Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap talebiyle açılan davanın, orman kadastrosuna itiraz niteliğine dönüşerek reddedilmesi ve bölge adliye mahkemesi kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Davacı tarafından, babası tarafından imar ve ihya edildiği ileri sürülen taşlık ve çalılık alan vasıflı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile adına tescili talebiyle açılan dava; başlangıçta asliye hukuk mahkemesince reddedilmiş, Yargıtayın bozması üzerine orman kadastrosuna itiraz davasına dönüşerek Kadastro Mahkemesine taşınmıştır. Kadastro Mahkemesi, taşınmazın bir bölümünün orman niteliğinde olduğunu ve davanın ispatlanamadığını belirterek talebi reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddederken, Yargıtay da kararı onamış ve davacının tescil talebinin tüm yargılama aşamalarında haksız bulunarak reddedildiğini kesinleştirmiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1190 E., 2024/1809 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceyhan Kadastro MahkemesiSAYISI : 2018/3 E., 2020/8 K.Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDavacı vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; sınırları belirtilen Ceyhan ilçesi .... beldesinde bulunan, kadastro çalışmaları sırasında taşlık ve çalılık olarak tespit harici bırakılan iki parça taşınmazın müvekkilinin babası tarafından imar ihya edildiğini ve müvekkiline bağışlandığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 23.07.2007 tarihli krokide sarı kalem ile taranan 14.282,01 metrekare yüzölçümlü taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.01.2017 tarihli ve 2016/7729 Esas, 2017/316 Karar sayılı ilamıyla; 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın taşlık ve kayalık olarak tespit harici bırakıldığı, davanın devamı sırasında yörede Orman Kadastrosu çalışması yapılarak 26.03.2012 tarihinde ilan edildiği, davanın varlığının tahdidin kesinleşmesini önlediği, davanın aynı zamanda sınırlandırmaya itiraz niteliğine dönüştüğü, İlk Derece Mahkemesince tescile ilişkin talebin elde tutularak Orman Kadastrosuna itiraz yönünden Kadastro Mahkemesinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi ve sonucunun beklenmesi gerektiği belirtilerek, hüküm bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak, orman kadastrosuna itiraz talebine ilişkin davanın dosyadan tefrikine, Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; kararın kesinleşmesi ve talep üzerine dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; orman bilirkişi raporuna göre dava konusu (C) harfi ile gösterilen bölümün orman sayılan yerlerden, dava konusu diğer bölümlerin ise orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı ve tüm bu bölümlerin tapuda tescilli yerler içinde kaldığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; işbu kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.