Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hakimlerin yargılama faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat davalarında husumet yönünden davanın devlete karşı açılması gerekliliği.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının Tavas Asliye Hukuk Mahkemesi hakimlerinin hukuka aykırı, kasten ve kinle verdikleri kararlar nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 20.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebiyle açtığı davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46. maddesi gereğince hakimlerin yargılama faaliyetinden doğan tazminat davalarının devlet aleyhine açılması zorunluluğuna rağmen doğrudan hakimlere karşı yöneltildiği gerekçesiyle husumet yokluğundan reddedilmesi ve bu ret kararı üzerine davacının yaptığı temyiz başvurusunun incelenmesini konu almaktadır.
Hukuk Genel Kurulu         2025/759 E.  ,  2025/935 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Yargıtay 1. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)

    SAYISI : 2023/6 E., 2025/2 K.
    1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 1. Hukuk Dairesince davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
    2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi
    4. Davacı dava dilekçesinde; 08.02.2010 tarihinde tapu iptali ve tescil talebiyle açtığı davanın Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.02.2011 tarihli ve 2010/44 Esas, 2011/86 Karar sayılı kararıyla sübut bulmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, Yargıtay incelemesinden geçerek kararın kesinleştiğini, 15.07.2016 tarihindeki gelişmelerden sonra aynı konuda 07.11.2016 tarihinde yeniden dava açtığını, Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli ve 2016/303 Esas, 2019/50 Karar sayılı ilâmıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-i maddesi gereğince davanın usulden reddedildiğini, istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılarak dosyanın yeniden görülmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderildiğini, ancak Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli ve 2019/574 Esas, 2021/605 Karar sayılı ilâmıyla yeniden kesin hüküm nedeniyle davanın reddedildiğini, Tavas Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimleri ... ve ...’ın hukuka aykırı şekilde kasten, bilinçli, keyfi, kin ve düşmanca davranarak kararlar verdiklerini, bozma kararına uyduktan sonra bozma kararını etkisiz kılacak şekilde davrandıklarını, somut olaya ve delillere aykırı hareket ettiklerini, görevi kötüye kullandıklarını, davanın esasına ilişkin delillerinin toplanmadığını, gerekçeli karar, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın 23.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı
    5. Davalı ... adına Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, öte yandan HMK’nın 46. maddesi gereğince davanın Hazineye karşı açılması gerektiğini, ...'na karşı açılan davanın husumet nedeniyle de reddi gerektiğini, anılan maddede sınırlı olarak sayılan hâkimin hukuki sorumluluğunu gerektirecek nedenlerin hiçbirinin bulunmadığını, hâkimin özel amaç ile hareket etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Özel Daire Kararı
    6. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.06.2025 tarihli ve 2023/6 Esas, 2025/2 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, 6100 sayılı HMK′nın 46. maddesinde düzenlenen hâkimlerin yargılama faaliyetinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
    Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK′nın 46. maddesine göre hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir ve Devlet dışındaki gerçek ve tüzel kişilerin davalı olarak yer alması mümkün değildir.
    Nitekim anılan husus, Hukuk Genel Kurulunun 2024/381 Esas, 2025/202 Karar ve 2021/439 Esas, 2022/481 Karar sayılı kararlarında da benimsenmştir.
    Hal böyle olunca, ... aleyhine açılan davanın sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
    HÜKÜM
    Açıklanan sebeplerle;
    1- Davanın husumet yönünden REDDİNE,
    2- HMK′nın 49. maddesi uyarınca takdiren 1.000,00 TL para cezasının davacıdan tahsiline,
    3- Peşin harcın mahsubu ile fazla alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
    4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesi uyarınca maddi tazminat yönünden 3.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
    5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesi uyarınca manevi tazminat yönünden 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
    6- Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, varsa artan avansın istek halinde davacıya iadesine…” karar verilmiştir.
    Kararın Temyizi
    7. Özel Daire kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    II. GEREKÇE
    8. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
    9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
    a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
    b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
    c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
    ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
    d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
    e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır.
    10. Madde metninden de anlaşılacağı üzere HMK, hukuk hâkimlerinin yargılama faaliyetinden dolayı (hâkimler aleyhine değil) Devlet aleyhine tazminat davası açılması sistemini benimsemiştir (Baki Kuru, Medenî Usul Hukuku El Kitabı, C.II, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s. 1801 vd.).
    11. Olayın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için bu aşamada 6100 sayılı Kanun’un "Tarafta iradî değişiklik’’ başlıklı 124. maddesi üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.
    12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinde; "(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
    (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
    (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
    (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder’’ şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
    13. Yukarıda yer verilen madde ile belirli hâllerde iradî taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirilmiştir. Anılan düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak yasa koyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir.
    14. İradî taraf değişikliğine ilişkin düzenleme karşısında gerek davacı gerekse davalı tarafta, iradî taraf değişikliği yapılması mümkündür (Hülya Taş Korkmaz, Medenî Usul Hukukunda İradî Taraf Değişikliği, Ankara 2014, s. 169).
    15. Somut olayda; davacı ... dava dilekçesinde ...'nı davalı olarak göstermek suretiyle eldeki davayı açmıştır. Dava dilekçesi ve tensip zaptı ...'na tebliğ edilmiş, ... adına Hazine vekili cevap dilekçesini sunmuş ve cevap dilekçesinde; HMK’nın 46. maddesi gereğince davanın Hazineye karşı açılması gerektiğini, işin esasına geçilmeden ...'na karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. Davacı asıl cevaba cevap dilekçesinde; davanın ...'na yöneltilmesi gerektiğini, Adalet Bakanı'nın yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin görevler hariç olmak üzere hâkim ve savcılar üzerinde gözetim hakkı bulunduğunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların idari görevleri yönünden ...'na bağlı olduklarını, Hazineye karşı husumet yönetilmesi gerektiği savunmasının hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür.
    16. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemini ...'na husumet yönelterek açtığı, yargılamanın devamı sırasında da kabul edilebilir bir yanılgıya düştüğünü ya da maddi bir hata yaptığını ileri sürüp bir talepte bulunmaksızın bu tür davaların ...'na yöneltilmesi gerektiğini iddia ettiği, temyiz dilekçesinde de bu iddiasını yinelediği, bir başka ifadeyle davasını Hazineye yöneltmediğini açıkça ifade ettiği anlaşılmaktadır.
    17. O hâlde, HMK’nın 124. maddesindeki iradî taraf değişikliği koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden ...'na karşı açılan eldeki davanın husumet yokluğundan dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
    18. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2021/(15)6-439 Esas, 2022/481 Karar ve 26.03.2025 tarihli ve 2024/11-381 Esas, 2025/202 Karar sayılı kararlarında da ...'na karşı açılan davaların husumet nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur.
    19. Hâl böyle olunca, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
    III. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
    Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
    25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.