Tekirdağda Hazinenin orman vasfıyla tescilini istediği taşınmaza ilişkin, çelişkili kadastro kararları sonrası bozmaya uyularak verilen ret kararının temyiz incelemesi.
Özet: Hazinenin çelişkili önceki kadastro mahkemesi kararları ve tapu kaydındaki belirsizlikler nedeniyle bir parselin orman vasfıyla adına tescilini talep ettiği tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin kesin hüküm ve hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davanın reddine dair kararları, Yargıtay tarafından kaldırılarak bozulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/444 E., 2024/71 K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RDavacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mahallesi 1085 parsel (yeni 178/3 parsel) sayılı taşınmazın kadastro davasına konu olması nedeniyle tapu kaydı açık iken, Orman İdaresi tarafından Hazine ve Bakanlık aleyhine açılan davanın yargılaması sonucunda Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin (hakem sıfatıyla) 12.03.1992 tarihli ve 1991/105 Esas, 1992/50 Karar sayılı kararıyla Devlet ormanı olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verildiğini, bu defa aynı taşınmazın, kadastro sırasında şahıslar adına tespit görmesi üzerine Orman İdaresi tarafından açılan davada ise Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 13.12.1996 tarihli ve 1994/97 Esas, 1996/40 Karar sayılı kararıyla orman ile bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle tespit gibi tesciline karar verildiğini ve anılan kararın 1997 yılında kesinleştiğini, dava konusu 1085 parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde, "19.01.1994 tarih ve 379 yevmiye numarası ile Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin (hakem sıfatıyla) 12.03.1992 tarihli ve 1991/105 Esas, 1992/50 Karar sayılı kararıyla orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. 18.05.1998 tarihli ve 2812 yevmiye numarası ile Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 1994/97 Esas ve 1996/40 Karar sayılı kararıyla da ..., ..., ..., .... ... adlarına tesciline karar verilmiş olup, bu kere bir karar iptal edilmediğinden işbu karar infaz edilememiştir" şerhlerinin bulunduğunu, Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin (hakem sıfatıyla) 12.03.1992 tarihli ve 1991/105 Esas, 1992/50 Karar sayılı kararıyla infazı sağlanamadığından ve tapuda malik olarak görünen kimse olmadığından işbu davanın tescil talebiyle Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 1994/97 Esas ve 1996/40 Karar sayılı kararına göre malik olduklarını iddia edebilecek davalılar aleyhine açıldığını belirterek, Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin (hakem sıfatıyla) 1991/105 Esas ve 1992/50 Karar sayılı kararı gereğince 1085 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar cevaplarında davanın reddini savunmuşlardır.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Davaya konu taşınmaza ilişkin olarak Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 1991/105 Esas ve 1992/50 Karar sayılı dosyasıyla Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 1994/97 Esas ve 1996/40 Karar sayılı dosyalarında verilmiş ve kesinleşmiş hükümlerin bulunduğu, bunlardan ilkinin talebe konu edildiği şekilde taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline ilişkin olup işbu dava dosyasına konu istemi karşılar şekilde bir mahkeme kararının mevcut olduğu, bu nedenlerle davaya konu talep hususunda kesin hüküm bulunduğu ve davacının işbu yeni davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, ayrıca birbiri ile çelişen mahkeme hükümlerinin bulunması halinde kararı veren mahkemede 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 374 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın iadesinin talep edilmesi gerektiği" belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi neticesinde, Dairemizin 07.04.2022 tarihli ve 2022/2229 Esas, 2022/3469 Karar sayılı ilâmıyla "Dosya kapsamından, dava konusu 1085 parselin 1981 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında tapu kaydına dayanılarak davalı gerçek kişilerin murisi adına tespit gördüğü, bunun üzerine Orman İdaresi tarafından 24.02.1982 tarihinde tespite itiraz davası açıldığı, 1984 yılında orman kadastrosunun yapılması nedeniyle orman kadastrosuna itiraza da dönüşen davada yapılan yargılama neticesinde, Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 1994/97 Esas ve 1996/40 Karar sayılı ilamıyla, itiraz davası reddedilerek taşınmazın tespit gibi teciline karar verildiği ve bu kararın 10.06.1997 tarihinde deracattan geçerek kesinleştiği; diğer yandan 1984 yılında yapılan orman kadastrosu sonrası 04.08.1986 tarihinde Orman İdaresi tarafından Hazine ve Bakanlık aleyhine itiraz davası açıldığı, bu davada, 1085 parselin 19 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan orman kadastrosu sırasında orman tahdidi içine alındığı ve 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu kararın yasal olmadığı ileri sürülerek, dava konusu parselin orman olarak Orman İdaresi adına tespit ve tescilinin istendiği, hakem sıfatıyla yapılan yargılama sonucunda, Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 1991/105 Esas ve 1992/50 Karar sayılı ilamıyla 1085 parselin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği ve bu kararın da 11.05.1992 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, somut olay değerlendirildiğinde, Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 1994/97 Esas sayılı dava dosyasında Hazinenin taraf olmadığı, yine hakem sıfatıyla görülen Tekirdağ 1. Kadastro Mahkemesinin 1991/105 Esas sayılı dosyasında ise davalı gerçek kişilerin taraf olmadığı, bu itibarla taraflar açısından verilen hükümlerin birbirine karşı kesin hüküm oluşturmadığı, Hazinenin bir yerin orman olduğu iddiasıyla her zaman dava açabileceği, bu nedenle dava açmasında hukuki yararının mevcut olduğu, bu doğrultuda Mahkemece eski tarihli belgeler çerçevesinde orman araştırması yapılması, yapılacak araştırma sonucu taşınmazın öncesi itibarıyla orman olduğunun anlaşılması durumunda Hazine adına, orman olmadığının anlaşılması halinde ise davalı gerçek kişiler adına tescil kararı verilerek tapu kaydının malik hanesinin doldurulması" gereğine değinilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesi gereği orman içi açıklık vasfında olmadığı, 3116 sayılı Orman Kanunu ve 6831 sayılı Kanunlar kapsamında orman sayılmayan yerlerden olduğu, bu nedenle Hazine adına tescil kararı verilmesinin mümkün olmadığı ancak Yargıtay ilamı doğrultusunda davalı gerçek kişiler adına tescil kararı verilerek tapu kaydının malik hanesinin doldurulmasının gerektiği" belirtilerek, davanın reddine, dava konusu Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mahallesi 1085 parsel sayılı taşınmazdaki toplam hisse miktarı 1920 pay kabul edilerek; 96 payın davalı ... adına, 96 payın davalı ... adına, 96 payın davalı ... adına, 96 payın davalı ... adına, 96 payın davalı ... adına, 120 payın davalı (TC : 297......) kimlik numaralı ... adına, 120 payın davalı ... adına, 120 payın davalı ... adına, 30 payın davalı ... adına, 45 payın davalı ... adına, 45 payın davalı ... adına, 240 payın davalı (TC : 297......) kimlik numaralı ... adına, 240 payın davalı ... ... adına, 210 payın davalı ... adına, 270 payın davalı ... ... adına tapuya tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.