Hukuk Genel Kurulunun, hakimlerin yargılama faaliyetinden doğan tazminat davasında pasif husumet eksikliği (Adalet Bakanlığı yerine Hazine) ve HMK 124. madde uyarınca taraf değişikliği imkanına dair kararı.
Özet: Davacı tarafından bir yargılamada hakimin hukuka aykırı kararlar verdiği ve istinaf dilekçesinin işleme alınmadığı iddiasıyla T.C. Adalet Bakanlığı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ilgili dairesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46. maddesi uyarınca hakimlerin yargılama faaliyetinden doğan tazminat sorumluluğunun Devlete (Hazineye) ait olduğu, davanın ise Adalet Bakanlığına yöneltildiği ve bu husumet eksikliğinin düzeltilmediği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermiş olup, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2025/587 E.  ,  2025/936 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)

    SAYISI : 2024/10 E., 2025/10 K.
    1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 11. Hukuk Dairesince davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
    2. Karar davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi
    4. Davacı dava dilekçesinde; davacısı olduğu Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve 2020/238 Esas, 2021/201 Karar sayılı dosyasında, Mahkeme kararını 08.07.2021 tarihli istinaf dilekçesi ile harcını da yatırarak istinaf ettiğini ancak istinaf dilekçesinin UYAP’a kaydedilmediğini, Mahkeme hâkiminin kasten, bilinçli ve hukuka aykırı olarak karar verdiğini, kararın hatalı olduğunu, kâtip ve hâkim ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi üyeleri hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na şikayette bulunduğunu, Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/238 Esas sayılı dosyasında davaya konu senedin teminat senedi olduğunu, kararın kesinleşmesinden sonra elde ettiği deliller bulunduğunu, Mahkemenin karar verirken bunları dikkate almadığını, anılan davada davalının temlikinin muvazaalı ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 50.000,00 TL maddi ve 750.000,00 TL manevi tazminatın Mahkemenin karar tarihi olan 20.05.2021’den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı
    5. Davalı ... adına Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, öte yandan davanın Hazine aleyhine değil ... aleyhine açıldığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığına husumet yöneltilemeyeceğini, esasa girilmesi hâlinde ise davanın esastan reddinin gerektiğini savunmuştur.
    Özel Daire Kararı
    6. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.06.2025 tarihli ve 2024/10 Esas, 2025/10 Karar sayılı kararı ile; “…Dava; HMK'nın 46/c maddesine dayalı olarak Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine dava açılabilir. Devlet aleyhine açılacak davada husumet Hazineye yöneltilmelidir. Davacı davasını ayrı tüzel kişiliği bulunan T.C. Adalet Bakanlığına yöneltmiş, yargılama boyunca da HMK'nın 124. maddesi gereğince tarafta değişiklik yapmamış, 124/3 maddesi gereğince herhangi bir talepte de bulunmamıştır.
    Bu nedenle Mahkememizce T.C. ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, Hazine davada taraf olmadığından lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir.
    HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
    1-Davanın pasif husumet nedeniyle REDDİNE,
    2-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 13.662,00 TL harçtan mahsubu ile kalan 13.046,60 TL harcın istek halinde davacıya iadesine,
    3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat yönünden 46.500,00 TL ve manevi tazminat yönünden 46.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
    4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına…” karar verilmiştir.
    Kararın Temyizi
    7. Özel Daire kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    II. GEREKÇE
    8. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
    9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
    a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
    b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
    c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
    ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
    d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
    e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır.
    10. Madde metninden de anlaşılacağı üzere HMK, hukuk hâkimlerinin yargılama faaliyetinden dolayı (hâkimler aleyhine değil) Devlet aleyhine tazminat davası açılması sistemini benimsemiştir (Baki Kuru, Medenî Usul Hukuku El Kitabı, C.II, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s. 1801 vd.).
    11. Olayın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için bu aşamada HMK’nın “Tarafta iradî değişikliği” başlıklı 124. maddesi üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.
    12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinde; “(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
    (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
    (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
    (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
    13. Yukarıda yer verilen madde ile belirli hâllerde iradî taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirilmiştir. Anılan düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak yasa koyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir.
    14. İradî taraf değişikliğine ilişkin düzenleme karşısında gerek davacı gerekse davalı tarafta iradî taraf değişikliği yapılması mümkündür (Hülya Taş Korkmaz, Medenî Usul Hukukunda İradi Taraf Değişikliği, Ankara 2014, s. 169).
    15. Somut olayda; davacı dava dilekçesinde Adalet Bakanlığını davalı olarak göstermek suretiyle eldeki davayı açmıştır. Dava dilekçesi ve tensip zaptı Adalet Bakanlığına tebliğ edilmiş, ... adına Hazine vekili cevap dilekçesini sunmuş ve cevap dilekçesinde; HMK’nın 46. maddesi gereğince davanın Hazineye karşı açılması gerektiğini, işin esasına geçilmeden Adalet Bakanlığına karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. Davacı asıl cevaba cevap dilekçesinde; davanın Adalet Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, Adalet Bakanının yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin görevler hariç olmak üzere hâkim ve savcılar üzerinde gözetim hakkı bulunduğunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olduklarını, Hazineye karşı husumet yönetilmesi gerektiği savunmasının hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür.
    16. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemini Adalet Bakanlığına husumet yönelterek açtığı, yargılamanın devamı sırasında da kabul edilebilir bir yanılgıya düştüğünü ya da maddi bir hata yaptığını ileri sürüp bir talepte bulunmaksızın bu tür davaların Adalet Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini iddia ettiği, temyiz dilekçesinde de bu iddiasını yinelediği, bir başka ifadeyle davasını Hazineye yöneltmediğini açıkça ifade ettiği anlaşılmaktadır.
    17. O hâlde, HMK’nın 124. maddesindeki iradi taraf değişikliği koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden Adalet Bakanlığına karşı açılan eldeki davanın husumet yokluğundan dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
    18. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2021/(15)6-439 Esas, 2022/481 Karar ve 26.03.2025 tarihli ve 2024/11-381 Esas, 2025/202 Karar sayılı kararlarında da Adalet Bakanlığına karşı açılan davaların husumet nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur.
    19. Hâl böyle olunca, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
    III. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
    Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
    25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.