate alınmadığını, dava tarihi esas alındığında Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince kararda uygulanan faizin türü ve başlangıç-bitiş tarihlerinin hukuka aykırı olarak belirlenmiş olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın organize sanayi bölgesi genişleme alanında yer aldığını, imar planlarının 2021 yılında kesinleştiğini ve taşınmazın sanayi arsası olarak belirlendiğini, bu yönüyle alınan raporun yapılan incelemenin yetersiz bedelin düşük olduğunu, taşınmazın imar parseli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, emsallerin eski tarihli satış olması nedeniyle değerlendirmeye esas alınmayacağını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi gereği enflasyon oranında artış yapılmadığını, aynı bölgede 375 TL/m² bedel belirlendiğini, aynı bölgede aynı kamulaştırma kapsamında kalan ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşen bedellerin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaz için belirlenen bedellerin daha önce denetimden geçen taşınmazların konumu ve dava değerlendirme tarihleri dikkate alındığında bir biriyle uyumlu olduğu, değerlendirmeye esas emsallerin aynı bölgede açılan kamulaştırma dava dosyaları bilirkişi raporlarında da kıyas emsal olarak alındığı ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2022/917 Esas, 2022/18326 Karar sayılı kararı ile denetimden geçerek kesinleştiği de dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, temel olarak kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.2.Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılmak suretiyle değer biçilerek tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ... Odası 1. Organize Sanayi Bölgesi adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak ve kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirir.Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin; a) (a) harfli fıkrasının hükümden çıkarılması yerine ''Kamulaştırma bedelinin 2.729.950,93-TL kısmına dava dört ay içinde sonuçlandığından faiz işletilmesine yer olmadığına," b) (b) harfli fıkrasının hükümden çıkarılması yerine '' Fark bedel 825.369,307 TL lik kısmına dava tarihinden dört ay sonrası olan 21.03.2022 tarihinden ikinci karar tarihi olan 22.05.2024 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine'' cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda kanaatimce;Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Ankara Batı 1 inci Asliye Hukuk Mahkemesinin; “… dava tarihi olan … tarihinden … karar tarihi olan … tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin yürütülmesine” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talepleri de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 10.12.2025