Marka hükümsüzlüğü davasında, davacının önceki tescilli markaları ile davalıya ait marka arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Davacı, önceki tarihli "..." ibareli markaları ile davalının tescilli "..." markası arasında, özellikle "..." kelimesinin asli unsur olarak aynı kavramsal kurguyu içermesi ve pazarlama eylemini çağrıştırması nedeniyle karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali bulunduğunu, kötüniyetli tescil iddialarıyla birlikte markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir; ancak mahkeme, davalı markasındaki "..." ibaresinin markayı davacı markalarından farklılaştırdığını, taraf markalarında görsel, işitsel ve anlamsal olarak genel izlenim itibariyle iltibas tehlikesinin bulunmadığını, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali oluşmadığını ve hükümsüzlük koşullarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiş ve bu karar temyiz incelemesi sonucu onanmıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/352 Esas, 2025/622 KararHÜKÜM : Davanın reddineİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/87 E., 2021/144 K.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin organize toptan ticaret sektöründe faaliyetlerini sürdürmek üzere 2001 yılında kurulduğunu, davalı adına tescil edilen 2019/70742 sayılı "..." ibareli markada asli unsur olan "..." kelimesinin müvekkilinin önceki tarihli 2003/38044 sayılı “...” markası ile birebir aynı olduğunu, kullanım itibariyle de yine market alışverişlerindeki eylem olan "seçerek almak" eylemini içerdiği için müvekkilinin itirazına dayanak olarak gösterdiği diğer marka olan ... numaralı "... market" markasını çağrıştırdığını, aynı mal/hizmet grubunda, aynı esas unsur olan "..." ibaresi üzerine, aynı kavramsal kurgu ile kurgulanan davalıya ait marka ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markalarının yaygın kullanıldığını ve tanınır hale geldiğini, dava konusu markanın kullanımı halinde ilişkilendirme ihtimali ve tanınmışlık nedeniyle davalı tarafından haksız kazanç sağlanacağını, aynı hizmet grubunda faaliyet gösteren müvekkilinin ve markasının itibarının zedeleneceğini, davalının başvurusunda iyiniyetli olmadığını ileri sürerek davalı adına 35. sınıftaki bir kısım mal/hizmet için tescil edilen 2019/70742 sayılı “...'' markasının hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkilinin ... markasını ..., ve R şeklinde ayırarak değerlendirme yapmasının ve kendisinin ... markasına dayanarak hükümsüzlüğünü talep etmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, davacının mesnet markaları ile dava konusu markadaki ortak unsurun "..." ibaresi olduğunu, fakat müvekkili başvurusunda asıl ve ayırt edici unsurun bir bütün halinde, tek kelime olan "..." ibaresinden meydana geldiğini, davacının markalarındaki esas unsur olan “benzerleri arasından hoşa gideni, iyi olanı, üstün bulunanı almak ya da yararlanmak üzere bir yana ayırmak” anlamına gelen ... ibaresinin, 35/5. sınıf için tanımlayıcılık içerdiğini, müvekkili markasıyla sunulan 35. sınıf hizmetlerden yararlanacak ortalama yararlanıcı veya tüketicilerin, sadece bu ibareyi işletmesel kaynağı gösteren bir işaret olarak algılamayacaklarını, markaların, bütünsel olarak tamamen farklı bir etki bıraktığını, iltibasın söz konusu olmadığını, davacının marka tescil başvurusuna itiraz edebilmesi için, adına tescilli markasını sonraki marka tescil başvurusu içerisinde bulunan mallar bakımından kullanarak bu hizmeti sunduğunu ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin davacının markalarına benzer bile olmayan markasını kötüniyetli tescil ettirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının da karıştırılma ihtimali ve hükümsüzlük iddialarıyla birlikte reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı şirketin dava konusu "..." ibareli marka başvurusu ile davacı şirkete ait "..." asıl unsurlu itiraza mesnet markaları arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira davacı markasının "..." ibaresinden oluştuğu, davalı markasında bulunan "..." ibaresinin markayı davacı markalarından farklılaştırdığı, buna göre taraf markalarında farklı unsurların ön plana çıkartılması, sesçil ve görsel olarak farklılık yaratılması nedeniyle markaların benzer olmadığı ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, bu bağlamda hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.